merhaba,
benim için geç farkedilmiş ve fakat iyi ki farkedilmiş bir fotoğraf sanatçısı ve harika bir eleştirmensiniz. sabırla, emekle incelikle yazdığınız yorumlardan iz sürerek güzel fotoğraflarınıza ulaştım. fk içinde kurduğunuz kendine özgü, sükûnet ve samimiyet dolu dünyanıza hayran kaldım. fotoğraflarınızdan özellikle açı ve kadrajla ilgili çok değerli dersler çıkardım kendime. galerinizi bir saati aşkın süre dolaştım, büyük keyif aldım ve fakat henüz bitiremedim. puanlar muhtemel ki umurunuzda değil, benim de pek değil. ve fakat bu puanlama sistemi nedeniyle sizi farketmekte bu kadar gecikmiş olmam büyük bir kayıp... kendi adıma günlerinin bir kısmını fk içinde yaşayan herkesin sizin dünyanızı tanıması gerektiğini düşünüyorum. sadece fotoğraflarınıza yakından bakmakla kalmamalı, başkalarına ait fotoğraflara, çoğu defa kendilerinden bile daha fazla özen göstererek yazdığınız yorumları da okumalılar... bunları burada ifade ettim, çünkü fotoğraflarınızın, bütün o incelikle dolu sözcüklerinizin, dahası hayran olunası, iddiasız ve fakat güçlü fotoğraf dünyanızın farkında olduğumu mutlaka söylemem gerekiyordu. benim açımdan bu çok gerekli bir şeydi. izlemeye mutlulukla devam edeceğim. selamlar
böylesi övgü dolu sözleri hak edecek ne yaptım bilmiyorum. *****
lisede edebiyat hocam, herkesten ertesi gün için birer öykü yazmasını sitemişti. yazmaya öylece başladım. ve fakat sonunu getirmedim.*****
halen işletme öğrenimim devam ediyor ODTÜ'de, ancak bana öyle geliyor ki yapabildiğim bütün şeyler içerisinde yaparken en çok keyif aldığım ikisi yazmak ve fotoğraflamak. görsel estetikle aram ilkokuldan beri iyidir, kendimi bildim bileli.*****
fotokritik'te var olma sebebim, arkadaşımın fotoğraf makinesi ile başladığım çekimlerde elime geçen sonucu paylaşmak ve gelecek eleştirilerle yolumu belirlemekti. burada fotoğraflarımı takip eden az sayıda ancak değerli bir izleyici grubum var, sağolsunlar çalışmalarıma yaptıkları yorumlarla fotoğrafıma katkı sağlamaya devam ediyorlar. bunun dışında çalışmalarımın ilgi görmemesinden şikayetçi değilim, alıştım zaten. ayrıca neyi beğendiğini ve neyi sorunlu gördüğünü anlatmayan, yahut fotoğrafın kendisini taşıdığı başka bir evrene dair iki kelam etmeyen eleştiriler de, fotoğraf puanı dışında çok işe yaramıyor, ha bir de teşvik etmek dışında. yine de misal "kubbe" adlı fotoğrafıma gelen sert ama düzeltici eleştiriyi, "çok güzel" gibi iki kelimeyle kısıtlı olanlara tercih ederim.*****
yazmadan düşünemeyenlerdenim Gökhan Bey. bu nedenledir ki günlük yazmazsam, samimi dostlarıma e-posta göndermezsem kendimi tefekküre zorlayamıyorum. fotoğrafa üzerine düşünebilmek ve kendim için yollar bulabilmek adına gördüğüm çalışmalara yorumumu eklemeye çalışıyorum.*****
burada beni en çok memnun eden şeylerden biri, yazdığım eleştiriye tatmin edici bir cevap alabilmek -fotoğrafın öyküsü de olabilir bu, benim hatalı gördüğüm bir unsurun aslında kasıtlı olarak bulundurulduğuna dair bir itiraz da olabilir- oluyor. böylece bir fotoğraf örneğinden yola çıkarak genel anlamıyla fotoğraf'a dair düşünebilme şansımız oluyor. son fotoğrafıma ya da Muhammed'e Onur Yılmaz Abi'nin yazdığı eleştiri altında böyle muhabbetlerimiz oldu. ve hatta Muhammed, Onur Abi'nin Ballad Stories serisindeki bir fotoğrafa cevaptı diyebilirim.*****
eleştiri yazarken özen göstermeye çalışmam, fotoğraflayan için olduğu kadar -belki daha çok- kendim için gösterilmiş bir itina oluyor bu yönüyle. kaldı ki beğendiğim bir fotoğrafa değer katabilmek, eksik bulduklarımın hatalı olduğu yönlerini belirterek diğer arkadaşlarımı uyarmaya çalışmak son derece keyifli de oluyor.*****
portfolyomu bu fenli değerli bulmuş olmanız beni şaşırttı, sevindirdi ve heyecanlandırdı. güzel sözleriniz için ne çok teşekkür etsem az...****
___
profilime de yazdığım gibi salgado'yu derinlik ve leke dağılımı bakımından, koudelka'yı durup dururken tarzını değiştirme cesareti açısından, nuri bilge ceylan'ı kadraj ve tonları yönüyle kendime örnek alıyorum. amacım rüzgara kapılmadan, her esintiden birer koku saklayabilmek. *****
fotoğraflarımda genelde görülen ve beğenilen bir görsel malzemenin heyecan içinde çok da düşünülmeden, yaratıcı bir kadraj ve tonlarla fotoğraflanması çabası, telaşı görülebiliyor. görsel estetiğin her türüne duyduğum tutku nedeniyle amaçsız bir fotoğrafa yönelmiştim.*****
ancak son günlerde "phil borges" fotoğrafı ile karşılaştım. usta fotoğrafını kayde değer bir amaca yöneltmiş ve insanlığın kederini yahut sevincini, yozlaşmayı ve erdemi kendi diliyle anlatmayı seçmiş.
*****
onu görünce fotoğrafımın amaçsızlığından üzüntü duydum. phil borges için www.philborges.com adresine girmenizi şiddetle tavsiye ederim.
*****
şimdilerde ben de fotoğraflarıma bir amaç yüklemek, ve zamanlar kendi "fotoğraf"ımı bulabilmek ve tanıdık bir ses dönüştürebilmek istiyorum. filmin jeneriğinden ve konusundan kim olduğu anlaşılan yönetmenler gibi...
*****
genelde insan-mekan fotoğrafına yakın bir nokta aslında, ulaşmak istediğim. ama bunun ötesine geçip, mekandaki portreyi yakalamak istiyorum. fotoğrafımın konusu olan insanı anladığım şekliyle, uygun fon, tonlar ve kompozisyon ile fotoğraflamak; bildiğim, aşina olduğum bi öyküyü kendimce anlatabilmek istiyorum.*****
fotoğrafladığım insanın hayatını, biraz da estetize ederek ve kendi görsel dilimi oluşturmaya çalışarak, mevcut gerçekliğinin ötesine taşıyıp yorumlayabilmek istiyorum. bunu, "kızı dağa kaçıran eşkıya" haberini okumak yerine, "ince memed"i okuma sebebimiz olarak algılıyorum zira.
*****
yönelmek istediğim nokta, karakter derinliği üst seviyede bir film yerine (amadeus gibi), portrevari bir filmi (about schmidt) bulmak.
*****
şu anda size bunları yazıyorum, çünkü neyin peşinde olduğumu zihnimde netleştirebilmek için yazmaya ihtiyacım var :)
*****
... son fotoğrafım ve Muhammed, yönelmek istediğim doğrultuya dair bir ipucu olsunlar diye paylaşıldı burada. o fotoğraflar çekilirken zihnimde bu düşünceler yoktu. sanıyorum fotokritik kanalıyla teknik bilgimi ve kompozisyon becerimi, bunun yanında portre çekim yetimi geliştirmek; photoshop edinip kullanmayı öğrenmek ve evet, artık bir dslr makine almak durumunda kalacağım. ama bundan 10 yıl sonra, 33 yaşına geldiğimde kendimce bir fotoğraf dili üretebileceğim umudu her şeye değer. kim bilir belki bir gün böylesi bir "mekanda portre" yakalayabilirim: http://www.philborges.com/es/kenya/8.html
*****
tekrar tekrar teşekkürler, güzel sözleriniz için.
Aslında biliyorum burada naçizane cevap hakkım yok, bunu bir not olarak kabul ediniz lütfen.
Başkaları ne demiş köşesine genelde tebrik veya teşekkür mesajları atılıyor bu platformda. Oysa, bence buraya üyelerin o fotoğrafçı ile ilgili yorumları, yakınen tanıyorlarsa bizim bilmediğimiz bazı yönlerini kaleme almaları daha çok yakışıyor.
Bu anlamda şu ana dek karşılaşma fırsatı bulamadığım Fatih Bey'i tanımak için profiline girdiğimde, evvelden bildiğim ve zevkine güvendiğim, düşüncelerine saygı duyduğum Gökhan Bey'in bu güzel yorumunu buldum.
Aslında güzel yeterince tanımlamıyor. Çok içten, zengin ve takdire şayan bir kadirşinaslıkla yazılmış bir yorum.
İkinize de çok teşekkür ederim, FK'de ögrdüğüm belki de en güzel yorumun yazılmasına katkınız için.
İlham verene de, dile getirene de şapka !
Selam ve sevgilerimle,
EK
smeagol, "gollum"dan daha iyi tanımlıyor beni. hani frodo'nun iki kule'de, "ölü bataklıklar"dan geçerken gollum'a doğru eğilip söylediği bir tonda "smeagol"... nasıl bilmem ama içimde ikiden de fazla farklı kişi yaşıyormuş gibi, ve ne istediğini bilemez halde olmasına rağmen sonsuz bir arzu ile o ne olduğunu bilmediği şeyi isteyen karakter ben oluyorum. kişilik bunalımı yaşayan, kendini çok önceleri kaybetmiş ve galiba, yeniden bulma şansı kalmamış... (emilliana torrini'nin o harika şarkısında söylediği gibi: "you are lost, you can never go home...") güç'ün yahut "kıymetli" gördüğü her ne ise onun peşine takılıp kendisini yitirmiş... biri kulağına eğilip, "bir zamanlar adın bu idi değil mi, smeagol" dediğininde gözlerini kocaman açarak "evet... issmimisss... ismimisss. sss. sss... sssmeagol" diyen biraz kendine tapan, epeyce kendinden nefret eden bir tuhaf ademim...buna mahsuben, kendime "gollum" gibi ne olduğu kestirilebilen, karikatürize halini değil de; daha derin ve karmaşık halini seçtim; yüzüklerin efendisi'nde en sevdiğim karakterin ;)ilgilendiğin için sağol, iyi yıllar.torrini'nin şarkısını dinlemeni öneririm, iki kule'nin soundtrack şarkısıdır: http://www.youtube.com/watch?v=p8T3IxGOHHY sözleri: http://www.elyrics4u.com/g/gollum_s_song_emiliana_torrini.htm