Işık Doğu’dan yükselir ve ilk önce Batı aydınlanır. bizler yaşamayı zorlaştırırız, ve bazen de imkansız hale getiririz... Irmakların önüne barajlar yapmaktan vazgeçelim. Bırakalım hayat istediği gibi akıp gitsin. Olacaklar olsun
.........................................
“Günlerdir görmedin seni… Sözcüğe hiçbir sıfat katmadan en sade biçimiyle “özledim” Özümden ve içimden gelen bir duygu bu. Seni ve kendimi özdeşleştirdim. İçimde bir yerlerde bir ve aynı şey olduk böylece.
Biri sırtımdan vurdu beni. Uzun, çok uzun bir dikenli tel geçirdi sonra yaramdan. Kalbimi ortalayıp uzattı önüm sıra… Şimdi peşinden gittiğim bir gölge. O uzaklaştıkça çekiyor elinde tuttuğu dikenli teli. İllüzyonistlerin çektikçe bitiremediği eşarp düğümlerini hatırlıyorum. Kalbim daha çok kanıyor zaman geçtikçe. Kanıyor. Kanım sızıyor bedenimden. Ağır çekim bir filmin sahnesini süsleyen saat gibi, “bü-tün ya-vaş-lı-ğı” ile telin her dikeninin kalbimin içinden geçişini izliyorum.