Bu dünya halkına, "fotoğraf makinelidir" diye cep telefonlarına bir servet ödettirildi. Teknolojiyi finanse edenler ilk olma ayrıcalığını yaşarken uzunca bir süre gelecek nesillere bırakacak tek bir kaliteli fotoğraf çekememiş olduklarını farkettiklerinde çoktan daha iyisinin çıkmış olduğu konusunda reklam bombardımanı altında kalmışlardı ve aynı oyun tiyatro gibi sahnelenmeye devam edilmiştir.. Bugün yüksek teknoloji ve iyi ekipman ile kaliteli fotoğraf çekmek mümkündür. Fakat burada kullanıcıdan çok makinenin performansı ön plana çıkacak şekilde bir evrimleşme gerçekleşmiş ve bu sanatta nicelik atarken, nitelik aynı paralellikte artamamıştır. Firmalar hemen her ay yeni bir model çıkartırken bir önceki ay kamera alan tüketiciler daha taksitleri bitmeden eldeki makinelerinin çağ dışı kaldığına bakıp hayıflanırken "kullan at, daha yenisini uygun taksitlerle bi daha al sonra onu da atar yenisini alırsın" zihniyeti tüketim çağının "bitip tükenmez taksitlerine" sloganlık etmekte ve herşeyin gittikçe değersizleştiği bir dünyada, nefes nefese fotoğraf çeken yüzbinler, çektikleri milyonlarca kareyi beğenmeyip silip, yeniden çekerken artık film tüketmez, fakat ne gariptir ki çekilen fotoğraflar da birbirine benzedikleri için değersizleşip, aynı kaderi paylaşarak tükenip gitmektedirler..
Babamın 1988’de hediye ettiği Minolta X-300 ilk makinemdi.
Ve ben onun yayla gibi vizörüne ve ayna+perde sesine aşıktım..
Minolta X-700’ün ilk olarak 1982 yılında üretildiğini ve 18 yıl boyunca (2000’e kadar) orjinaline sadık kalınarak üretildiğini düşünürsek bugünki kamaralarla arasındaki farkı hissedebiliriz. O zaman bir fotoğraf makinesi çok uzun yıllar kullanılmak üzere üretilir ve sahibi tarafından özenle bakılarak yeni kuşağa miras bırakılırdı. O zamanlar üretilen lenslerin de şimdikilerden daha sağlam, daha ağır ve dayanıklı olduğunu belirtmek gerek. Örneğin "Vals" isimli fotoğrafımı çektiğim 135mm 1966-1972 yılları arasında üretilmiş bir modeldir. Bir polarize filte fiyatına aldığım bu lensi üstün görüntü kalitesine güvenerek rahatlıkla kullanabiliyorum.
Minolta’nın belki de insanları "sağmal inek" yerine koymayan uygun fiyat, yüksek kalite ve üstün sağlamlık temalı tüketici dostu felsefesi kendi hazin sonunu hazırlarken insanlar çoktan vefadan çok "sefa ve caka" derdine düşüp dünü unutmuştu.
Tarih algısının bir dizi ömrüyle sınırlı olduğu çağımızda,
hala alın teri ve el emeğine saygılı dostlara selam olsun..
(27 Nisan 2007)