adını sanını bilmediğim kullanıcılardan grup davetiyesi almaktan bıktım. tanımadığım bilmediğim kişiler dini, siyasi ve her türlü fikir ve kanaatimi sömürmek suretiyle grubuma katıl demesinden hazzetmiyorum. canı konuşmak isteyen mailime bir davet atsın ankara ilahiyatın bahçesinde buluşalım.
ölüme güzel bir başlangıç olarak her nefesinde yaklaştığını hisseden bir yobaz düşünün. ve şimdi o yobazı yobazlara yakıştıramadığınız her türlü bilimsel ve sanatsal faaliyetlere düşkün bir elbise giydirin.
durun yüz hatlarıını o kadar belirginleştirmeden önce kalbine bir göz atın. orayı biraz külleyin. sonra iki odun atıp harlandırın. sonra üstüne ayağınızla basın. iyice basın ki bir daha yangın çıkmasın.
şimdi yüzünü çizin. çok yakışıklı olsun tam istediğiniz gibi. sonra bu satırları okuyan bir başkasının ki ile karşılaştırın. en son da benim çehremle . hiçbiri bana benzemiyor değil mi...
tamam işte o belirsizlik benim.
:)))
http://ankarailahiyat.googlepages.com belki buradan belirebirim
şiir, fotoğraf, müzik, ney, kanun, ilahiyat, akademisyenlik, aşk, sevgi, hüzün bir insanda olanların hepsi var benim hamurumda.
bir insan başka ne olabilir ki. toprak bile en sonunda insan olmadı mı kendi olmak için. insan toprak olmayacak ki. çünkü onu insan yapan çamurluğu değil, yağmurda ıslanmaya meyilli tarafı.
ölüm gazeli
Ölüm bir uyku
yaşamsa bir masal
uykudan önce anlatılan
ben ve sen
yani biz
şımarık yetişmişiz
uyuyamıyoruz bir türlü
masal anlatılmadan
Ölüm bir türkü
herkese taşıtmaz yükünü
ağır gelir bir âsiye söylemek
ona da bir şafi’ gerek
ey Musa
al korkma
nice korkuya gebedir
o elinde tuttuğun engerek
peşinde onca insan
eğer bir denizle karşılaşırsan
ilk önce kendini yere vurman gerek
kibir kabul edilmez bu dergahta
her şeyi kaldırmasını emrettiysek
de böyle bir söze memurdur madem
gelir gelmez açılmak gerek
ölüm ince bir ipek
senin giydiğin o gömlek
için kaç can pişti bu kazanda
lakin onun da hakkı vardır
mademki bir aziz giydirilecek
evvela arkasından yırtmak gerek
ey rüzgarı kokusuyla tanıyan
madem ağır geldi bir bühtanla yaşamak
senin evvela bünyaminden olman gerek
nimet dediğin ağır imtihandır
her şeyden önce
ona layık olmak gerek
ey ağzında inciler taşıyan melek
artık bırak taşıdığın ne varsa
yirmi üç sene az değil kul için
fakat seni yaratan aşkına
o nuru ona teslim etmen gerek
ey aşk
bildim ve gördüm seni
öyle bellendiğin gibi değilmişsin
meğer seni de yaratan varmış
meğer sen söylenince gayrı yare
seni de yurdundan kovarmış
sorma kim diye artık
biz bütün sorguları ahirete bıraktık
çalıştık ve bir direk yaptık
azmettik ve ona dayandık
artık verilecek cevap taşıyoruz arkamızda
verilmeyecekleri de arkamızdan attık
derman isteğimizde yok
gayrı derdimizi sevdirenden
al ne varsa alınacak bizden
yüzümüzü bir kuyudan yıkarız
gömleğimiz has mısır malıdır
lakin arkasından yamalıdır
giymek zor iştir be can
hem giyeceksin bir ömür
bir de sırtında yuyacan
nil emir almıştır
yut denecek yutacaktır suyunu
mademki görülecek bir hesap vardır
bir azizin gözü önünde
bozmak lazım bu fesat oyunu
bilirim yeter konuşmak senden
artık can verilir sabaha
her sabah yüreklere esenden
sen çok korkunçmuşsun
öyle diyenler var
fakat seni sevince bu sefer
bizden de korkar oldular