Ankara,
12 Aralık 2005 tarihinde üye olmuş
1 fotoğrafı günün fotoğrafı seçilmiş
Of all that is written, I love only what a person has written with his own blood.
Friedrich Nietzsche
Çıta-sızım
En sevdiğim oyundu arkadaşlarımla
Mezarlıklarda uçurtma uçurmak
Rüzgârlı günleri kovalamak mevsimlerde
Uçurtmanın bizi çeken gücünü
Hissetmek tuttuğumuz iplerle
Uçurtma katili tellere inat
Bağladığımız çıtaları kaldırmak
Teller ki bağlı çıtaları koparan
Teller paslı direklerde duran
Oyun çağımız geçtiği zaman
Mezarlıktan miras kaldı bana
Toprak kokusuna hassas bir burun
Boyun fıtığı göğe bakmaktan
Mermerler ve kemikler oldu arkadaşlarım
Arkadaşlarım cinnetten de yakın
Hayatımı kurgulayan oyuncaklarım
İşte, rüzgâr heyecan vermeyince
Ne üşüyen oldu ne de ürperen
Kalmadı mevsimlerde farklılık
Islatmadı kimseyi toprağa düşen
İp değil tutulan avuç içinde
Mekanik şemsiyeler başlar üzerinde
Güneşten, bulutların cerahatinden ve seyrinden
Başları koruyan şemsiyeler
Nem yok, ışık yok, kaygı yok
Bu iklimde ne güzel
Korunaklı dilimler altında yaşamak
Ayakkabıları ağırlaştıran çamurdan
Ten yakan güneşten kaçıp
Bozulmuş terkibiyle havayı solumak tercihi
Konfor dolu hayat için
Belli ki en iyisi
Böylece arkadaşlarımın ellerinde
Ne bir miras ne vasiyet
Hatırlarında yok
Çeşmeler kubbe ve kümbet
Yok gök mavisi gözlerinde
Aklımda yaptığım terazileri yıkan teller
Başımı ıslatan yağmur
Saçımdan düşen damlalar
Toprak kokusunu içime dolduran
Damlalardı beni ayakta tutan
Ayaktayım, uçurtma uçuruyorum
Yorulup toprağa uzandığımda
En sinematografik kâbusları
Her defa ben görüyorum
Gözyaşlarım
Kâbuslarda akan
Ödetti kambur gezmediğim günlerin vebalini
Çıtalı hayallerim, kuyruklu dostlarım
İdrak ettirdi bana değerini
Çırpınışların;
Yeni hayal kırıklıkları için…
Mehmet Yunus Yazıcı