Uzun yazılar yazıp insanların gözlerini korkutmaktansa kısayazıları
uzun cümlelere hapsetmeyi tercih ederken buldumkendimi...
duramıyorum buralarda... ( Istanbul idi kastedilen )
eski yazılarımdan iki bölüm iç içe...
Balıksir İl Jandarma Komutanlıında kısa bir tatilde... (
CoktaanTerhis oldu )
"bu aralar;
can yetmezliği, içsel ağlantılar, cansal çekişmeler, tebdil-i
mekandüşleri, kaçıp gitme isteği, kaybolma kelamları, ani fren
izleri, ani fren sesleri, ani fren yetmezliği, köksel değişikler,
alçısaldöngüler, açısal dönüşler, parçalı bulutlu kaş patlamaları,
sağnakve gökgürültülü huzur arayışları, çıkmazları ile
meşgulüm.
deminki ikilemleri bazı fotoğraflarıma vereceğim.
derin mevzularda fotoğraf çekeceğim.
ama dedim ya bu aralar meşguliyetin hat safhasında,
gitmeeylemlerimi bastırıyorum biber gazlarımla. ayağımdaki
beyazkülçenin ortasından ikiye ayrılmasını iştahla beklerken,
nepahasına olursa olsun, kendimi aramaya gideceğim. ne
yapsayeridirliğin verdği özgürlükle delilik gibi birşey olacak bu
amanormal adam olmanın ya da olmamanın yüklediği dayanılmaz
ağırlığıköprülerden birinden belki en miniğinden köprücük
kemiğimden atarakkurtulacağım...
nereye gittiğini bilmediğim bir otobüsün en teker üstü
şezlongundabir ayağımda terlik diğerinde akdeniz...
sonra güz gelecek, kış gelecek ama ben gelmeyeceğim. o kadar
derinegömdü ki istanbul ruhumu, en erken hangi vakit olur bilemem,
ovakit çıkıp geleceğim.
marmaradan boğaza giren bir yelkenlinin pruvasından rüzgara
emanetederken çitlenmiş çekirdeklerin tüm delillerini, ortaköyden
kalkanboğaz turları misali iki köprü arasına bir hamak kurup kaba
etimidalgalara vuracağım kibarca.
gitmek istiyorum... hem de en uzağından bir gidiş..."
demiştimaylar oldu...
şimdi gidiyorum. uzaklara...
datça, tuzgölü, nemrut ve hasankeyften fotolar
yollamayıplanlıyorum. sonrada bu kadim dostumu satmayı...(cekemedik
buralarda fotograf ama olsun baska yerler cekiyoruz... oralara
selam olsun )