Profil

Sinefilolog

28 Ağustos 2005

Hakkında

FOTOBİYOGRAFİ

1981- Doğduğum gün, etrafıma şöyle bir baktığımda, bu dünyanıngörsel bir deneyimden ibaret olduğunu sezinledim; ama bununhayatımı bu ölçüde belirleyeceğini düşünmemiştim.

1983- Daha önce gördüğüm çeşitli görüntüleri aklımda yenidencanlandırabildiğimi fark ettim. Bunun insanlara verilmiş müthiş biryetenek olduğuna karar verdim. Gördüğüm şey bir ağaç türüydü veyaprakları aklımda ciddi ciddi yer etmişti.

1985 - Amcam fotoğraflarımı çekti, babam da kendisine bir fotoğrafmakinesi aldı. İlk kez deklanşöre dokundum. Babam, fevkaladesanatsal(!) nü fotoğraflarımı çekti. Öyle ki "önüm arkam sobe!"diyebiliyordum o yaşta...

1985 ve sonrası - Evimize gelen hemen hemen tüm misafirlere nüfotoğraflarım gösterildi. (Gülüşmeler) Utandım -14 yaşınakadar-

1988 - Babamın ağzından ilk kez "diyafram" sözcüğünü duydum.Duyduğum ilk yabancı sözcüklerdendi.

1989 - Şehrimize müthiş bir kar yağdı ve havuz başında görüp eskisokaklarda takip ettiğim bir fotoğrafçı ile karşılaştım. Makineyitutuşunu inceledim. Benim de fotoğrafımı çekti; ama banagöndermedi. (Sonradan adresimi bilmediğim ve dolayısıyla onaveremediğim için gönderemediğini hatırlayacaktım.)

1990 - Okuldaki fotoğrafla ilgili dergileri karıştırdım. Sadece birtane olduğu için çok kısa sürdü. Gördüklerimden çok etkilendim; amabir şey anlamadım.

1991- Fen bilgisi dersinde, diyaframın vücudumuzda bulunduğunuöğrendiğimde çok şaşırdım. Kafam karıştı.

1992- Filmlerle fotoğraf arasında ciddi bir bağ olduğunu sezinledimya da düşündüm. Fotoğrafın filmler sayesinde hareketli olmasınıdaha da ilginç buldum.

1993 - Babam yıllardan sonra Zenit marka bir fotoğraf makinesi alıpyeniden fotoğraf çekmeye başladı. Sinemayı da çok sevdiğim için butuhaf aletle görüntü avcılığı yapmaya başladım.

1993 - İlk çekimlerimin tamamı bulanık çıktı.(Hayatıma benzettimçünkü.)

1994 - Fotoğraf çok maliyetliymiş. Fotoğraf baskıları sebebiyleannemle babam arasında tartışmalar çıkmaya başladı. (O yıllardadurumumuz iyi değildi.)

1995 - Liseye başladım.- Büyüdüğümü sandım. -Fotoğraf makinesiniokula götürüp arkadaşlara hava atmaya kalktım. Kızlardan birisigizli gizli fotoğraf çektiğimi düşünüp müdüre şikayet etti. Velimiokula çağırdılar. Babam bu kez fotoğraf değil, kulaklarımıçekti.

1995 - Babam Zenit’i elden çıkardı. Nasıl sattı bilmiyorum; ama yokoldu makine.

1996 - Kendimi okula verdim. Hayatıma hiç çıkmamacasına sinemagirdi. Sinemanın her şeyi, fotoğrafı geri plana itti bir anda.

1997 - Ailevi sona yaklaşırken babam Minolta aldı. Çekimler tümhızıyla sürdü. Buna bir de oldukça pahalı, teleli bir lenseklenince kıyametler koptu. Ama müthiş bir objektifti. Çektiğimfotoğrafların tamamı flu çıktı.

1998 - Babam teleskop aldı ve birtakım merceklerle oynayarak ay’ınve diğer gezegenlerin fotoğraflarını çekmeye çalıştı. (Sadecebirkaçında gerçekten başarılı olabildiğini sanıyorum.)

1998 - Para sıkıntısı çekince babam şehrin meydanında o zamanın onbin lirası karşılığında, isteyenlere teleskoptan dolunayı veyaMars’ı izletti.

1998- Annemle babam ayrıldılar. Tuhaftı. Fotoğraf makinesini babamaldığı için uzun süre fotoğraf çekemedim.

1999 - Üniversiteye geldim ve sözcüklerin sihirli dünyasına daldım.Fotoğraf çekemediğim için sözcüklerle kurgusal denemelere giriştim, onlarla oynadım.

1999 -Babam kullanılmış bir zenit alıp gönderdi. Bir süre bumakineyle çekimler yaptım. Fotoğrafı daha çok sevdim.

2002 - Makineyi düşürdüm. Merdivenden... kırıldı. Çok üzüldüm.

2003 - Fotoğrafla ilişkim zayıflamaya başladı.

2005 - Kodak’ın ucuz dijital makinelerinden birini aldım.Böylelikle çok fazla deneme yapma şansım oldu. Ama bunların hepsisadece denemeydi.

2005 - Annemin ikinci eşi (Johannes Jacobus Maria Van Ginneken)bana yirmi yıldır kullandığı Nikon FM2’yi hediye etti. Hollanda’dagençken çektiği fotoğrafları gösterdi. Kimileri dudağımıuçuklattı.

2006 - Halen bu makine ile çekim yapıyorum. Yeni bir makine almakistiyorum. Param yok. Beş parasız sayılmam; ama bu ülkenin fotoğrafve sinemaya meraklı bir dershane öğretmeniyim. Öğretmen oldum. Çokşaşkınım. Nasıl geçti yıllar.


2007’ye bir ay kala - Babam bana 28-85 mm.lik vivitar objektifiüzerinde bir Konika hediye etti. Babamla son birkaç aydır ilişkimizdaha da ilerledi. Konika ile 2007’ye girmeden iki filmbitirebildim.

2007- Yeni yıl yeni bir mutlulukla başladı. Buruk bir mutlulukla...Haber bekledim, dışarıdaydım, aramadı, sormadı. Fotoğraf çekerekkendime gelebildim... Sanırım 2007’de de bu şekilde kendime gelmeyedevam edeceğim.

2007- ilerlemeye ve daha çok bilgilenmeye çalıştığım bir yeni yıl oluyor. Farklı fotoğraflar çekmeye ve teknik olarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Burada yorumlarını ve desteklerini esirgemeyen tüm FK dostlarına bu sebeple selam ederim.

2008 - Özel okulda çalışmaya başladım. Fotoğrafa ayırdığım zaman azaldı. Bu beni kötü etkiliyor...

2009 - Güzel umutlarla başladı yeni yıl. Fotoğrafa yeniden çok büyük zaman bulabildim. Bu sayede de umutlarım arttı.

Not 2: Fotoportrem yan taraftadır.


FOTO-ANEKDOT

Ünlü fotoğrafçı Ara Güler’e hep sorarlar: "Hangi makineyikullanıyorsunuz?" O da biraz sitemkâr bir dille, "Ne yani, dünyanın en kaliteli daktilosuna sahip olsaydım ünlü bir yazar mıolacaktım?" yanıtını verir.


HAFTANIN FOTOSÖZÜ

1
Görmeye çalıştıklarımı çekmeye
Çekmeye çalıştıklarımı görmeye çalışıyorum.

2
Robert Capa’nın fotoğraflarını gördükçe kendimi Capa’na kısılmışgibi hissediyorum.

--------------
Doğduğu zaman başlamaz insanın yaşama macerası.
Herkesin kendine rastladığı bir an vardır;
"kendi" olduğunu anladığı bir ilk hatırası...
--------------



FOTOSÖZLER

* Ters ışıkta çekmek istedim seni;
bu ışık bana ters dedin...

* Fatoşopu öğrenmeye çalışıyorum, yalnız Fatoşop öğrenmedibeni.

* Fotoğraf, kendinden (vaz) geçmektir.
Bunun dışında "vızz" gelir dünya...görüntüler evreninde vız-ırvız-ır dolaşırken
ve fotoğraf imdadımıza Hızır gibi yetişirken...

* Benim için en özel İkon: Nikon.

* Fotoğrafın tek bir kanunu yok, ama Canon’u var..

* Canon’um yok diye, Kanunum da yok sayılmaz ya:) -

* Tripodumun bana trip atacağı hiç aklıma gelmemişti. Günlerdir onudışarı çıkarmadım diye kızıyor bana.


FOTOALINTI

"Benim de bir fotoğrafımı çek abi, dedi pazar yerinde gördüğümküçük çocuk. Şöyle fiyakalı bir resim olsun.
Çektim.
Benim de fotoğrafımı çek, dedi yaşlı bir adam. Şöyle arkamdaki camiile birlikte.
Çektim.
Benim de fotoğrafımı çek, demedi yorgun yük beygiri.
Ama ben çektim. Çayırda kadınlar kendi aralarında eğleniyorlardı.Beni görünce gülüşmeye başladılar.
Fotoğraf çektiğimi görünce, hep bir ağızdan
Çek abi, çek, ama bize göndermeyi unutma, diye seslendiler.
Çektim ve gönderdim.
Bir balıkçı, motoru kıyıya yanaşırken seslendi:
Bugün kısmette balık yokmuş, hiç değilse bir fotoğrafımızı çek.
Çektim.
Bir pehlivan, Beni böyle sivil olarak çekip nideceksin ki, dedi.Sen beni ayağımda kispet, er meydanında çekmelisin.
Birini çektim, öbürünü başkalarına bıraktım.
Teyze fotoğrafını çekiyorlar, diye bağırdı bir çocuk.
"Teyze" bana dönüp, A oğul benim fotoğrafımı çekip nideceksin? Şukoca çınarınkini çeksene, deyip ardındaki çınarı gösterdi.
Çektim.
Hem yaşlı kadını, hem koca çınarı.
Kadının boşluğa bakan gözleirini.
Çınarın düşen yapraklarını.

Sonra dağda, bayırda; çayırda, ormanda topladığı otları,
çiçekleri, pazar yerinde sergileyip satan bir başka kadının
"eseriyle" birlikte fotoğrafını çekmekteydim ki, farkınavarıp
eline bir demet kır çiçeği alıp poz verirken şöyle dedi:
Çekesin yavrum, ama renkli olsun. Çünküm dünya çok renklidir."

(Ferit Edgü, Seyir Sözcükleri, YKY, 1996. sy: 56)


FOTOŞİİR

Bitkiler gibiyim Fotosentez yapan
karbon di oksit alıp
oksijen vermek için
fotoğraflarla...


FOTOROMAN

Bu bölüm yapım (ve yazım) aşamasındadır. Kısa süre sonraokunabilecektir. Okuyucularımızdan özür dileriz.


SÖZCELER/ÖZCELER

1-Sonunda bu da oldu Tanrım,
Fotoğrafa neden âşık olduğumu anladım.


-İnsan fotoğrafa âşık olabilir, ama aşık atamaz fotoğrafikgerçeklikle...
(S. M. Photobay, Ingolstadt, 1970)

------------------------------------------------------

2- Fotoğraflarım boşa değil hoşa gitsin istiyorum.


Fotoğraflarımda netlik sorunu var, diyorlar. Şaşmamak gerek, hayatım da net değil zaten. Çoğu kez brüt yaşıyorum. Ve ne olduğunuanlamadan dökülüyor ağzımdan "Sen de mi BrütÜs?" sözü:-Evet.-



3- HAYAT ÇEKTİĞİM VE ÇEK(E)MEDİĞİM AÇILARDAN İBARET.
ÇEKTİĞİM YA DA ANLAYAMADIĞIM ACILAR GİBİ...
FOTOĞRAFSA BENi ACILARDAN KURTARAN BİR İBADET.

----------------------------------------------------------------------



4-Benim fotoğraflarım KanGrenlidir.
-Bunun için üzgünüm.-

-----------------------------------------------------

Fotoğraftaki Flu’(e)s bazen Blues’a dönüşür farkına bilevarmadan.


5- Gündüz Vassaf’ın " Cehenneme Övgü" (İletişim Yayınları) adlıharikulade yapıtında fotoğraf sanatı ile ilgili yer alan ilginçgörüşler (s: 208-210) kafamı karıştırdı. ( Aslında farklı bir boyutgetirdi.) Okumanızı tavsiye ederim.


EPİGRAFİK (AN)AFORİZMALAR

a- Onun bir adı da Antares’ti ve yıkılan kulelerden düşen insanlar, kuşatılan şehrin surlarından parlak bir dünyayı görüyorlardı.Sözcükten oklar atan şairler, kalemlerini doğrultup "anlam"ıngöbeğine saldırdılar hep birden.


b- Fotoğraf...
Fotoğraflardan örülü bir raf...
Fotoğraf sarrafı...
Bir nevi araf...

Hangimiz buna taraf?


c- Vallahi de billahi de deniyorum, farklı bir AÇIdan bakabilmeyihayata! Ve evet biliyorum; daha önce söylenmişti "kalbimin içacıları toplamı, 180 derecedir." diye.

d- Farklı bir açı, Başımın tâcı...

(Hint Fakiri Derviş Kalenderî Ulahirran - m.s. 1120 Açı-Mahalsarayı)


e- İnsanın "e" diyesi geliyor; biliyorum. Benim de geldi. İnsandediğimiz şey zaten biraz da böyle bir şey değil mi? Bir yerdensonra duruyor..."e" dedirtiyor. George Perec’in "Ladispuration-Kayboluş" adlı çalışmasında hiç "e" ünlüsübulunmuyordu. Belki bir tek o çıkmıştır bu kıstırılmışlığın dışına.Ama onun da adında "e" var. hem de dört tane. Şimdi ben bunlarıdüşünüp, "e"yi mi yapıyorum acaba?
Bilmiyorum.

f- Fotoğrafın "f"si. ama sadece bu f değil. Bir de diğerivar.

g- Okuyanlara duyurulur... Okuyanlara duyurular... Dokuyanlaralınmasın...Dokunanlar bilir...Okuyanlar, , kalbimedokunanlardır...Okuyanlar, beni yeniden dokuyanlardır. Fotoğraf, okuyanlardan ve dokunanlardan ortaya çıkmıştır. İkisi birleşirseokuyan, oya gibi fotoğraf dokuyan olur... Fotoğrafın dokusu, hanibunun sudokusu...(fotoğraf çözümsüzlüğün içindebelirendir...Sayılar görünmez, sayısal olan görülür - Avrupalılarbuna "digit" kökünden dijital demişlerdi, sebebi budur....




DİKKAT
-Aşağıdaki BöLüm Ekim 2005’te klavyeye alınmıştır. Kullanıcıya aitilk bilgileri içerir. -

KİŞİSEL TANIMLAMALAR:

1-Celal Bayar Üni. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu, fotoğrafa, sinemaya, edebiyata
özellikle meraklı, şimdilerde dershanede Türkçe öğretmenliği yapan, canayakın, sanatsever bir genç olarak tanımlar kendini.

Tanımlar, ona açıktır... Kapalı olan tanımlarsa, sanata gider...Bir yoldan diğerine...

1a- Fotoğraf sevdiğim her şeyin temeli(nde duruyor/) ya da sonucu(nda). Bu yüzden çok değerli benim için... Fotoğraf sanatınıseviyorum ama sevmek yetmiyor...

2- Zaman zaman ironik yorumlar yapıyorum fotoğraflarla ilgili.Burada söyleyeyim de sorunu çözümleyelim. Sinema, fotoğraf vb.görsel dallarla, edebiyat gibi bir başka sanatı kaynaştırmayaçalışarak, teknik olarak da zayıflığımı kanıtlıyorum burada... Bubakımdan yorum yaptığım usta fotokritikçiler, üstad fotoğrafçılartoyluğumu, yeni başlamışlığımı mazur görsün lütfen...

3- Sanırım üyeliğim iki aya ulaştı. Dijital fotoğraf makinesi ileçektiklerimi yollamayı bıraktım. Artık, Nikon FM 2 ile çektiklerimiyolluyorum. 13 Ekimden sonraki fotoğraflarım bunlardır. Konu benimnazarımda teferruatlıdır aslında ve anlatılması zorunludur amasanırım çalışacak çok şey olmasına rağmen kendimizi geliştirmeyihenüz başaramıyoruz istediğimiz kadar.

Takip Ettikleri (Liste)

Ahmet Esmer Emrah Tekşan Ozgur Aykanat Şükran Doğan Güner Öztürk Hakan Kalyoncu Faruk Tunca Şahin Hamit Keskinsoy Dudu Özgür Taner Ünlü Sevcan Çarkçı Uğur Atik

Kişisel Bilgileri

  • Ad Soyad : Batıgün Sarıkaya
  • Şehir : İzmir
Teşekkürler!