|
Ankara,
30 Ağustos 2007 tarihinde üye olmuş
Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık. Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz.Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz.Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz.Başımızın okşanmasını gözyaşımızın silinmesini,kolumuza girilmesini istiyoruz.Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz.Rüzgarın sesini, ırmağın sesini
Dağların dağ, denizlerin deniz, kadınların kadın, çocukların çocuk.Erkeklerin erkek, ekmeğin ekmek, olduğu bir dünyayı yeniden isterken,Seni istiyoruz aslında.Bunu söyleyemiyoruz
Her yer gece, çok gece Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim,Çok yenildik yetmez mi ?
Bir bankanın önünde, bir koltuğun altında, bir ziyafetin ortasında, bir günahın tenhasında
Büyütüp durduk siyahı. Gece, gece, gece, Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne
Her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi ? Bilmiyoruz ! Çünkü, Bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunu, Kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şuan
Sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları Yusuf’u düşüneceğiz, Yakup’u, Musa’yı İsa’yı düşüneceğiz, Nuh’u ve öbürlerini Ve Efendimizi, Efendimizi
Kuyular kuyular kuyular kazdık, Bir nefes üflemen için yeryüzü bataklığında sazdık, Kestik kendimizi deldik yaktık, Sonra sana değil dünyaya aktık, Dünya ki mescid dir biz onu otel yapmışız, Kalktık ki yenilmişiz değişmişiz azmışız, Bir sızı kalmış içimizde başka şey yok, Bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız.
Bir çocuk oyuncağını alamamış, Bir kız sevdiğini saramamış, Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunu
Bir adam paramparça bir çift göz için, Birisi ekmek götürememiş evine, Birisi aşk, Birimiz dünyayı kurtaracak, Birimiz yarını, Birimizin aklı tutuşmuş yanıyor, Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor
Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor, Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor, Birimiz çekip gitmiş yeryüzünden ellerini hala açık sanıyor...
|