"Yeterli duygu derinliği olmadığı taktirde, alan derinliği sahibi olmanın ne yararı vardır." W. Eugene Smith
Sabastio Salgado’nun sözleri benim fotoğraf anlayışımın bir özetidir:
“Bir yere sadece fotoğraf çekmek için gitmezsiniz. Amacınız bir öykü oluşturmaktır. Bir şeyi göstermek üzere fotoğraf çekerken kendinizi orada olma fırsatı bulamamış insanların yerine koyarsınız. Bu iki taraf arasında bir bağlantı kurarsınız. Sonunda belgesel fotoğrafı bir vektör olarak görürsünüz. Bir vektör “normal” hayatın çeşitli kavramları arasında bağlantı sağlar. İnsan hayatının acı tarafları da kolay tarafları da hayatın birer parçasıdır, bu yüzden ikisi de gösterilmelidir. Bunlar birbirine bağlanmalıdır.”
Sabastio Salgado
Fotoğraf benim için bir tutku mu bilmiyorum. Tutku bir gün sahipolup diğer gün kaybolan, başka bir tutkuyla başka bir istekle yerdeğiştiren bir şeydir. Bir hayat biçimi olabilir tutku. Ben, başından beri beraber yaşadığım büyük bir gerçeklikten geldim. Bugerçeklik; ülkem, ailem, arkadaşlarım, gittiğim okul, aktif olarakkatıldığım politik hareketlerdi. Fotoğrafçılığa başlamadan önce bugerçeklikleri yaşamıştım. Tamamen aynı şeyleri yapmaya devamediyorum, fakat artık fotoğraf da işin içinde. Bence, bu tutkudanbaşka bir şey. Başka türlü olmayı hayal etmek çok zor benimiçin.
Birçok zor ve sert olay gördüm. Fotoğraf çekmeye başladığınız andao ortama uyum gösterme kapasitenizin olması gerekir.Görüntülediğiniz şeyleri hayatın diğer alanlarındakideneyimlerinizin, örneğin ev hayatınızın bağlamınaoturtabilmelisiniz.
Her şeyi tümüyle görüyorsunuz o sırada. Bir şeyi göstermek üzerefotoğraf çekerken kendinizi orada olma fırsatı bulamamış insanlarınyerine koyarsınız. Bu iki taraf arasında bir bağlantı kurarsınız.Sonunda belgesel fotoğrafı bir vektör olarak görürsünüz. Bir vektör“normal” hayatın çeşitli kavramları arasında bağlantı sağlar. İnsanhayatının acı tarafları da kolay tarafları da hayatın birerparçasıdır, bu yüzden ikisi de gösterilmelidir. Bunlar birbirinebağlanmalıdır.
Dünyada fotoğraftan korunması gereken hiçbir insan olduğunudüşünmüyorum. Dünyada yaşamakta olan her şey gösterilmelidir veinsanlar dünyanın diğer yerindeki insanların neler yaşadıklarınıöğrenmelidir. İşte bir belgesel fotoğrafçının sahip olması gerekenvektörel işlev de budur; insana diğerinin varlığını göstermek.
Bazen çoğunlukla zengin ya da bazen yoksul bir ülkede yaşanıyor bu.İnsanlar, dünyanın diğer yerlerindeki insanların çok zor bir hayatyaşadıklarını öğrendiklerinde şoka uğruyorlar. Bu insanlar gayetciddi ve dürüst, çünkü bunu daha önce görme fırsatı bulamamışlar.Onlara bu fotoğrafları gösterip orada yaşananları anlattığınızda, bu problemle bütünleşmiş hale geliyorlar, bu sorun onlarınhayatlarının bir parçası haline geliyor.
Ben uzun dönemli projeler hazırlamayı severim. Yaptığım tüm öyküleriçin her zaman bir taslak hazırlarım. Enerjimi ve tüm düşüncelerimiyoğunlaştırdığım bir çerçeve yaratırım. Tabii ki bu çerçevede birçok kapı ve pencere vardır. Bunun içine girer, dışına çıkar, yenişeyler ve insanlar getirir, eskilerini götürürüm. Bu yöntemlekendinizi geliştirmek ve başkalarıyla çalışmak daha kolay olur.Nasıl hazırlanacaksınız? Nasıl fon bulacaksınız? Bu fotoğraflarıkullanacak olan dergi ya da birlikte çalışacağınız organizasyonnasıl olacak? Sizin yaptıklarınıza açık olacak ve size bir şeylerverebilecekler mi? Ben olabildiğince açık çalışmaya gayret ederim.Örneğin hiçbir zaman bir fotoğrafı öykünün sonucunu göstermek içinçekmem. İstisnasız tüm fotoğraflarım öykü açılmaya başladıkçakendilerini gösterir.
Bir yere sadece fotoğraf çekmek için gitmezsiniz. Amacınız bir öyküoluşturmaktır. Zaten sonuç olarak ben, belgesel fotoğrafçılarınöykü anlatmaya bayılan insanlar olduğunu düşünüyorum. Bu öyküleruzun bir fotoğraf dizisinden çıkar.
Zaire’de, Ruanda’dan gelen insanlarla çalışırken dergilereelli, elli beş tane fotoğraf verdim. Bu elli beş fotoğraf bir dizihalindeydi. Öykümün başlangıcı, ortası, sonu ve onlara eşlik edenbaşlıkları vardı. Bu başlıkları okuyunca öykümü anlardınız.Fotoğrafları gördükçe öykümü anlardınız. İşte önemli olanbudur.
İnsanlar, “ yoksulların güzel fotoğraflarını çekiyorsun” derlerbazen. Bunu söyleyen aslında hiçbir şey anlamamıştır, çünkü benasla fotoğraf çekmek için gitmem. Ben güzel fotoğraf çekmeyegitmem. Güzel bir fotoğraf nedir ki ayrıca? Hayır. Ben öykümüniçinde yaşamak için giderim, neler olup bittiğini anlamak için, fotoğraflarını çektiğim insanlara yakın olmak için ve bir şeyleriletebilecek bir bilgi akışı oluşturmak için.
Life, Time, ya da Stern dergileri bir öykü fikri verdiklerinde buonların istediği türden bir öykü olur. Onlar kendi öyküleriniyaratırlar ve fotoğrafçıdan gidip çekmesini isterler. Ya dafotoğrafçının dergiye sunacağı bir olayı anlatan öyküsü vardır, işte bu öyküdür.
Belgesel fotoğrafçılıkta ise durum farklıdır, fotoğrafçının büyükbir kaygısı vardır. Fotoğrafını çekmek istediğiniz konuylaideolojik yakınlığınızın olması gerekir. Eğer olmazsa uzun süreiçten ve empatik kalamazsınız. Kendinizi konu ile özdeşleştirmenizgerekmektedir. Fotoğrafçı bir kez durumla karşı karşıya gelincedaha önceden düşündüğü her şey değişir.
Tam bu anda fotoğraflarını çekmek için geldiğiniz insanlarabakışınız, onlarla aranızda kurduğunuz bağ, kendinizi öykünüzleözdeşleştirme biçiminiz, bağlı olduğunuz organizasyonla ilişkiniz, her şey tamamen değişmiştir. Fotoğrafını çekmekte olduğunuzinsanlar, derinliklerinde yaşadığınız evrenin bir parçasıolmuştur.
Bölge değişir, dil değişir, ülke değişir fakat öykü aynı kalmayadevam eder.
Dünyadaki teknolojik evrime kendimizi uydurabilmemiz ve bununavantajlarından yararlanabilmemiz. O görüntüyü ortaya aktarabilmekiçin bir fotoğrafçıya her zaman gereksinim duyulacaktır. Değişensadece mekandır. Önceden olduğundan daha fazla fotoğrafçı olduğunukabul etmeliyiz ve artık şimdiye kadar yaşadığımızdan daha derinyaşamalıyız.
Belgesel fotoğrafçılık her zaman zor olmuştur. Şu anda, büyükihtimalle daha önce olduğundan daha fazla fırsatımız var, çünkü birçok büyük fotoğraf dergisinin ortadan kaybolmasına rağmen onlarınyerlerini yenileri doldurdu. Artık bu ülkede Pazar eki olan birçokgazetemiz ve Pazar dergilerimiz var. Birçok sivil toplum kuruluşuda kendi gazetesini basıyor. Peki CD-ROM yapabilmek için ne kadarfırsat var? Fotoğrafları tarayıp öyküyü anlattığınız sabitgörüntülü gösteriler yapmak için ne kadar olanağımız var? Budemektir ki, geçmişle karşılaştırıldığında ve fotoğrafçılarınnüfusa oranı dikkate alındığında bugün fotoğrafı kullanmak üzeredaha fazla olanak var.
Artık Life dergisinin en iyi günlerinde yayınladığı foto öykülerinaynılarını yapmaya devam edemeyiz. Otuzlarda ve ellilerde nelerolduğunu ve öykülerin nasıl anlatıldığını öğrenmemiz ve olanlarlabütünleşmemiz gerekmektedir, fakat artık günümüzde neleryapıldığını da görmek gerekir. Yazmak istediğiniz öyküyü yoğun birşekilde yaşamalısınız. Fırsatlar oradadır.
Belgesel fotoğraf yapmak isteyenler, eserlerini kalıcı kılmakisteyen sanatçılar gibi değillerdir. Konu bu değil. Bu sizin yüzdeyüz hayatınız olmalıdır. Eğer bunu yapamadığınızı anlarsanız, tutkunuzun gerçekte nerede olduğunu bulmanız gerekir. Ama eğertutkunuz fotoğrafsa, belgesel fotoğrafsa, bu sizin yaşam biçiminizolmalıdır.
Sebastiao Salgado
Ken Light Çağımızın Tanıkları “ Belgesel FotoğrafçılarAnlatıyor”
Fv yayınları
biroluzmez@gmail.com
www.simurgphotos.com
http://belgeselfotografya.blogspot.com/