|
Ankara,
19 Ekim 2006 tarihinde üye olmuş
3 fotoğrafı günün fotoğrafı seçilmiş
Ben aslında fotoğraf çekmiyordum...
Fakat birbiri ardına gelişen ve uzun uzun sözünü etmeye gerek
görmediğim süreçler bunu sağladı...
Benim fotoğraf çekebiliyor gibi yapmamın birincil nedeni, iyi bir
dost olmanın yanısıra gerçek bir fotoğrafçı olan sayın Ayhan Ülkü
ile tanışmamdır. Eğer usülden de olsa bu konuda birilerine teşekkür
etmem gerekiyorsa, kendisi ayrı ve özel bir yere sahiptir.İlk
fotoğraf eğitimini de kendisinden aldım. Özellikle karanlık oda
teknikleri konusundaki birikimlerinden faydalandım. Sonraları,
genellikle sahip olunması kolay bir makine olan Zenit E ile
denemeler yapmaya başladım. İlk dijital makineme ise 2006 yılında
sahip oldum. Daha sonra AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği)
ileri düzey fotoğraf eğitimi semineri eğitmenlerinden Fazlı
Öztürkile çalışmalarımı sürdürdüm. 2008 yılı başında AFSAD
üyeliğine kabul edildim. Böylece, fotoğrafın bulunuşuyla birlikte,
çıplak gözün bizden esirgediği enstanteneleri yakalama uğraşım
şekillenmiş oldu.
Bir fotoğrafın, "neyin" fotoğrafı olduğu,
kendibaşınabirşey ifade etmez. Önemli olan fotoğrafçının
tavrıdır;hemkalıcılaştırdığı konu karşısında hem de genel
fotoğrafduruşuylailgili olan tavrı. Zaten fotoğrafçının
kişiliğinden vedolayısıylada bu tavrından haberdar olmak,
karşımızdakifotoğraflarıyorumlayabilmemiz için gerekli olan
kavramsal bağlamıyaratır.Kısacası, fotoğraflara bakarken sadece
onların görüntüselvebiçimsel özelliklerinden etkileniyor olmak
yetmez. Bağlamlailgilinesnel özelliklerin yanısıra, kendi
getirdiğimiz bilgi veilgibirikimi de bir fotoğraf
"grubunu" nasılanlayıpdeğerlendireceğimizi belirler. Böyle
bakarsak eğer;fotoğraflar biranlayışın, bir arayışın, bir tavrın
izleri olarakbirbirlerinidestekler bir yapıda izleyiciye
sunulmuşlarsa, ancak okoşulda birsanatçı bilinciyle ortaya
çıkarıldıkları varsayılabilir.Bu durumdada tek bir "iyi"
fotoğrafın birşey ifadeetmeyeceği; neyaratıcısı, ne geniş anlamıyla
"dünya", ne deizleyicisi hakkındakayda değer bir söz
söyleyemeyeceği kolaylıklaanlaşılır.
Ben kişisel düşüncelerin algıları renklendirdiğini
düşünürüm.Birfotoğrafa kendi yaşam öykümüzün etkisi altında bakar
yadaçözümleriz. Bilinçli veya bilinçsiz olarak,
anlamadığımızparçalarıyok sayıp anladığımızı sandıklarımıza ise
olanca önemivererekseçer ve bunları birleştiririz. Fotoğrafta
gerçeği olduğugibisunma çabalarına ise gerçekçilik dendiğini
biliyoruz. Fakatböylebir fotoğrafın doğru ya da gerçek olduğuna
inanabilir miyiz?Yoksabunlar bize yanlızca fotoğrafçının veya
yaşadığıtoplumuninançlarını ve düşüncelerini mi
yansıtmaktadır?Fotoğrafmakinesinin hiçbir zaman yalan söylemediğini
öne süren eskibir sözvardır. Oysa aslında gerçeğin yanlızca bir
parçası sunulurki bu dayalana çok yakın olabilir. Çünkü kadrajın
dışında kalandünyayıbilmemiz mümkün değildir. Bu durumda ben
fotoğraftagerçekçiliktenyanayım sanırım.
Genel olarak fotoğrafçılık ve fotoğraf tekniği büyük
birustalıkgerektiriyormuş gibi görünür. Oysa gerçekte gerekli
olantemelbecerinin öğrenilmesi çok da zor değildir. Zor olan
vebirçokkişiye güç gelen ise, ne söyleyeceğini bilmek ve
bunufotoğraflaanlatabilecek bir yol bulmaktır.
Yaşam devam ediyor. Ve yaşamın olduğu her yerde çok
kısazamandilimlerinde yüzbinlerce fotoğrafik kompoziyon
biçimleniyor veyokoluyor. İşte bende etrafımızı saran ve sadece
estetikolmaklakalmayıp bunun yanında mesajlarla yüklü bu yaşamın
avcısıolmayaçalışıyorum.
Clemente Bernard’ın şu sözleri benim fotoğrafa
bakışaçımıözetler:
"Kelimelerin yeni dünyalar yaratmak, bizleri
başkazamanlarataşımak; duyguları, anıları ve
düşüncelerisınırsızcafilizlendirmek gibi güçleri vardır.
Fotoğraflarda benzergüçleresahip; bir daha asla aynı şekilde
göremeyeceğimizgeçmişianlatıyorlar. Dünyamıza anıların, hüzünlerin
tohumlarınıekerkimliğimizi acımasızca sorguya çekerler, fakat
kelimelerinaksine, gelecek karşısında suskundurlar"
Ve fotoğrafla ilgili son söz;
"Fotoğrafı pozlandırmak; kişinin beynini, yüreğini
vegözünüobjektif eksenine dizebilmesidir"
Henrie Cartier Bresson.
|