Karikatür
Hüzünlü Bekleyiş / AySeKuTbaY
Geçenlerde (yanılmıyorsam) Penguen dergisinde bir karikatüre
rastladım.
Balat sokaklarında bir adam,
“Yaşlı dedeler, nineler, sümüklü çocuklar kaçın-saklanın, amatör
fotoğrafçılar geliyor” şeklinde bağırıyordu, bahsettiğim karikatür
karesinde.
Aşağı yukarı 27 yıldır fotoğraf çekiyorum,
Fotoğrafa başladığımda ustalar neyi çekiyorsa onu taklit
ederdim,
O zamanlar internet henüz icat edilmemiş olduğundan az sayıdaki
fotoğraf dergisinden
En çok ta REFO FOTOĞRAF SANATI DERGİSİ’NDEN izler ve benzer
kareleri çekmeye çalışırdım.
Dergide ustaların devamlı sakallı dede, yüzü haritaya dönmüş nine,
sümükleri kuruyup yüzüne yapışmış çocuk veya kıyıda yalnız duran
sandal veya kırık salıncak veya köhnemiş ev veya terkedilmiş
kamyonet…
Fotoğrafları yayınlandığından, doğrusunun bu olduğundan emin olarak
benzer karelere abandıkça abanırdım.
Hala arşivimde yüzlercesi olmasına rağmen alıştığım bu kareleri
gördüğümde deklanşöre basmadan duramıyorum.
Bu durum artık karikatürlere bile konu olduğuna göre fotoğraf
anlamında kendimi kaybedilmiş vaka olarak adlandırmam hatalı
olmayacak.
Hal böyleyken ve kendi fotoğrafik davranışımdan umudu kesmişken,
genç fotoğrafçıların da Ayşe Kutbay’ın “Hüzünlü Bekleyiş”
fotoğrafında olduğu gibi aynı hataları tekrarlamaları canımı
sıkıyor.
Ayşe gencecik bir insan, yaşının ve çağının gerektirdiği gibi
yaşadığından kuşkum yok.
Peki, neden kendi çevresini görüntülemek, kendi dünyasını anlatmak
yerine köylerde yaşlı dede-buruşuk nine avına çıkıyor?
Ayşe, Ali, Berk, Çisem, Ece, kimse veya adı neyse 20 yaş civarında
olup iyi gözlere, gelmişmiş ekipmana sahip bu gençler linkini
verdiğim alttaki fotoğraflarda olduğu gibi cıvıl cıvıl kareler
çekeceklerine neden klişe fotoğraf sayısını artırmayı
sürdürüyorlar?
http://vinc6.deviantart.com/art/Don-t-want-to-play-58413137
http://gonzale.deviantart.com/art/the-levitation-girls-27523774
http://arivan.deviantart.com/art/Urban-Species-I-60818406
http://lkopuz.deviantart.com/art/why-i-am-60459784
http://foureyes.deviantart.com/art/A-delicate-sound-27051762
Anlaşılan yine tarih tekerrür edecek, Balat’ta dedeler, çocuklar
amatör fotoğrafçıları görünce “eyvah” diyerek saklanacak,
Türk fotoğrafı diye tarif edilen hep acı, hep hüzün içeren, arabesk
tadında kareler yine acıklı şiirler eşliğinde sunulmaya devam
edecek…
Sevgili Ayşe beni umarım affeder,
Onun güzel fotoğrafından yola çıkarak genelleme yaptım, sözümün ona
olmadığını belki anlatabilmişimdir.
Ayşe’nin fotoğrafına gelen ilk eleştiriye bakarsanız “Fotoğrafı
Erdal Kınacı’nın karelerine benzettim” şeklinde bir cümle
görürsünüz.
Bunu okuduğumda şok oldum, bu cümleye Ayşe’nin sevindiğini
öğrendiğimde ise öldüm.
Bilmem anlatabiliyor muyum?
Yorumlar
(28 yorum yazılmış)
Picasso, resimdeki yeniliklerin yol göstericilerinden biridir. Çalışmaları, üç aşama geçirmiştir. Birinci aşamada, o ana kadar gelen resim bilgisini tam anlamıyla kavramış, klasik ressamlarınkinden hiç de geri kalmayan tablolar yapmıştır. İkinci aşamada bu bilgisine dayanarak resmi, laboratuarda çalışan kimyager gibi çözümlemiştir. Üçüncü aşamada da "yeni"yi kurmuştur. Yani bu üç aşama; eskisi gibi birleştirme, eskiyi dağıtma, yeniyi kurma aşamalarıdır. Bugün herhangi bir sanat dalında yeni bir yol açmak isteyen sanatçı bu aşamalardan geçmelidir.
(Herhangi bir yerden kopyala-yapıştır değildir.)
Saygılarımla...
feyzalmak.. feyiz kökünden gelir.. Arapça'dan dilimize hatıra..
İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk:
"Bu hayırlı teşebbüsün doğu vilayetlerimiz gençliğine bahşedeceği feyiz Cumhuriyet hükûmeti için ne mutlu eser olacaktır."- Atatürk.
demiş TDK.. Sn. Erdal KINACI şu çektiğim fotoğraflardan herhangi birini yerden yere vursa, sadece teşekkür ederim.. ki şu güzel yorumlardan cımbızla kelime çekerek güzelleştirmeye çalışmasak keşke kalın kaşlarımız..
Güzel abicim,
Tanımadığım, görmediğim ve sesini bile duymadığım, fotoğraf aşkına atan bir kalbi olduğunu bildiğim güzel abim ve senin seni, sistemi yerden yere vuran haklı şu eleştirin....
Her zaman ki gibi atladığım birşey varmı diye tekrar okudum yazını. Benim de portfoyumde bahsettigin fotoğraflar oldugu için utandım. Utandım ama silmeyeceğim ne burda nede başka yerde yayınladığım fotoğraflarımı. Bana ibret olsun dursunlar öyle :)
Neyse abi sana çok kızgınım;
ikide bir taşın altına eline sokmaya kalkışmandan,
20 küsür senelik tecrübenden insanların faydalanmasına çalışmandan,
şu bulunduğumuz sitenin bile sistemin bir parçası olduğu, kimin hangi puanlari ve
eleştirileri nasıl aldığını bildiğin halde inatla insanlara başkalarının değil kendilerinin ne
çekmek istiyorlarsa onu çekmelerini önce kendine batırıp iğneyi söylemenden,
vs birsürü şeyden dolayı çok kızgınım ...
abi sen kimsinki insanlara duymak istediklerinden farklı şeyler mesela gerçekleri söylüyorsun !
neyse abi hem üzdün hem kızdırdın beni alacağın olsun.
Yazılanları okudum, hepsini..
Beni yanlış anlamaya çalışma..!
Bu sözü sevgili Füsun'dan duymuştum ilk kez, bir norveç atasözüymüş sanırsam.Çok sevdim ve profilime yazdım.Sanal ortamda sık sık başa gelen ve gereksiz öfke nöbetleri oluşturan durumların yegane sebebidir bu sözün anafikri.
Ancak durum sadece bundan ibaretsenormal görünmesi gereken karşı yorumların, içinde kişisel hırs barındırmaması ve önyargıdan uzak objektif tezlerle desteklenmesi gereklidir.Bu yazıya Balat'ta fotoğraf çeken herkez karşı yorum yazar ve savunmaya geçerse ağaçlara bakar ormanı kaçırırız.
Ne demiş Erdal Kınacı, , çağınızın tanığı olun, , ne var bunda?
Eline makineyi alanın duygu sömürüsü için olmasada insanların zayıf noktası olan vicdanına hükmetmesi kesin olan, virane yapı, sefalet içinde yaşamlar, kirli pasaklı çocuk, yaşlı teyze aradığı yalanmı?
Bunu zaten gereğinden fazlaca insan yapıyor benim önüme o konu geldiğinde kaçırmam çekerim ama bunlar o insanların yaşamında hiç değişikliğe yol açmıyor, bunu da bilirim.
Sayın Kınacı çok güzel bir değerlendirme yapmış, önerisini ortaya koymuş ve bizler için başka bir vizyon çizmiş, kabul eden eder etmeyen yoluna gider kimse birşey diyemez ancak konuyu balat ve sefalet edebiyatı ile irite etmekte çok anlamsız geliyor bana, bizlerin görevi tabiki belgelemek ama belgeleyelim derken fotokopi makinasına dönüşme tehlikesinide gözetmek gerek.
Şimdi şu e-bombayıda bir değerlendirelim bakalım.Sevgilerimle.
merhabalar,
yazıyı ve yorumları okudum, fotoğrafa da baktım. açıkçası fotoğrafı ilk gördüğümde ben de tuhaf duygular içine girmiştim, sonuçta güzel bir kare ama sanki hep aşina olduğum bir kare gibi duruyordu. erdal bey, yenilikten yaratıcılıktan, kendini tekrardan bahsetmiş ama ben de şunu söylemek istiyorum izninizle erdal bey:
şahsen bu siteye bir kaç aydır üyeyim (ondan önce izleyici idim), binlerce, on binlerce birbirinin aynısı fotoğraf geliyor, ki ben de gönderdim bunlardan, ayrı olanlar zaten göze çarpıyor ama, toplumsal beğenimiz o kadar sıradanlaşmış ki, bir yerden sonra herkes aynı şeyleri beğeniyor sanki. şuna inanıyorum özetle ben, herkes istediği hoşuna giden fotoğrafı çekmeli, ben çiçek çekmek istiyorsam çekerim, belki kopyalayarak yaratmaktan yanayım, ama bir yerden sonra elbette bundan haz duymamaya, yeni şeyler aramaya yöneleceğimdir, değil mi ama?
bir çok parametrenin işin içine girdiği bir denklem bu adeta. genel olarak düşüncelerinize katılmakla birlikte erdal bey, laissez faire laissez passer diyorum, su yolunu bulur merak etmeyin diye de ekliyorum.
değerli eleştirileriniz için de çok teşekkürler ediyorum.
Babam Türk Sanat Müziğini çok sever. Muazzez Abacı ve Muazzez Ersoy dinlemeye de bayılır. Zamanında, Muazzez Ersoy şimdikinden çok daha gözönündeyken ve o meşhur Nostalji serisini çıkarırken ona kızardı. Ben o zamanlar çok da anlamadığım fakat bana o kadar da kötü gelmeyen albümlerin ''nesi var ki?'' diye sorardım. O da gayet güzeller, ama çok yaratıcı ve verimli bir çağı, bize yenilerini sunmalı, yepyeni kendi şarkılarını üretmeli çünkü böylesine yetenekler çok fazla yok derdi.
Ben bu yorumu yıllar sonra anlamıştım. Erdal Bey'in eleştrisi ile başka bir gün, başka bir sanatta da olsa çok daha iyi anlaşılıyor.
Kendi fikrime göre bu eleştri fotoğrafçı arkaşımız için çok yerinde, hatta övgü doludur.
Erdal Bey'e teşekkürler.
davete icabet gerek... abi abiliğini yapmış yine.
:))))
bir de ara guler-burusuk adam karikaturu var..
bence bunlarin sebebi heep yesilcam ;)
Yasam daima fotograflara rehberlik etmistir, fotograf da yasamin sözcülügüne...
Çerkez Karadağ
Türkiye'de yaşam sadece balat'da değil evet balat ve balata benzeyen yazam tarzı yakın birçok insanımız var. Belki de nüfusun yada ekonomik kesimin büyük bir bölümünü kapsamaktalar. Ama köylerimiz, kasabalarımız hatta ve hatta şehirlerimiz de hep acı hep gözyaşı yok. Büyük usta Çerkez KARADAĞ'ın yukarıda ki sözünden de anlayabileceğimiz gibi, hayata önce kendi etrafımızda ki hayattan başlayarak sözcülük etmeliyiz.
Benim anlamadığım neden köşenizin pisletilmesine izin veriyorsunuz ki . Neden yoruma açık yazılarınız. Biraz ironik bir sitem ancak insanların zavallı egolarını tatmin edemeyeceğinizi bilmiyor musunuz .? Paylaşmak demeyin lütfen ; böyle paylaşım olmaz. En azından bu coğrayada bu insanlarla olmaz.
Buyurun siz yazın köşenizde, isteyen okur istemeyen kendi g .... ne objektif tutmaya devam eder. Bu insanlara bu hakkı vermeyin. Hem bu insanlara hem bu sisteme kendi nefesinizi tüketerek suni teneffüs yapmayın.
Biz sizi buluruz üstadım. Merak etmeyin , kaybetmeyiz. Siz birazcık kaybolun ..
Yüksek saygılarımla ..
MAhir
Sayın Hocam.
"Köşe"deki tüm eleştirilerinizi büyük bir ilgi ve beğeniyle okuyorum..Üstelik hoş , eğitici, kolay anlaşılır üslubunuzla fotoğraf ilgililerine en az fotoğraflarınız kadar çok şey katıyorsunuz..Üstelik yarattığınız tartışma formları-katılanlarn görüşleri de bir o kadar insanları düşünmeye yönlendiriyor..onları da zevkle okuyorum..
Ben hiç Balat a gitmedim...ama her Balat fotoğrafı beni kendine çekti...Hep hayıflandım " neden ben gitmedim...neden ben de bir iki kare orada fotoğraf çekemedim " diye.. Çekenleri de hep kıskanmışımdır...ki tam bu sırada duygularımı rahatlatacak yazınızı okudum..ohh dedim kendi kendime...
Sonra örnek linkerdeki fotoğraflara baktım.. Bulunduğum yerde, ege de köylüler genellikle zeytin ve badem ağaçları dikerler onların ürünlerini satarlar, memnun olmazlar fiyatlarından meşakkatinden söylenir durular...Birisi avakado önermiş .önermeklede kalmamış üşenmemiş fidelerini getirmiş , dikim tarzını anlatmış meyvasının para ettiğini vs. birkaç kişi de dikmiş, simdi fideler meyva veriyor hemde bol ve lezzetli.Ama köylüler onu ne satabiliyor ne de yiyebiliyor..Hayvanlarına bile veremiyorlar söylenip duruyorlar....
Bunu bir tutuculuk örneği olarak anlatmadım..belki bir gün bahçelerini hep avakado yaparlar..ama bu topraklar hala onlar için zeytin ve badem demek..
Bizim de Balat ımız , yaşlı ninelerimiz , tinerci selpakcı çocuklarımız oldukca hem ustalarımız hem çırakları onları daha çok çekecekler....bu arada avakadolar da gelecek tabi , onlar da henüz çok ilgi görmeseler de bu topraklarda yeşerecekler...
not; Bulunduğum bölgedeki badem ağaçları henüz fotoğrafın yeni çekildiği yıllarda palamutların ve üzüm bağlarının yavaş yavaş yokedilerek yerlerine dikilmişler. Ama zeytin binlerce yıldır direniyor.
Saygılarımla
ben de ne yazık ki Recep'e katılıyorum. sanırım tarih yine tekerrür etmeye meyilli. Erdal abinin yeniden beni Fotokriti'ği takip etmeye zorlayan köşesinin ömrü sanırım uzun olmayacak. daha ilk eleştirisinin ardından tepkilerin gelmesi beni şaşırtmadı. yazılanın ne karikatürle ne Balat'la ilgili olmadığı aşikarken laf nereler geldi yine. hayatın acı gerçeklerini eleştiriyi yazandan daha sert yüzümüze çarpan var mı sormaya bile gerek duyulmaz herhalde.
Erdal abi kendi sıcak üslubuyla kısaca ustaları, çekilmiş olanları bir noktaya kadar taklit etmek normal ama fotoğrafa gönül verenlerin ilerlemek adına yeni arayışlara girmesi, ortaya yeni söylemler koymaya çalışması lazım demiş. zaten taklitlerin asıl olanı yaşatmaktan öteye gidemediğini hepimiz biliyoruz di mi?
http://img501.imageshack.us/img501/673/amatortv7.jpg
karikatür bu olabilirmi?
Doğrudur!
Herkes kendi gerçeğini ama farklı bir gerçeğini yaşar.Fotoğraf çekerken de o gerçeği görür.Halbuki hepemiz aynı gökyüzünün altında yaşar, aynı yağmurların altında ıslanır ve aynı güneşin ateşinde pişeriz...
Farklı bakan bakması gereken birileri hep olacaktır ve olmalıdır da...
Erdal Hoca, biz amatör fotoğrafçılara yerimizde saymamamız için kendinden - deneyimlerinden yola çıkarak ufkumuzu genişletmek adına,
olabilecek en kibar anlatımla önerilerde bulunmuş....
mesele ne balat ne de ayşe hanımın fotoğrafıdır..
balatta onlarca kez fotoğraf avına çıkmış, onlarca kez orada yaşayanları fotoğraflamış biri olarak payıma düşeni almış bulunmaktayım..
ağzına yüreğine sağlık erdal hocam..
http://www.fotokritik.com/98157
Yazdıkların bu fotoğrafımı aklıma getirdi Erdal.
Fotoğraf altında kıyamet kopmuştu. Askıya alınmalar vs. (Silindi yönetim tarafından bazı yorumlar)
Teknik sorunlarının farkındalığımı saklı tutarak sadece çocukların o anki mutlu hallerini yansıtmak istemiştim ama çöpten ekmek toplayan çocukların varlığından, duyarsızlığımdan tut da aklına gelebilecek pek çok şeyle suçlanmıştım.
Rahmetli babam derdi; "Bir yaşanmış, hazır, sizi yormayacak tecrübe var bir de yorula yorula kendi edineceğiniz var; tercih sizin. Hangisini isterseniz seçebilirsiniz...
Ben de yorumundan alacağımı aldım; sağolasın...
erdal abi, türk fotoğrafçılığı tekerrür eder mi bilmem ama bu sitede yine bişeyler tekerrür edecek gibi. umarım yanılırım.
yine kırıcı olmayarak biz gençlere yol göstermişsin. ağzına sağlık abim.
selamlar....
Bahsettiğim karikatürün linki;
http://selimyavuz.deviantart.com/art/0000000-71035046
Bende kendi içimde bunun rahatsızlığını duyuyorum bazen. Bazı kareleri çekmek istiyorum ama sonra bunun bir faydası olmayacak ki neden farklı bir şeyler aramıyorum diyorum. Bazı fotoğrafları da sırf yapabilir miyim acaba bende diye çekiyorum(ustalardan gör çek öğren:). Tabi elim alışınca bunlardan da vazgeçiyorum nasıl olsa yine çekebilirim diye düşünerek. (Yüklediğim bazı fotoğraflar bu tarz düşüncenin ürünüdür yapabilir miyim diyerek yani)
Farklı olmak hep amacım oldu ve sanırım Erdal Bey'in de dediği gibi hep hüzün hep hüzün nereye kadar, hobim olan birşey de eğlenmek isterim ben. Hüzünlenmek için ise yeterince olay ve vakit bulacağım nasılsa.
Tabi bazen istem dışı olarak ilgi görmek ve işte bende yapabiliyorum diyerek çekmiyor da değilim (sistemin gözü kör olsun:). Ama artık duvarıma asmak veya arkadaşlarıma hediye edebilecek, böyle hem onların gönlünü kazancak hemde ev hediyesi derdinden kurtaracak(!) fotoğraflara uzanmaktayim;) Benim fazla hobim yok kitap, futbol ve fotoğraf ve bir kaç ufak tefek şey. E şimdi kitabın keyiflisini sürükleyicisini, futbolun güzel olanını seven ben gidip de neden hüzünlendirecek birşey çekeyim? Yaşasın joga bonito:)
Saygılarımla
Yazınızı okuyunca nedense içime bir rahatlık mıdır bir teşvik midir nedir birşey geldi :))
Tekrar Merhaba Erdal Bey;
Alınmak değil benimkisi sadece bir tepki balat için çizilen karikatüre ve sizinde vermiş olduğunuz altaki sözleredir.
Anlaşılan yine tarih tekerrür edecek, Balat’ta dedeler, çocuklar amatör fotoğrafçıları görünce “eyvah” diyerek saklanacak,
Türk fotoğrafı diye tarif edilen hep acı, hep hüzün içeren, arabesk tadında kareler yine acıklı şiirler eşliğinde sunulmaya devam edecek…
Bu şekilde sunulsun ama unutulmasın hayatın acı gerçekleri birkez daha gözler önüne serilsin serilsinki belki ibret alan veya alacak büyüklerimiz bu gerçekleri görebilsin ve yapılması gereken ilgiyi ve alakayı gösterebilsin. Dün Ortaköydeydik arkadaşlarla gezerken imza kampanyası yapıyorlardı bizede seslendiler o güzelim tarihi evlerin harcanmması için yakılmması için bize tek söyledikleri şey şu oldu tarihimizi koruyalım onların yerine lüks binaların inşa edilmesini engeliyelim. hiçbirşey yapamıyorsak fotoğrafalarını çekelim çekelimdi ilerde çocuğuklarımıza torunlarımıza bak bu göktelenlerin yerinde bu yalı bu köşk bu ev vardı diyebilelim.
“eyvah” demiyelim ve dedirtmeyelim.
Sevgi ve Saygılarımla...
Yorum yazmak için üye olun
|
Köşe Yazarı |
|
| » MODEL SÖZLEŞMESİ (4 ay önce yazılmış) |
| » ATMACAMANA VE POSTMODERNİZM (4 ay önce yazılmış) |
| » ELİTİST (5 ay önce yazılmış) |
| » Laser Pointer (5 ay önce yazılmış) |
| » Marlboro (5 ay önce yazılmış) |
| » Konuk - Güzin Tezel (5 ay önce yazılmış) |
| » PUNCTUM VE STUDIUM (5 ay önce yazılmış) |
| » BELGESEL FOTOĞRAF , AFSAD SEMPOZYUMU (5 ay önce yazılmış) |
| » Konser Fotoğrafçılığı (5 ay önce yazılmış) |
| » Soyut Fotoğraf (6 ay önce yazılmış) |
| » Konuk-Şule Tüzül (6 ay önce yazılmış) |
| » E-Bomba (6 ay önce yazılmış) |
| » Karikatür (6 ay önce yazılmış) |
| » DEEPISM (6 ay önce yazılmış) |
| » Örtüşme (6 ay önce yazılmış) |
| » Doğru pozlama (6 ay önce yazılmış) |
| » Pusu (6 ay önce yazılmış) |
| » doruk nokta (6 ay önce yazılmış) |
| » Algıda seçicilik, (6 ay önce yazılmış) |
| » Çevre temizliği (6 ay önce yazılmış) |
| Tüm Yazılar |

© 2004-2008