|
the_ozenc
özenç uluz
|
İdam..
“Bir kaç anlam kılıfı içerisinde nöbet bekleyen harfler
topluluğu.”
Nedir bu anlamlar ? Hak edene verilmeli, caydırıcı unsur, trajedi,
yahut insanlık ayıbı, yada cinayet.! Ve bu karmaşalar arasında bir
can kaybı..
Nasıl? Niye? Neden? diye bir çok akıl yontan sorular ilişir zihne,
maalesef cevapları olmayan..
Yıl 1982. İran Merbevan'da gazeteci olarak görevdeyim. Mesleğimin
ilk yılları. Önceleri amatör olarak kuştur, böcektir, insandır,
doğadır, portredir derken, karanlık odalarda geçen bir ömrün henüz
başlangıcındayım. Ancak bir o kadar da tecrübeli..
Bir perşembe günüydü , gazeteden aradılar. İran'da irtibat halinde
olduğumuz ajanstan bilgi geçmişler. Davası sonuçlanan bir mahkumun
idamı mevzuu bahismiş. Benim fotoğraflamamı istediler, bende
mecburen kabul ettim tabii ki.. İlk duyduğumda bayağı bir ürkmüştüm
ne yalan söyleyeyim. Yirmi metre uzağımda biri göz göre göre ölüme
gidicekti. Yüreğinin psikolojisi sağlam olanlar için bu çok zor bir
olaydı tahminimce.. Bişeyler atıştırdıktan sonra, olayın
gerçekleşeceği istikamete hareket ettik. Bir kaç yabancı gazeteci
arkadaş ile birlikte şehir merkezine 12 km. uzaklıkta boş bir
araziye geldik. İran'da sıcak olduğunda iliklerinin bulunduğu
kemik boşluklarından bile ter aktığını hissedersin. Öyle bir
gündeyiz, sigara üzerine sigara yakıyorum beklerken. Stresim hat
safhada, sanki ben can verecekmişim gibi.. İngiliz gazeteci
arkadaşımla bi ara göz göze gelir gibi olduk. Sanki aynaya
baktığımı hissettim o an. Tuhaf, çok tuhaf.. Derken uzaktan faili
belli cinayet mensupları göründü suç aletleri ile.. Bir kamyon
arkasında idam için mühimmatlar, cellat, bir kaç görevli ve ölmeden
kefen giydirilmiş beyaz bir beden...
Hummalı bir hazırlık sonunda işte karşımızdaydı namı değer
darağacı! Yaprak kıpırdamayan o gavur sıcağında nasıl buz kesmişti
ellerim. Görevlilerden biri mahkum arabasına doğru yöneldi. Bizde
olay anında en iyi kareyi yakalamak için açımızı alıyorduk.
En iyi kare mi? Pehh!!
Arabadan çıkarılıp ipe doğru yürünürken, bikaç fotoğraf alayım
dedim. Ama elim gitmedi. Neden bilmiyorum, ilk kez böyle birşey
başıma gelmişti. Sehpa yakınlarına geldiğinde bizde yavaş yavaş
yaklaşıyorduk ona. Titrediğini gördüm ve birşeyler mırıldanıyordu..
Anlayamıyordum ama fazlası ile hissediyordum. Boynuna ip
geçirildiğinde son isteği soruldu. Yine bir kaç kelam ettikten
sonra kafasını yukarı kaldırıp konuşmaya başladı. Sanırım dua
ediyordu. İşte o anda kafasını yere indirirken birden göz göze
geldik. Dondum kaldım..
Dilim, elim, bedenim nötrleşmişti o anda. Ömrümde 5 saniyenin ne
anlama geldiğini işte o zaman anladım... Ruhun bedenden ayrılışını
kimse bilemez ama sanırım bu öyle bir etkiydi. Kendimi toparlamaya
çalışırken, gözlerininde bağlanması ile işte sona gelinmişti. Bizde
hazırdık bu yaşanılan anın gölgesinde bir mum yakmaya. Sehpaya
vurulması ile birlikte boyun çatırtısının, makinamın deklanşör sesi
ile karıştığını fark ettim. Nasıl bir sona eriştir bu, nasıl!!
Biraz önce siyaha kesmiş gözleri ile bakan gencecik oğlan nasılda
boynu bükük duruyordu.. Bir kaç kare daha aldıktan sonra hemen
ordan ayrıldım.
Otele geldiğimde direk odama çıkıp makinemi bir kenara koydum..
Ne fotoğraf umrumdaydı, ne haber, ne de başka bişey...Sadece yazmak
istiyordum. Masa lambamı yakıp oturdum koltuğa. İhtiyacım olan
gerçekten de bir kağıt ve bir kalemdi…
Yazdım içimden geldiği gibi..Mürekkebi kağıttan ayırmadan...
“Bu gece siyah, anlamını yitirdi yeryüzünde
Pırıltılar coşa gelsin siyahın matemi uğurlandı işte şarkılarla
türkülerle..
Nedendir bu zoraki ölüm arzuları..
Neden sebebine pas geçilir her yaşanılan trajedilerin..
Orjinalliğini yitirmiş insanoğlu!
Ey gözünü sevdiğim insan,
Bu kadar mı acizsin sen! bu kadar mı vahşi?
Bir umut yok mudur ki yaşanılan her olayın perde arkasında,
İlla bu mudur son..
Yaşam sebebimiz nedir bilmezmisin be ey dost..
Elinden tutulması bu kadar mı zor?
Sabırsız telaşlara ne hacet söylesene
Cevabın yine kuytu bir yerlerde saklı değil mi?
Daha kaç sona eriş şekli böyle olucak peki...
Yine yanıtlar askıda öyle mi ?
Kızgınlığın faidesi geride kalanlara.
Giden gitti ey dost
Giden gitti...
Bugün o beden hayat ile birlikte kuru bir nefesede el salladı..
Boynun hep dik dursun,
Güle güle siyah gözlü asil delikanlı..”
fotodergi.com
Fotoğraf ve Şiddet Konulu Sayısı
21.10.2007
ÖZENÇ ULUZ
Foruma katılmak için üye olun...
|