uzuncan
Burçin M. Dedeoğlu Moderatör
|
Milliyet Gazetesi muhabirlerinden Sayın Önay Yılmaz'ın
Röportajından alınmıştır.
http://www.milliyet.com.tr/2008/02/11/pazar/paz02.html
Dünya çapında bir kuş bilimci olan ve akademik çalışmalarını
ABD'de, Stanford Üniversitesi Biyoloji Bölümü Çevre Koruma
Merkezi'nde yürüten bilim adamı Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu,
küresel ısınmadan yok olabilecek kuş türlerini belirlediği
makalesiyle, bilim çevrelerinde yankı uyandırdı.
Şekircioğlu yaptıkları araştırmalar sonucu, küresel ısınma ve doğal
alanların yok edilmesinin önüne geçilmezse, 2100 yılına kadar kuş
türlerinin yüzde 30'unun soyunun tükenebileceğini söylüyor.
Neden makalenizde 2100 yılına kadar yüzlerce kuş türünün
soyunun tükenebileceği öngörülüyor?
Birinci neden küresel ısınma. 2007 IPCC (Hükümetlerarası İklim
Değişikliği Paneli) raporundaki beş farklı küresel ısınma
senaryosunu, dört ayrı habitat (doğal yaşam ortamı) yok oluş
senaryosu ile birleştirdik. Kuşların küresel ısınma sonucu daha
serin ve yüksek irtifalara hareket edeceklerine dair üç ayrı
ihtimali de değerlendirdik ve 60 farklı olasılığa göre kaç kuş
türünün yok olacağını hesapladık.
Kuşlar belli iklim ve bitki örtüsünü tercih eder. İklim ısınırsa,
bitki örtüsü de değişir ve daha yukarıya kayar. Dağ yüksek değilse
ya da yukarı kesimlerde insanlar yaşıyorsa, kuşların yaşam alanı
tamamen yok olabilir, soyları tükenebilir. 6, 4 derece ısınma ve en
kötü habitat kaybı senaryosu durumunda türlerin yüzde 30'unun yok
olması mümkün. Bu ilişkiye "soy tükenmesine giden yürüyen
merdiven" diyorum.
Canlıların iklim değişikliğine bağlı olarak yüksek kesimlerde
yaşaması bir çare mi?
Küresel ısınmayı takiben daha serin yerlere ihtiyaçları var. Serin
iklimlere de gidebilirler ama bunun için yüzlerce, binlerce
kilometre aşmaları lazım. Canlıların çoğu, kuşlar dahi, bunu
yapacak kapasiteye sahip değil. Kuş türlerinin sadece beşte biri
uzun mesafe göçmeni ve bu türlerin soyları daha dayanıklı.
Göçemeyen türlerden beş kat daha az yok olacaklarını
hesapladık.
Ama kuş türlerinin birçoğu, tropik ormandan 100 metre bile dışarıya
çıkamaz. Bunlar ya evrim yoluyla uyum sağlayacak ya da yok olacak.
Örneğin Hawaii'deki insanların getirdiği sivrisinekler ısınan
iklimle yukarıya çıktıkça, birçok kuş türü sıtmadan ölüyor. Göçmen
olmayan ve hızlı uyum gösteremeyen kuş türleri -ki bunlar çoğunluk-
ya yukarılara gidecek ya da yok olacak.
Türler daha yüksek kesimlerde yaşamaya başlayınca sorunlar
olacak mı?
Nüfuslarında azalmalar olacak. İklim stresi altında olacakları için
üremeleri de azalabilir. En önemlisi, eskiden bir arada olmadıkları
türlerle çatışmalar yaşanabilir. Örneğin Kosta Rika'daki gökkuşağı
gagalı tukan kuşu, küresel ısınmayla artık daha yukarılarda, yeşil
quetzal kuşuyla bir arada bulunuyor. Tukan saldırgan bir kuş ve
quetzal'in yuva kovuklarını işgal ediyor, birçok türün yavru ve
yumurtalarını yiyor. Dağ kuşları için yeni bir tehdit bu.
Çalışmalarınız sadece kuş türleriyle mi ilgili?
Bitkiler, böcekler, amfibiler ve hastalıklar üzerine de makalelerim
var. Bu makalede sadece kuşları inceledik fakat benzer ilişkiler,
memeliler, kurbağalar, böcekler gibi diğer canlılar için de
geçerli. Kuşlar en iyi durumdaki grup. Sanırım diğer hayvanlar
küresel ısınmadan daha kötü etkilenecek.
İklim değişimine bağlı olarak artacak kimi tehlikelere işaret
ediliyor makalede; sivrisineklerin sıtma mikrobunu yayması
gibi.
Özellikle de tropik hastalıklar, Türkiye ve diğer ılıman iklim
ülkelerinde artacak. 1990'larda, GAP'ın da etkisiyle,
Güneydoğu'da şark çıbanı ve sıtma vakaları arttı. Kırım Kongo
kanamalı ateşi ve kolera gibi pek görmediğimiz hastalıklar artıyor.
Küresel ısınmayla Türkiye'nin bir kısmı daha tropik ve daha kurak
bir hale gelecek. Giderek daha Afrikalaşacağız.
Kuş türlerini iklim değişikliğine karşı koruma amacıyla neler
yapılabilir?
En önemlisi sera etkisini durdurmak. Tüketimi azaltmalı, kömür
kullanımı ve sera gazları üretimini en aza indirmeli, havayı
temizleyen ağaçların dikimini hızlandırmalıyız. Kuş ve diğer
canlıların daha serin ortamlara göçmelerine imkan vermek için
denizden dağ tepelerine kadar her türlü irtifayı ve de farklı iklim
kuşaklarında büyük alanları kapsayan milli parklar
yaratmalıyız.
Türkiye'deki kuşların durumu nedir?
Çok daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var. Afrika'ya göç etmesi
gereken bazı kuşların artık kışı güney bölgelerimizde, hatta
İstanbul'da geçirmesi söz konusu olabiliyor. Toroslar, Kaçkarlar,
Ağrı gibi dağlık yerlerde yaşayan kuşlar, kuraklaşacak makiler ve
sulak alanlarda yaşayan kuşlar küresel ısınmadan özellikle
etkilenecek. Alçak irtifada yaşayan bazı türler, ısınmayla beraber
daha yüksek kesimlere yayılacak. Daha önce burada
yaşamadıklarından, bu kesimlerde yaşayan canlılarla ekolojik
dengeyi bozabilecek ilişkiler içine girecekler.
"En kapsamlı kuş ekolojisi veri tabanını
oluşturdum"
Yürüttüğünüz projeleri anlatabilir misiniz? Sizi destekleyen
kuruluşlar hangileri?
Kuşları 17 yıldır araştırıyorum. En büyük araştırma projem 2003
yılından beri yürüttüğüm Kars-Iğdır Doğal Zenginlik Projesi.
Kafkas Üniversitesi'yle beraber bölgenin büyük doğal zenginliğini
araştırıyor, korunması için uğraşıyor, ekolojik eğitim veriyor,
çevre bilinci aşılıyor, eğitim ve doğal zenginlik bileşkesini
kullanıp ekoturizm ve doğal ürünler gibi doğal değerlerin yöre
ekonomisine katkısını artırıyoruz.
"Dünya Kuşlarının 21. Yüzyıldaki Tehlike Analizi" projesi için 14
öğrencimle beraber, 2001'den beri dünyanın 10 bin kuş türü üzerine
600 binden fazla veriyi girerek en kapsamlı kuş ekolojisi veri
tabanını oluşturdum.
Bu verileri analiz ederek, 21'inci yüzyılda kuş türlerinin soy
tükenme ihtimalini ve kuşların ekolojik hizmetlerinde olacak
değişiklikleri belirledim. Bu hizmetleri anlattığım derlemem, dünya
kuşbilim ansiklopedisi "Handbook of the Birds of the World"ün
önsözü olarak yayımlandı.
Kosta Rika'da 1998'de başladığım "Tropik Kuşların Popülasyon
Dinamiği Projesi"nde bacağa takılan alüminyum halkalarla kuşlara
kimlik veriyoruz. 246 türden 35 bin 500 kuş yakaladık. Bu da
dünyadaki en büyük tropik halkalama projelerinden biri demek.
Ayrıca radyo vericiler takarak kuşların nereye gittiğini, ne
yaptıklarını, yaşadıkları habitatları da belirliyoruz. 11 türden
438 kuşa verici taktık.
Harvard, Stanford, Singapur üniversiteleri, National Geographic,
Wildlife Conservation, Christensen gibi kurum ve dernekler ile
Birleşmiş Milletler çalışmalarıma destek oldu.
Doğa tutkusu nasıl başladı?
İçgüdüsel olarak. Beş yaşında ilk sokağa çıktığımda futbol
oynayacağıma böcek, kertenkele, kurbağa toplamaya başladım. Dört
yaşımdan beri hayvanlarla ilgili ne bulduysam okudum.
Harvard Üniversitesi'nin yolu nasıl açıldı?
Lisedeyken Harvard profesörleri evrim bilimci Stephen Gould ve doğa
bilimci Edward Wilson'un kitaplarını sevdiğimden Harvard'a karar
verdim. Notlarım, test sonuçlarım ve referanslarım iyiydi.
Türkiye'den doğa bilimci olmak için başvuran ilk öğrenci
Harvard'ın da ilgisini çekti. Tam bursla erken kabul ettiler.
Kaç ülkede araştırma yaptınız?
Yaklaşık 60 ülkede kuş gözleyip araştırma yaptım. En çok, insan izi
olmayan, en bozulmamış yerleri severim. Borneo'nun uçsuz bucaksız
yağmur ormanlarında gibbonların tüyler ürperten haykırışlarıyla
uyanmak; Amazon havzasının en zengin yağmur ormanı Manu'da (Peru)
haftalar geçirip dokuz cins maymun, tapir, dev susamuru, timsah ve
yüzlerce tür kuş görerek dokunulmamış bir yağmur ormanının tadını
çıkarmak gibi...
Başınıza neler geldi?
Papua Yeni Gine'de lenf sistemi enfeksiyonuna, Bolivya'da şark
çıbanına, Kosta Rika'da dizanteriye yakalandım. Ekvator'da bir
kovan eşek arısı, Kosta Rika'da katil arılar, Borneo'da ise ateş
karıncaları tarafından sokuldum. Alaska'da boz ayı, Kenya'da
filden, Uganda ve Avustralya'da zehirli yılanlardan zor kaçtım.
Hawaii'de bir lav akıntısında kayboldum ve lavın kabuğu kırılınca
içine düşmekten son anda kurtuldum. Otos-topla Şili'yi geçerken
Atakama Çölü'nde 38 saat kaldım, serap gördüm. Afrika'nın en
zehirli yılanı puff adder'i, takıldığı kuş ağımdan öldürmeden
çıkardım ve ormana saldım. Yine de beni en çok korkutan trafik ve
diğer insanlardır. İstanbul'da araba kullanmıyorum. Doğada trafik
canavarından beter bir canavar yok.
Şekercioğlu kimdir?
İlk Türk tropik biyolog, ekolog, ornitolog olan Dr. Çağan Hakkı
Şekercioğlu 1975'te İstanbul'da doğdu. Robert Kolej'i 1993'te
bitirdikten sonra Harvard Üniversitesi'nde burslu biyoloji ve
antropoloji okudu. 1993 Uluslararası Biyoloji Olimpiyatları'nda
gümüş madalya aldı. Dünyanın çeşitli ekosistemlerinde araştırma
yaptı. Dünya kuş türlerinin yarısından fazlasını gördü. "Yok Olan
Canlıların İzinde Afrika" projesi için, Afrika'nın 11 ülkesinde
araştırma yaptı. Tecrübelerini bir kitapta özetledi.
Eylül 1998'de Stanford Üniversitesi'nin ekoloji ve evrim
bölümünde tam bursla doktora programına başladı. Stanford
Üniversitesi Çevre Bilim Merkezi'nde çalışıyor. 50 binin üzerinde
fotoğraftan oluşan bir arşivi var. Çeşitli akademik ödüllerin
sahibi ve birçok bilimsel kuruluşun üyesi. Dünya Çevre Koruma
Bilimi Derneği Avrupa Yönetim Kurulu'nda Türkiye'yi temsil
ediyor. 2003'te Çevre ve Ahlaki Liderlik dalında Türkiye'nin en
başarılı genci seçildi.
Foruma katılmak için üye olun...
|