FotoKritik

Amatör ve profesyonel fotoğraf tutkunlarının paylaşma alanı
Forum Kategorileri
Çekim Teknikleri
Son: 55 dk. önce
Dijital Teknikler
Son: 2 saat önce
Etkinlikler
Son: 2 saat önce
Donanım-Ekipman
Son: 59 sn. önce
Satılık-Alınık
Son: 5 dk. önce
Tüketici Köşesi
Son: 5 saat önce
Foto-Röportaj
Son: 1 hafta önce
OrnitoFoto
Son: 2 hafta önce
Site Hakkında
Son: 2 saat önce
Karanlık Oda
Son: 1 gün önce
Genel
Son: 2 saat önce

Site Hakkında

 


25.01.2005 17:56 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13755 | Msj.1
Kermit
Kıvanç Kalaba

O, film kullanan dinazorların son temsilcilerindendi...
Gurur duyuyordu kendisiyle.
Çantasına iki makara film koyar, “Azıcık filmim, dertsiz başım” nidalarıyla maceralara koşardı.
Sabırlıydı.. Doğanın çetin şartları ve 36 pozluk sınırlı cephanesi, kısıtlı imkanları en iyi şekilde kullanmayı öğretmişti ona. Deklanşöre basmadan önce kılı kırk yarar... o kılın, kırkta birlik parçasını kırkbir kere analiz ederdi. Tamam biraz da paranoyaktı kendisi...
Fakat en önemlisi, bir fotokritik üyesiydi o !

ÜYE:
Ben bir dinazorum ve kendimle gurur duyuyorum. Bir makara film kullanarak harika fotoğraflar çektim yine... peki ama neden kendi kendime konuşuyorum ki... töbe töbe


Fakat tüm bu tatmin edilmiş “ego” görüntüsünün ardında, beynini küçük kurtçuklar gibi kemiren sorular vardı...


ÜYE:
Egomu tatmin etmiş olmama rağmen kafamda sorular var, sanki küçük kurtçuklar beynimi kemiriyor. Hay allah... üstelik bu, kendi kendine konuşma olayını da abarttım iyice


İşte bu sorular silsilesi içinde uzandı yatağa.
Sağa döndü..
Sola döndü..
Arada kalkıp tuvalete gitti.
Debelenip durdu saatlerce.... ve derken her yer karardı bir anda.
Anlamsızca bakarken etrafına, bir ak sakallı dede çıktı karşısına...


ÜYE:
hııı..?
Ney.....?
Kim.. kim var orada,,? Sen de kimsin?

DEDE:
Eyy oğul, korkma sakın. Ben ak sakallı bir dedeyim

ÜYE:
Ak sakallı dede mi..??
Ama nasıl olur..... Ak sakallı dedeler rüyalara girer... Bence sen kendine ak sakallı dede süsü vermiş bir hırsızsın.
İMDAAAATTT... Hırsız vaarrrrr !!!!!!!

DEDE:
Sus be salak oğul..
Valla ak sakallı dedeyim ben. Sen de şu anda rüya görüyorsun zaten...

ÜYE:
Öyle miii... İnanayım mı ?

DEDE:
İnan tabii.. Ak sakallı dedeler yalan söylemezzz.
Buraya senin için geldim.
Şimdi anlat bana, kimselere söyleyemediğin derdini...

ÜYE:
Şeyy... bilmem ki... yani nasıl söölesem,
Kem.. kümm.. utanırım ben.

DEDE:
Utanma oğlum, çekinmene gerek yok
Söz kimseye söölemem.En fazla forum sayfasına yazarım.Zaten okuyan eden yok.

ÜYE:
O halde kimselere anlatamadığım derdimi söylüyorum:
Benim popomda sivilce çıktı. Oturunca acıyo...

DEDE:
Ulan eşşoğlusuu... Doktora git o zaman.
Töööbe .. Töbeee Yaa sabırr ve kuvveti illa milla ( Mistik sabır dilekleri )
Ben senin ruhani dertlerin için buradayım sadece.

ÜYE:
Haaaaaaaa.....

DEDE:
Oh beee.. anladı nihayet. Şimdi söyle bana derdini.

ÜYE:
Nası yani ????

DEDE:
Hiaaaayyyttt ÇTOOOONNNNKKK !!!

ÜYE:
Ne vuruyon be!!
Valla ak sakallı makallı demem, çekerim fotoğrafını.

DEDE:
Ulan şabalak herif, sen bir film dinazoru olmana rağmen, aklında bazı gizli düşünceler yok mu...?
Sen, zar zor 36 poz çekerken, başkaları yüzlerce kare çekiyor dijital makine ile.
Sen, hatalarını banyodan sonra görürken,başkaları hemen görüp düzeltiyor.
Sen,filmi doğru pozlamak için tepinirken,başkaları her değerde çekim yapıp birini tutturuyor...
Sen kompozisyonu kurarken, başkaları her açıdan çekiyor...
Yeterrr LEYYNNNN ... bu HAKSIZLIK !!!!!
Diye düşünmüyor musun zaman zaman.????

ÜYE:
Hey.. sakin ol Dede
Bazen aklımdan geçiyor bu düşünceler ,ama sen nereden biliyorsun bunları?
Hem madem biliyorsun, niye soruyorsun?
Hani yalan söylemezdi ak sakallı dedeler... ne oldu hıı!!

DEDE:
Yalan değil oğlumm,
benimki tecaül-ü arif sanatı..
Bilip de bilmemezlikten geliyorum yani

ÜYE:
Haaaa... Şimdi derdime derman olup, kafamı kemiren bu kurtçuklu soruları mı cevaplayacaksın peki?

DEDE:
Tabikiii. Aksakallı dedeler bunun içindir evladım.

ÜYE:
Yaşasın!!!, sevindirik oldum şimdi....
Size dede diyebilir miyim?

DEDE:
Tabi dersin yavrucum. Hem böylece daha bi yakın oluruz birbirimize....
Ben üstüme rahat bir entari giyip geleyim.

ÜYE:
HOOP ALOOO...
Sakalından utan yaf. Sırnaşık dede!

DEDE:
Ama kızma evladım..
Hani, artistic nude şeyederiz dediydim.

ÜYE:
Sen git “self” olarak çek artistic nude’lerini.
Pis sapık.
Nerede benim, beynimi kemiren soruların çözümü bakiiim?

DEDE:
Tabiii... sorularrrr...
Soru NEYDİ?

ÜYE:
Hiaaayyytttt.... Yolarım şimdi seni.

DEDE:
Dur evladım şiddet çözüm değildir.
Çekme sakalımı..!!!
Zaten ince telliler, kopuverir mazallah
Tamam tamam hatırladım soruları.
Çözüm buldum. Evreka !!

ÜYE:
Hah, yola gel bakiim.
Zaten forumda kavga çıkmıyor ne zamandır. Hıncımı senden çıkarırım valla.

DEDE:
Düşüncelerinde haklısın evladım.
Film ve dijital fotoğraf kıyaslanınca, imkanlar arasında büyük bir uçurum ortaya çıkıyor.
Zaten bu konuyu son Ak sakallı dedeler buluşmasında da gündeme getirdik.
Gerçi, biraz fazla sigara dumanı vardı ama güzeldi.

ÜYE:
Peki ne karar alındı?

DEDE:
Aslında ben son bölümde uyuya kalmışım...
Ama dijital fotoğraf olayının, doğal sürecin bir parçası olduğunu ve evrimin engellenemeyeceğini söyleyebilirim.
Tabi, film fotoğrafçılarını da koruma altına almaya karar verdik.

ÜYE:
Ama ama....
Bunu engellemenin bir yolu olmalı... Dinazor nesli tükenmemeli. Bir gök taşının tozları arasında dijitalize edilmek istemiyorum.. Hayır... Nayır...

DEDE:
Sakin ol evladım.

ŞRAAAKKKK ( Sakinleştirme tokadı)

Bu evrim süreciyle daha önce de karşılaşmıştık.
Ben, genç bir ak sakallı dede iken, cam negatif kullanılırdı fotoğraf çekmek için. Bir fotoğrafçı en fazla 4-5 kare çekebiliyordu bu teknikle. Sonra şerit negatifler piyasaya sürüldü.

ÜYE:
Ve cam negatifi kullanan zavallılar yok olup gitti di miii... ühüüüüüüü bühüüüüü

DEDE:
Hayııırrrrr !!!!
Onlar bu yeni sürece uyum sağladılar. Edindikleri bilgi ve tecrübeyi, şerit negatif kullanarak, çok daha etkili fotoğraflar çekmekte kullandılar.

ÜYE:
Nassı yani?
Fırk... fırk.

DEDE:
Şerit film kullanan fotoğrafçılar 36 poz filmi, çatur çutur çekiyordu. Eskiden cam negatif kullananlar da şerit filme geçmişti.
Fotoğraf çekmek daha kolay hale gelmişti anlayacağın.Fakat eskiden cam negatif kullananlar avantajlıydı. İstedikleri fotoğrafları çok daha rahat ve teknik açıdan iyi çekiyorlardı.
Eski bilgileri ışığında yeni çekim teknikleri üretebildiler.
Kısıtlı imkanlar sayesinde geliştirdikleri fotoğraf dilini, yeni imkanlar ışığında özgürce kullandılar.Aynı şeyler dijitale geçiş için de geçerli.
Film kullanırken edindiğin teknik ve estetik yetiler yok olmayacak.Tam tersine onları çoook daha özgür uygulayabileceksin.
Artık, dijital makine kullanan bir DİNAZOR olacaksın SEN


ÜYE:
Yani, yok olmayacak mıyım?

DEDE:
Olmayacaksın. Biraz manipule edeceksin kendini.

ÜYE:
Nası yani? Photoshopla mı? Ben müdahaleye karşıyım.

DEDE:
Dijital fotoğraf demek, müdahale yapılmış fotoğraf DEĞİLDİR!!!!
Fotoğraf teknolojik bir olaydır. Bunu ister sanat için kullanırsın, ister vesikalık çekmek için.
Sen dijital fotoğrafı Dinazor ruhun ile kullan, başkası müdahale etme amacıyla. Yapılan her şeyin belli bir yeri ve değeri olacaktır.
Artık zırlamayı kes ve burnunu entarime silme lütfen.

ÜYE:
Pardon dedecim. Teşekkür ederim beni aydınlattığın için.
Peki, dijitale geçene kadar nasıl koruyacaksın beni?
Filmi hiç bitmeyen sihirli bir makine mi vereceksin?

DEDE:
Şeyyy... aslında Hayır.

ÜYE:
O zaman dijital makine almam için para vereceksin

DEDE:
Yok daha neler...

ÜYE:
Ne yapacaksın peki benim için?

DEDE:
Dua edeceğim.

ÜYE:
Eee... yettin sende canım.
Ne desek hayır diyorsun, Senin yerine Angelina Jolie girseydi keşke rüyama, güzel bir rüya görmüş olurdum en azından.

DEDE:
Hımmm iyi fikir fakat onun hatları çok yoğun. Senin rüyana ancak 2052 yılının şubat ayında girebilir.

ÜYE:
Yok devenin sakalı. Yok mu bunun kolay yolu?
Mesela beni alıp onun rüyasına götürsen?

DEDE:
Keh keh keh....
Biz ak sakallı dedeler yalnızca güzel rüyalar gördürürüz insanlara.
Seni onun rüyasına sokamam.

ÜYE:
Ne olur ki rüyasına girsem?

DEDE:
Ne olacak... Kabus olur KABUS

ÜYE:
Sen çok oluyon ama.
Günah gitti benden.

DEDE:
Gelme üstüme... sen prozac da almamışsın bu gece...
Gelme diyom.
Daha son sözlerimi söyleyip kaybolacağım ortadan.

ÜYE:
Son sözlerini benim elimde söyleyeceksin sen...
Kaçma..
Bak kayboluyor utanmadan.. Kaybolmayan dede yapın!!


Aksakallı dede karanlığın içinde yavaşça kaybolur.


ÜYE:
Dur gitme... Peki, ben bu dijital konusunda ne yapacağım??

DEDE:
Vay kazma vayy... vay... vay ( Kaybolma sırasında eko yapıyor)
Teknolojiyi kullan... lann... lan.

ÜYE:
Haaaaa...
Nası ya?

DEDE:
Ulan şapşal. En kısa zamanda dijital makine alll... al... al...



Sabah güçlükle uyanır Fotokritik üyesi Dinazor.
Saate bakmak için elini uzatır...Bulamaz.
Ne cüzdanı yerindedir, ne de saati... Yalnızca, havada uçuşan beyaz sakal telleri.
Vay hırsız vay diye söylenirken içinden, dedenin son sözleri çınlar kulaklarında.

İlk parasıyla, bir dijital SLR alır kendine ve “Dijital makine kullanan Dinazor”ların ilk temsilcilerinden biri olup, atılır yeni maceralara....
Biz çıkalım kerevetine.

---

Bir elma da benim başıma düştü.ve Canon 20D aldım geçenlerde. Artık 2 makara dianın yanında dijital makinemi de taşıyorum çantamda. Bakalım nerelere gidecek bu evrimin sonu??? Yine maymun olmayız inşallah.


NOT:
Bundan önceki “Fotokritik Hikayeleri”, site işleyişiyle ilgili konular içerdiği için Forum sayfasının bu bölümünde yayınlanıyordu.
Yeni hikayeleri: Forum-Genel bölümüne koyacağımı şimdiden belirtmek istedim.

Fotokritik Hikayeleri 1 ( Kermit Dede ve Torunu)
http://www.fotokritik.com/forum_goster.php?konu_id=8477

Fotokritik Hakayeleri 2 ( Yeni sponsor arayışı )
http://www.fotokritik.com/forum_goster.php?konu_id=10215

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 18:02 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13757 | Msj.2
kalvinhobs
Mehmet Saygın

Hayırlı olsun, güle güle kullan.

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 18:16 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13759 | Msj.3
bantsas
adem cesur

kıvanç selamlar..:)
diğer iki hikayene yaptığım eklemeyi bunada yapmak istiyorum izin verirsen:


ak sakallı dede 2.gece yeniden rüyaya girer:

DEDE:

SLR hayırlı olsun dinazorcuum...ancak herşey daha yeni başlıyor..şimdi sana müthiş teknoloji dünyasının inceliklerinden bahsedeceğim...şimdi bilgisayarını aç...

ÜYE

bıraksana bu işleri yaaw. git başımdan uyuyacağım git...

DEDE:

(bir kova suyu üyeye boşlatır..) kalk çabuk kalk dadamı hasta etme..

ÜYE:

(ıslanan ve ıslandığı için üzerini değiştiren dino üye bilgisayarını dedenin söylediğini yapıp bilgisayarın başına geçer )

söyle ak sakalına diken batasıca...ne yapacaz..

DEDE:

1.fotoşop versiyonlarından birini davnlood edecez..

üYE:

sonra?

DEDE:

2.anjelinayla yan yana plajda oturuyor olacaksın az sonra...

üYE:

ne ne diyorsun nasıl?...:))....:))


sevgili kıvanç beynine yüreğine sağlık...


Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 18:18 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13760 | Msj.4
uluozgur
Özgür ULUPINAR

Önemli bir nokta!

20D'nin yanına 2 makara dia koymaya gerek yoktur. Onun yerine 2 tane 1GB CF alacaksınız. :-)))

Koptum...

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 18:20 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13761 | Msj.5
Cornelius
Salih Canpolat

Kullanıcının hesabı askıda olduğu için mesajı gösterilmemektedir.


25.01.2005 18:22 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13762 | Msj.6
Kermit
Kıvanç Kalaba

:))
Yani normal makinalarımın ve iki makara diamın yanına koyacağım 20D yi :))

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 18:28 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13765 | Msj.7
uluozgur
Özgür ULUPINAR

Sen unut o normal makineyi sevgili arkadaşım, kırdırma bana illa. Evinde hatıra olarak SAKLAAAA...

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 19:04 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13769 | Msj.8
tango

Hayırlı olsun! Teknoloji ilerledikçe doğrularımız da değişiyor doğal olarak :)

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 19:26 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13772 | Msj.9
mozi
moiz meseri

Okurken eğlendim ama bi süre daha genç bir dinazor olarak kalma düşüncemi değiştirmedim. :)
36 pozluk heyecanı ve o uzun bekleme surecini seviyorum, karanlık odayı seviyorum, diamı seviyorum. :)
Yani makinanızı güle güle kullanın :)
Klavyenize (kaleminize) sağlık
Saygılar Sevgiler
Moiz

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 19:29 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13773 | Msj.10
pyro
Uğur Ünnü

heeeh..
kıvanç sende yola geldin :P :P

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 21:31 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13781 | Msj.11
HakkiCeylan

Kıvanç, harika bir özeleştiri, ellerine sağlık,
yeni makinen hayırlı olsun.

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 22:26 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13786 | Msj.12
kobalt
Nurullah SEZER

Üstadım,akıllı düşünene kadar deli köprüyü geçermiş,zararın neresinden dönersen kardır hayırlı olsun makinan,selamlar

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 23:23 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13803 | Msj.13
Barcin
Kadir Barcın

Heyyy dedeeee yardım et ,bu hikayeye puan vermek istiyorum ama puan seçeneklerini bulamıyorum :(


Dede kulağıma fısıldadı "dörtçeker dörtçeker"


4x4

Foruma katılmak için üye olun...


25.01.2005 23:42 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13812 | Msj.14
OkanYILMAZ

Yeni makinan hayırlı olsun Kermit.

Hikaye de süper. Bir gün dedeyi bana gönder, benim de sormak istediklerim var fotokritik hakkında...

Foruma katılmak için üye olun...


26.01.2005 02:01 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13831 | Msj.15
kerpeten
Mustafa Özpınar

hayırlı olsun! kıskanmadım desem yalan olur. güzel fotolarınızı bekliyoruz artık!

Foruma katılmak için üye olun...


26.01.2005 08:20 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13836 | Msj.16
volkanersoy
Volkan Ersoy

Ben de mozi'ye katılıyorum. Mesele sadece dijitalin pratiklik sunması, hataları düzeltme imkanı tanıması değil; bence film-dijital ayrımında çok daha önemli şeyler var. (Bunların yine ikisini de inkar etmeden ortaya konması gerekiyor tabii.)

Bir açıdan, "Sen hatalarını banyodan sonra görürken, başkaları hemen görüp düzeltiyor. Sen filmi doğru pozlamak için tepinirken, başkaları her değerde çekim yapıp birini tutturuyor" olarak özetlemek ve bunda yanlış ne var diye sormak mümkün tabii ama çok yetersiz. Fast food da doyuruyor, kalori veriyor, daha az emek ve zaman gerektiriyor, genelde daha ucuz. Ama sağlığa zararı olmasaydı bile, yemek yapmak ve damak zevki ile ilgili eksikleri var. Bence dijitalin sunduğu bu sınırsız imkan da aslında bir hazımsızlık doğuruyor. Sony'nin "Düşünme, Çek" sloganı aslında bu hazımsızlığın arsızlık derecesinde ileri seviyesini gösteriyor ve biz bugün tam da bu seviyedeyiz. Elimizde sınırsız imkan olduğu için artık düşünmemize gerek yok. Sonsuz sayıda maymunu daktilo başına oturtsanız, nasıl olsa birinin Hamlet yazma ihtimali vardır.

Diğer yandan, dijitalin tüketim çılgınlığına paralel bu fonksiyonu ile birlikte, fotoğraf artık hayattaki bakılmaya değer ama gözden kaçan şeyleri yakalamakla yetinmiyor; karşımıza çıkan her görüntünün estetik ve bakılabilir olacağı gibi bir iddiayla geliyor. Filmin maliyeti ve sonucun anında görülemiyor olması, fotoğrafçıyı düşünmeye ve daha iyisini yakalamaya çalışmaya itiyor; böylelikle fotoğrafa fotoğrafçının katılımı artıyor. "Düşünme, çek" sloganı ise fotoğrafçıyı neredeyse sadece deklanşöre basmaktan ibaret bir araç haline getiriyor.

Film banyo edilirken bekleme süreci sadece olayın gerilimini ve heyecanını artıran değil, fikri olgunlaştıran bir süreç. Fotoğrafı çekerken doğru anı, kritik ve anlamlı anı, doğru orantıları yakaladığınızı hissettiğiniz için heyecanlanıyor, banyodan çıkan filme bakarak bu histe yanılmadığınızı görmek istiyorsunuz. Bu yüzden sürecin başlangıcının, deklanşöre bastığınız anın, anı yakalamanın önemi artıyor. An geçip gidiyor; siz LCD ekranda bir önceki özensiz çekilmiş karenizin şansına tutup tutmadığına bakarken başka anlar kaçıyor.

Tabii, nasıl dijitale müdahale edip etmemek bir tercih meselesiyse, her çektiğinizi LCD'den kontrol etmeden, dijitali filmli bir makina gibi kullanmak da bir tercih meselesi. Batılılar bu LCD'den kontrol etme olayına "chimping" (şempanzelik) adını takmışlar; fotoğraf çeker çekmez LCD'ye bakıp "aaa, ooo" gibi sesler çıkarıldığı için :) (hadi bakalım ikinci kez maymun benzetmesi!)

Veya, genelde film kültüründen gelenler, çektikleri kareyi LCD'den kontrol etseler de kendi alışkanlıklarıyla, dijitali bahsettiğim tuzaklara düşmeden kullanmayı beceriyorlar; rasgele değil düşünerek çekiyorlar.

Ama işin felsefe ve sanat yönü bir tarafa bırakılırsa, dijitalin LCD'si "iş" çekimlerinde önemli bir avantaj sağlıyor. Moda çekimlerinde, röportajlara eşlik eden portrelerde, stüdyo ve still-life çekimlerinde, hatta makrolarda, manzara fotoğraflarında "anı yakalamak" değil, en iyi görüntüyü yakalamak önem taşıyor. Dijital bu alanların kralı. Bu alanlarda da zaten, kendi yapıları gereği, "düşünmeden çekilmesi" mümkün bir malzeme yok.

Foruma katılmak için üye olun...


26.01.2005 09:28 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13841 | Msj.17
kalvinhobs
Mehmet Saygın

Bir de, ben bu ikisini birden kullanmaya pek inanmıyorum.Bana öyle geliyor ki, elinin altında o imkan olduktan sonra, kişinin o kolaylığa kendini kaptırmaması imkansız.

İki makina da yanınızda, kaçmaması gereken bir kareniz var, diyeceksiniz ki;

"Aman dur bir seferlik bunun dijitalle çekeyim de, sonra filmle devam ederim, bu kare kaçmaz"

Sonra ipin ucu kaçacak :)

Yani tercih net yapılmalı bence, film ya da dijital.

Foruma katılmak için üye olun...


26.01.2005 10:46 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13850 | Msj.18
ARRI435
Yusuf Aslanyurek

:)) Volkanin yazisina daha cok guldum maymunlari iyi kullanmis
Mehmet bey'e katiliyorum kolayi varken kimse zoru ve pahalisiyla ugrasmaz.
ben farkli varyantlar gordum; dijitale cekip LCD'den oooo AAA dedikten sonra ayni kareyi film'e cekenler. buda bence bir cesit masturbasyondur bence.

birde Kermitin aksakalli dedesine gelince;

bu aksakalli dede biraz yanlis tarif etmis teknolojiyi.
sivi emulsyonlar ile kati emulsyonlar arasinda teknolojik olarak pek bir fark yoktu. elbette biri oburunden daha buyuktu
edison 35mm'yi dusundugunde ayni malzemeleri kullanarak dusundu. o zamanki film yapisinin kalitesizliginden profesyonellerce hemen kullanilmadi.

demekki dinazorlarin sorunu neymis? kalite!
zaman icerisinde kodak agfa fuji ilford tarafindan deli gibi bir hizla gelistirilen grenler ve tabakalar + spektral hassasiyet 35'i mukemmele yakinlastirmistir.

100 yil kadar once large format ile 35 karsilastirildiginda 35mm'nin buyutulemez grenleri ve spektral bozuklugu nedeniyle kullanilmadi, large formatta ise bu sorun yok denecek kadar az idi. sinema sektorunun 35'i su gibi kullanmasi ve dev ekrana buyutme zorunlulugu nedeniyle bu bahsettigim firmalar 35'i evrimlestirdiler.

dijital'in sorunlari devam ettikce dinazorlar dijitale gecmiyeceklerdir
Volkan'in bahsettigi hazimsizlik nedenleri subjektiftir, gibi ilgilenir kimi ilgilenmez. ancak kalite herkesi ilgilendirir

sodyum isik ve spiral isigi beraber kullandigimizda sodyumu kipkirmizi gorurse gurular; spektrali bozuk der.
ayni sekilde elektrik isiticisini sari yerine magenta gorurse o kamerayi kullanmaz.

pozlama degerleri spotmetresiyle uymuyor ise; colormetresiyle uymuyor ise yine kullanmaz.

ancak doga icinde dolasip makinanin kendisiyle olcum yapiyor sonradan photoshopta cikan spektral dengesizligi duzeltirim diyorsa dijital elbette iyi bir secim. dinazor boyle gezer ama gurular gezmez.
gurular ellerinde her turlu harici donanimla makinaya dokunmadan tum kadraji isigi hazirlar ve son anda kadraji ayarliyarak tusa basarlar.
butun isigi spotmetre ve colormetresiyle olcmus hazirlamistir.



cok kucuk bir ornek vereyim;
yeni satin aldigi sony 828le negatifi karsilastirmak istedi bir arkadas.
8mp ile bir fotograf cekti farkli formatlarda.
ayni kareyi negatife cekti. (siyah beyaz)
arkada siyah fon vardi ve tam -3 stop'ta duruyordu
tum isik olcumu spotmetreyle yapildi

828 fon'u detayli siyah cikartacagina detaysiz gri olarak cikardi
negatif ise vatandasin hesapladigi gibi detayli siyah cikartti.

spektrophotometer ile yaptigi olcumde aletin filtresine ragmen IR isinlarini algiladigini ve 700nm'den sonra sensorun ikinci pike sahip oldugunu anladi. koydugu siyah fon'da asiri IR veren bir fon oldugundan (barx deniyor ruscada) fon gri cikti.

bu adam simdi eskiden calistigi gibi nasil calissin? cikar dogada fotograf ceker kendisiyle olcup ancak.

bahsettigim vatandas bu aleti kullanamam deyip 20D aldi, test yapalim diye geldi yanima, memleketinden dondugu zaman (israil) teste sokacagiz. bakalim 2000$'lik alet ayni hatalari yapacak mi?

guru bunu studyoda kullanabilecek mi yoksa pohcasini toplayip agac fotografi cekmeye mi cikacak.

Foruma katılmak için üye olun...


26.01.2005 11:19 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13863 | Msj.19
Cornelius
Salih Canpolat

Kullanıcının hesabı askıda olduğu için mesajı gösterilmemektedir.


26.01.2005 11:39 tarihinde Fotokritik Hikayeleri 3 ( Evrim süreci ve Dinazorlar ) Ref. #13866 | Msj.20
ARRI435
Yusuf Aslanyurek

> Tarsus gezisi sırasında 400ASA film ile çekim de zorlanırken insanlar ben 200ISO da rahat rahat çekiyordum.

bu nasil oluyor acikliyabilir misin? dijitaldeki ASA degerleri analogtakinden farkli mi demek istiyorsun?

> 25 ASA Fuji kullanırım ya da gider 16mp makine ile çekerim
fujinin 25 asa filmi mi var? birde 16'nin yanina sifir eklemeyi unuttun ;)

> 300D derdim, yoksa fotoğrafta bu kadar ilerleyemezdim.
ne kadar ilerledigini nereden biliyorsun? ikizin olsaydi ve ayni zamanda o F4 ile baslasaydi o zaman karsilastirma yapabilirdik.

kisacasi istisnasini bile gormedigim durumu soyliyeyim;
sadece analog kullanmis ile sadece dijital kullanmis ayni turdeki iki fotografci arasinda analog kullanan daha bilgili olur.

biri karanlik odayi cozmustur, pozlama duzeltmeyi tamamen ogrenmistir oburu ise photoshoptan brightness ayarlamayi ogrenmistir.
biri kontrasti istedigi gibi degistirebilir, oburu sadece var olan kontrasi daha kontrast yapabilir. (pozlama genisligini arttiramaz)

ornekler binlerle milyonlarla carpilabilir bu nedenle kendinden emin olma pek analogcu olsaydim ogrenemezdim gibi.

kermit daha once analog'u cozmus biri ise (ki hic fotograflarina bakmadim halen) dijital kullanmasi onu tabirimizle dijitalci yapmaz.
Volkanin bahsettigi dusunme cek sloganlarini kullananlara diyoruz.
cek olmadi, bir daha cek olmadi, birde boyle cek. ahaa oldu
iste dijitalcilerin calisma prensipi.

tonal problemden bahsetmissin sevgili Cornelius, ben ondan hic soz etmedim burda. o apayri bir dert, Fuji yeni gelistirdigi SR sensoru bu soruna cozum getirmis ama ortalikta hic bir test sonucu yok.
olsada bir sey fark etmiyor o sensoru kullanan yok.

sevgiler.

Foruma katılmak için üye olun...


« Önceki 20 12Sonraki 20 »

Son Projelerimiz
Negatif.com
Sinemalar.com
Doviz.com
Tüm Liste
FotoKritik
Hakkımızda
Reklam ve Sponsorluk
İletişim
Ekran Kalibrasyonu
Yardım
Kurallar
Kullanma Kılavuzu
Sık Sorulan Sorular
Tüm Yardım Konuları
© 2004-2008 Nokta Internet Teknolojileri. Fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu fotoğraf sahiplerine aittir.
Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.