ALTIN BOYNUZ 1-Tarihinde Bir Orman,Kadrajımda Bir Tutamsın...
Yorum belirtilmemiş
Eleştiri ve Yorumlar
surge
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
4 |
| Kompozisyon |
2 |
| Estetik |
1 |
| Teknik |
2 |
| Ortalama |
2.3 |
çekim tekniği kosunda çok şey bilmediğim için birşey söyleyemiyorum ancak halici böylesine başka gösterebilmeniz övgüye değer...farklı bakabilmeyi öğütleyen bir çalışma tebrikler
21.11.2007 18:52 tarihinde yazılmış
KIVILCIM
Hedefim buydu, teşekkürler:))
21.11.2007 19:56 tarihinde yazılmış
somebody
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
4 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.3 |
Harika bir fotograf. Cok fotograf cekilen istanbul'u hic gormedigim bir acidan gosterdiniz bana. Komposizyon da cok iyi. Guvercin cok sey katmis fotografa. Tebrikler!
21.11.2007 01:57 tarihinde yazılmış
KIVILCIM
Sevindim:) Paylaşımınıza teşekkürler somebody...
21.11.2007 02:02 tarihinde yazılmış
hopededik
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
Bulgar Kilisesi ve Galata Kulesi gibi iki ilginç yapıyı aynı karede çok iyi bağdaştırmışsınız.
Öndeki baca da bunlaraa eşlik etmiş ve ilginç bir takım oluşmuş. Martıda tam zamanında o boşluğu kapatmış.
Siyah beyaz seçim çok isabetli.
Tebrikler.
05.10.2007 04:41 tarihinde yazılmış
KIVILCIM
Beğenmenize sevindim,ilginize teşekkür ederim, sağlıcakla...
05.10.2007 10:19 tarihinde yazılmış
moryak
mustafa kaya
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
2 |
| Ortalama |
2.8 |
Galata Kulesi
Galata Kulesi 1384 yılında Galata denen Ceneviz kolonisinin surları arasındaki en yüksek noktaya yapıldı.
Galata Kulesi Osmanlı'nın ilk dönemlerinde Yeniçeriler tarafından kullanılıyordu. Kule 16. yy'da Kasımpaşa'daki donanmada tutsakların barındırıldığı yerdi.
II. Selim döneminde (1566-1574) Galata Kulesi asıl gözlemevi Pera'da olan Türk Astronomu Takiuddin tarafından yenilerek gözlemevi olarak kullanıldı. Daha sonraki yüzyılda II. Mustafa döneminde (1695-1703) Şeyhülislam Feyzullah Efendi bir Cizvit papazı ile birlikte Kulede bir gözlemevi kurmaya çalıştıysa da bu çabaları 1703 yılında öldürülmesiyle yarım kaldı.
Galata Kulesi Osmanlı döneminde, çeşitli sebeplerle, fakat özellikle 1794 yılındaki (III. Selim dönemi) büyük Galata yangını nedeniyle II. Mahmut tarafından 1832 de yeniden yaptırıldı.
Kulenin konik tepesi. 1875 yılında bir fırtınada uçtu ve daha sonraki restorasyon sırasında yenilenmedi. Bundan sonra kule 1964 e kadar yangın kontrol istasyonu olarak kullanıldı ve 1967 de turistik hizmete açılana kadar restorasyon için kapalı kaldı. Bu restorasyon sırasında Osmanlı döneminde yapılan değişiklikler de göz önüne alınarak Cenevizliler dönemindeki yapıya daha uygun olması için konik tepe tekrar eklendi.
BULGAR KİLİSESİ Haliç´in pırlantası
Ersin KALKAN
İstanbul´da Saint Antoine Kilisesi´nden sonra ikinci kez bir kilise aydınlatılarak kentin gecelerini süslemeye başladı. Haliç Fener´de bulunan Bulgar Stefan (Sveti) Kilisesi´nin, kilise vakfı tarafından zarif bir şekilde aydınlatılması, İstanbul´daki Hıristiyat cemaatlerini ve çevre halkını sevindirdi. Bugüne kadar camiler, saraylar, kuleler ve müzeler aydınlatılıyordu. Bir kısmı tarihi yarımadanın kente hakim tepelerinde bulunan Süleymaniye, Şehzade, Sultanahmet, Sokollu Mehmet Paşa, Ortaköy, Dolmabahçe, Kılıç Ali Paşa, Yavuz Selim, Yeni Camii, Ayasofya Müzesi, Galata (restorasyonu sürüyor) ve Beyazıt kuleleri, Dolmabahçe, Çırağan, Topkapı sarayları geçtiğimiz yıllarda teker teker aydınlatılmıştı.
Balat ile Fener semtleri arasında yer alan, Bulgar Eksarhhanesi´ne bağlı kilise, mimari tarzı, yapı malzemesi ve tarihiyle İstanbul´daki en ilginç ibadet yerlerinden biri.
Bu kilisenin kuruluşu 19´uncu yüzyıl başlarına kadar uzanıyor. Bulgarlar, o zamana kadar Fener Rum Patrikhanesi´ne bağlı kiliselerde ibadet ederdi. Fener Rum Patrikhanesi´ne bağlı kiliselerde ibadet dilinin Rumca olması, Bulgarları rahatsız etti. İstanbul´daki Bulgar cemaatinin önderlerinden İstefanaki Bey (Stefan Bogoridi), Eylül 1848´de devlete başvurarak, Bulgarların Rumlarla aynı meslekten olmakla birlikte, Rum kiliselerindeki ayini anlayamadıklarını ifade etti. Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler gibi Bulgarların da ayrı bir cemaat oluşturduklarını belirten İstefanaki Bey, artık kendi dillerinde ibadet etmek istediklerini belirtti.
Tam o dönemde Ruslar, Bulgarları etkilemek için harekete geçmiş, İstanbul´da bir Bulgar kilisesi kurmak için girişimlerde bulunmaya başlamıştı.
04.10.2007 10:35 tarihinde yazılmış
moryak
mustafa kaya
Bunun da dikkate alan Osmanlı devleti, Bogoridi´nin isteklerini yerinde bularak bir papaz evinin kurulması kararıyla harekete geçti. Osmanlı yönetimi, Bulgarların ayrılmasıyla birlikte Rum Patrikhanesi´nin zayıflayacağını da hesaplayarak 12 Eylül 1848´de, Bulgarların ``metoh'' adını verdikleri papaz evinin yapılması için izin verdi. Böylece, İstefanaki Bey´in Fener´deki arazisi üzerine ilk Bulgar ibadethanesi açılmış oldu. Rum Patrikhanesi´nin yüzyıllardır ikamet ettiği Fener´in seçilmesi de oldukça anlamlıydı. Bulgar kilisesinin bağımsızlaşması yönündeki bu karar, Bulgarların tarihinde de çok önemli bir yere sahiptir. Ve kesme taştan inşa edilen sözkonusu bina iki yılda tamamlandı.
Fener´de Sveti Stefan Kilisesi´nin karşısında Mürselpaşa Caddesi üzerinde Balat´a doğru uzanan bu yapı, 1850´nin yazında bitirildi. Bağımsızlık yolunda önemli bir adım atan Bulgarlar, 1860´ta Osmanlı yönetimine, Rum patriğini artık dini önder olarak tanımayacaklarını bildirdiler. Aynı yıl bir grup Bulgar da Ermeni Katoluk Patrikhanesi´ne başvurup birinin altında 145, diğerinin altında 2000 imzalı bir senet vererek Katolik olmak istediklerini bildirdi. Ama Bulgarların çoğunluğu bağımsız kilise kurma çabalarene sürdürdü. Osmanlı devleti, 11 Mart 1870´te bir ferman çıkararak bağımsız kilisenin kurulmasına izin verdi.
Fermana göre, bundan böyle Bulgar cemaatinin başında bir eksarh bulunacaktı. Eksarh, önder ya da başkan anlamına geliyordu ve Ortodoks kilisesi hiyerarşisinde patrikten aşağıda, metropolitten yukarıda bir rütbeyi belirliyordu. Alınan karar göre Rum Patrikhanesi de Bulgar Eksarhanesi´ni tanımak zorundaydı.
Tekrar 1850´ye dönelim. Fener´de kurulan papaz evinin deniz tarafındaki araziye önce ahşaptan bir kilise inşa edildi. Bir süre sonra da aynı yerde daha büyük bir kilisenin yapımına girişildi. Haliç kıyısındaki zeminin çürüklüğü nedeniyle, yığma kagir bir yapının temellerinin batacağı düşünülerek daha hafif ve dayanıklı olması için demir iskelet yöntemi seçildi. Yapının projesi İstanbullu bir Ermeni mimar olan Hovsep Aznavur´a yaptırıldı.
Kilisenin uygulama projesinin yapılması ve prefabrik yapı parçalarının üretilmesi için 1892´de uluslararası bir yarışma açıldı. Yarışmayı Avusturya firması R. Ph. Waagner kazandı ve bir yıl sonra üretime geçti. Bütün parçalar tamamlanınca kilise önce firmanın Viyana´daki fabrikasının bahçesinde tümüyle kuruldu. Daha sonra sökülen yapı elemanları, Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden bir nehir teknesiyle İstanbul´a taşındı. Şimdiki yerine bir buçuk yıllık bir çalışma sonrasında oturtulan yapı, 1898´de kutsanarak törenle açıldı.
Yapının özelliği
Stefan Sveti Kilisesi, ilk prefabrik yapılardan biri olarak dünya mimarlık tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Eser hakkında İstanbul Ansiklopedisi´nde bir yazı kaleme alan Mete Tapan ve Hasan Kuruyazıcı´nın belirttiğine göre yapı, neobarok ve neogotik tarzın özelliklerini taşıyor. yapı hakkında Yapının taşıyıcı iskeleti çelik profillerden oluşturulmuş, sonra da
04.10.2007 10:35 tarihinde yazılmış
moryak
mustafa kaya
üzeri sac ve döküm levhalarla kaplanmıştır. Pencere doğramaları, , kapı ve pencereleri çevreleyen süsler, dış cephe boyunca her aksı belirtecek biçimde düzenlenmiş köşelerin başlıkları, pencere kenarındaki sütunları taşıyan konsollar, bütün yapıya saçak hizasında dolanan silmelerin arasındaki eski çelenk motifleri dökümdendir. Bütün parçalar birbirine dev cıvata - somun, perçin ya da kaynakla birleştirilmiştir. Yapıldığı dönemde Avrupa´da çok yaygın olan tarihselci (historisist) mimarlık doğrultusunda, seçmeci (eklektik) bir anlayışla biçimlendirilmiştir. Her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden binlerce mimarın ve meraklının ziyaretine uğrayan bu önemli eser, yüzyılı aşkın bir zamandır Fener´de bir pırlanta gibi yükseliyor.
Ersin Kalkan
04.10.2007 10:36 tarihinde yazılmış
moryak
mustafa kaya
ellerine sağlık.. bir yanda bulgarlar , bir yanda cenevizliler , diğer yanda hazerfan..
istanbul yani....
sevgiler
04.10.2007 10:37 tarihinde yazılmış
KIVILCIM
Ne kadar teşekkür etsem azdır. Ne diyeceğimi şaşırdım:))
Çok değerli ilgine ve verdiğin bilgilere,paylaşımına teşekkür ederim. Sevgi,saygı ve selamlar...
14 g :(
Benden kucak dolusu "+" lar....
04.10.2007 10:55 tarihinde yazılmış
moryak
mustafa kaya
ben teşekür ederim .. :) sevgiler
04.10.2007 10:57 tarihinde yazılmış
ONB
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
Merhaba,
İsmi ve kadrajınız gerçekten etkili.Biraz aydınlık kalması dışında bir sıkıntısı olmayan başarılı bir çalışma.
Çekim açınızda çok beğendim.Emeğinize sağlık.Sevgiyle saygıyla dostlukla...
03.10.2007 15:35 tarihinde yazılmış
KIVILCIM
Merhaba Oğuz Bey,
Yerinde önerinizle birlikte yorumunuza çok teşekkürler:)Selamlar...
03.10.2007 19:38 tarihinde yazılmış
yunusum
yunus yeşilöz
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
2 |
| Ortalama |
2.8 |
ben isminide çok beğendim çalışmanızın....tek bir şey söyleyebilirim...bu çalışmanın siyah beyaz derinliğini artırman için biraz daha ışığı azaltmanı isterdim...zira kadrajın buna gayet müsaitmiş...ellerine sağlık...:)
03.10.2007 11:29 tarihinde yazılmış
KIVILCIM
Öneriniz çok yerinde.Bir anda karşıma çıkan bir fısattı bu açıdan fotoğraf almak ve birkaç poz alabildim aceleyle:)ziyaret ve yorumunuza teşekkürler Yunus Bey...
03.10.2007 11:41 tarihinde yazılmış
RADONIS
Celal Öner
Merhaba Ayten,
İstanbul'un en ilginç kiliselerinden birini ön planyaparak, fotoğrafik sembollerinden biri olan Galata Kulesi'ni
şık bir kadrajda oldukça güzel buluşturmuşsun.
Eline sağlık. Selamlar, sevgiler..
14/5 ;(
02.10.2007 11:38 tarihinde yazılmış
KIVILCIM
Güzel yorumuna teşekkürler,selamlar...
02.10.2007 18:10 tarihinde yazılmış
fotomer
mehmet koru
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
2 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
2.8 |
merhaba kıvılcım.
istiklal caddesindeki kilisenin damından bakmısınız kuleye zannedersem. farklı bir açı güzel kadraj.
martı hareket katmış fotonuza. tebrikler...
02.10.2007 11:31 tarihinde yazılmış
KIVILCIM
Merhaba Mehmet Bey,
Hayır,haliçte bir binanın terasından çektim,zoom yaparak kadrajıma kiliseyi de dahil ettim:) Yoruma çok teşekkürler,selamlar...
02.10.2007 11:37 tarihinde yazılmış
aseton
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
2 |
| Teknik |
2 |
| Ortalama |
2.5 |
kıvılcım karsılaşmayalı baya olmuş...
nerden cektın bunu sankı suleymanıyenın bahçesı gıbı duruyor ama yanılmısta olabıolırım
sb bıraz örselemıs bence
gun batarken aynı yerden tekrar denerdım yerınde olsam
kesmeler hoş
elıne sağlık
02.10.2007 11:11 tarihinde yazılmış
KIVILCIM
:))
Yanıldınız Aseton, her zaman çıkmamın mümkün olmadığı herhangi bir binanın teras katından çektim,SB konuya yakışır demiştim...Fırsat bulursam yine denerim:) teşekkürler,selamlar...
02.10.2007 11:23 tarihinde yazılmış
Eleştiri yazmak, puan vermek ve kendi fotoğraflarınızı paylaşmak için üye olun
|
Fotoğraf Sahibi
KIVILCIM
Foto Künye
115 görüntülenme
9 adet eleştiri
1 kişi favorilerine eklemiş
Ekipman
Teknik Bilgi
Genel portfolyosundaki diğer fotoğrafları
Soyut kategorisindeki diğer fotolar
Şehir kategorisindeki diğer fotolar
|