FotoKritik

Amatör ve profesyonel fotoğraf tutkunlarının paylaşma alanı

Fotoğrafların tam boylarını görmek için üye olun


3.Haziran.1963 ten beri seni özledik..

HAZİRANDA ÖLMEK ZOR



işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete


sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak


sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur


çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara


sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri


asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan'ı
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi


asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!


sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!

neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı


işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak


ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?


asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?

kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye
şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
«oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!»

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?


«uyarına gelirse
tepemde bir de çınar»
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gönü»
demek ki «şile bezi»
demek ki «yeşil biber»
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de «saman sarısı»
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara


nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?


yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü

bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın


gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!



HASAN HÜSEYİN



Eleştiri ve Yorumlar

photographer007 Cengiz Oğuz Gümrükcü
Değerlendirme
Yaratıcılık 4
Kompozisyon 4
Estetik 4
Teknik 4
Ortalama 4.0

Nazım'ı görme şansım olmadı..
Ama Ahmed Arif'i gördüm.. Fotograflarını çekecektim, sağlığı bozuktu.. Üzülüyordum. Bir imza gününde utana sıkıla bir kitabını götürmüştüm imzalasın diye.. Telefonlaşmış ama karşılaşmamıştık.. Ayağa kalktı, gözlerimden öptü. Kitabımı imzaladı. (Hala en kıymetli hazinemdir:)) İyileşeyim, fotograf da çekersin dedi.. İyileşemeden bir Haziran ayı'nda aramızdan gitti.
Bütün güzel insanlar bu dünyayı birer birer terkediyor.. Biz ise arkalarından bakıyoruz sadece..

Fotograf için değil ama(tarzım değil, anlamam),büyük ustayı andığınız için teşekkürler size..
Selam ve sevgilerimle..

03.06.2005 16:09 tarihinde yazılmış
KemalGul Kemal Gül
Değerlendirme
Yaratıcılık 4
Kompozisyon 4
Estetik 4
Teknik 4
Ortalama 4.0

Merhaba...
3 Haziranla anlamlandırılmış alan derinliği ve kırmızı rengiyle güzel bir fotograf.
En etkilendiğim yanı fotografınızın yüklenen anlam.

H.H.Korkmazgil Usta'nın "Haziranda ölmek Zor" kitabının imza gününde kendisine sorarlar "ya hocam" derler haziranda ölmek zor demektesiniz hangi ayda kolay ki ölüm?" diye sorarlar. Ak saçını kaşıyarak cevap verir Korkmazgil; "dilerim siz onüçüncü ayda ölürsünüz...
Kendi anısından okumuştum paylaşmak istedim.
Ölümün adil olmadığı bir dünya dileklerimle, saygılar.

03.06.2005 16:00 tarihinde yazılmış
Fiko

Merhaba Akın;
Uzun soluklu şiiriniz ve alan derinliği arka plan rengi çok güzel kırmızı gülünüzü zevkle izledim bu güzel çalışma ve şiiriniz için teşekkürler
Selamlar Sevgiler
14 G

03.06.2005 14:16 tarihinde yazılmış
mesavo Savas Ozturk
Değerlendirme
Yaratıcılık 4
Kompozisyon 4
Estetik 4
Teknik 4
Ortalama 4.0

Akin Bey merhaba,
Huzunlu bir gun,buyuk sairin olumu de ancak bir siirle anilabilirdi.Paylastiginiz icin tebrikler.

03.06.2005 13:56 tarihinde yazılmış
marty murat yaras
Değerlendirme
Yaratıcılık 4
Kompozisyon 4
Estetik 4
Teknik 4
Ortalama 4.0

Yapıcılar türkü söylüyor,
yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama.
Bu iş biraz daha zor.

Yapıcıların yüreği
bayram yeri gibi cıvıl cıvıl,
ama yapı yeri bayram yeri gibi değilYapı yeri toz toprak,
çamur kar.
Yapı yerinde ayağın burkulur ellerin kanar.
Yapı yerinde ne çay her zaman şekerli,
her zaman sıcak
ne ekmek her zaman yumuşak,
ne herkes kahraman,
ne dostlar vefalı her zaman.

Türkü söyler gibiyapılıyor yapı.
Bu iş biraz daha zor.
Zor mor ama
yapı yükseliyor,yükseliyor.
Saksılar konuldu pencerelere
alt katlarında.
Ilk balkonlara güneş taşıyor kuşlar
kanatlarında.
Bir yürek çırpıntısı var
her putrelinde,her tuğlasında,her kerpicinde.
Yükseliyor
yükseliyor
yükseliyor yapı kan ter içerisinde.

03.06.2005 10:41 tarihinde yazılmış
firstmoon

haziran,
cuma,
sabah,
umut,
hüzün,
kırmızı,
isyan,
özleyiş,
bekleyiş,
bekleyiş,
bekleyiş...

taştım adeta, her yaprağına bir duygu kondurdum,
bıraktım açık denize,
gitsinler diye..

03.06.2005 10:02 tarihinde yazılmış
fikir
Değerlendirme
Yaratıcılık 4
Kompozisyon 4
Estetik 4
Teknik 4
Ortalama 4.0


asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!
.
.
.
.



merhaba,akın bey tebrikler
uzun soluklu şiir çok yalışmış kompozisyona
başarılar

03.06.2005 09:57 tarihinde yazılmış
Kırmızı ile yazılan puanlar hesaba katılmayan puanlardır.

Eleştiri yazmak, puan vermek ve kendi fotoğraflarınızı paylaşmak için üye olun

Fotoğraf Sahibi
AKIN_YAKAN Akın Yakan
Foto Künye
4.5
Puan
133 görüntülenme 7 adet eleştiri
1 kişi favorilerine eklemiş
03 Haziran 2005 tarihinde yüklenmiş
Portfolyo: Genel
Kategoriler: Duygusal  
Ekipman Teknik Bilgi
Orj. Format:Dijital
Diğer Bilgiler (EXIF)
Genel portfolyosundaki diğer fotoğrafları
Duygusal kategorisindeki diğer fotolar

FotoKritik
Hakkımızda
Reklam ve Sponsorluk
İletişim
Ekran Kalibrasyonu
Yardım
Kurallar
Kullanma Kılavuzu
Sık Sorulan Sorular
Tüm Yardım Konuları
© 2004-2008 Nokta Internet Teknolojileri. Fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu fotoğraf sahiplerine aittir.
Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.