litoriachloris
inanç sevim
Erhan bey övgü dolu ve cesaretlendirici yorumunuz için çok teşekkür ederim. Söylediklerinize aynen katılıyorum. Başrısızlıklar karşısında ekipmanı suçlamak çok kolay. Ama eldeki imkanları en iyi şekilde değerlendirmek ve yeterince emek harcamak iyi fotoğrafa giden yolu aydınlatır bence de.
Selam ve sevgiler...
19.06.2007 23:19 tarihinde yazılmış
OnurY
Öncelikle İnanç bey bir kaç gün önce bir fotoğrafınıza yorum yazmış ardından bir arkadaşımın "yanıt alamazsın" uyarısıyla o yorumumu silmiştim...
Ancak şimdi çok değer verdiğim, forumda bilgilerinden çok faydalandığım Erhan bey'in eleştirisini görünce kendisine güvenerek bir şeyler yazmak istedim. Ayrı bir eleştiri olarak yazmanın getirdiği bazı dezavantajları da atlamış oluyorum.
Erhan bey çok güzel özetlemiş aslında. Performansı beğenilmeyen bir lensle bir şeyler başarıyor olmak çok önemli. Adını açıklamak istemediğim başka bir fotoğraf sitesinde çok beğenilen ve sergiye kabul edilen Papilio Machaon fotoğrafım sonradan kabullenmediğim bazı gerekçelerle sergi dışı bırakılmıştı. Daha da acısı benim yerime sergiye kabul edilen fotoğrafın sahibi gelip o çalışmamda kullandığım 70-300'ü aşağılamıştı. Fakir edebiyatı yapmayacağım ama o şahsiyetin kullandığı Sigma 105 mm bende olsa ben dünyaları yaratırdım...
Sigma 70-300 ile bir şeyler başarmak hakikaten kayda değer bir başarı...Bunu ben de defalarca belirtmişimdir kendi eleştiri ve yanıtlarımda..
Ancak Erhan bey'in yazdığı bir konu var.
"Bu işe yeni başlayanların senin karelerini gördükten sonra aslında bir çok ders çıkarmaları gerektiğini düşünüyorum"
Buna katılmıyorum. Çalışmanızın başarısına dair hiç bir bilginin yer almaması bu işe hevesli olanlara pek bir ders vermiyor. Lütfen yanlış anlamayın, çalışmalarınızı keyifle takip ediyorum. Başarınızı takdir ediyorum. Ama bunun tek başına yeterli olmadığını düşünüyorum.
Merak ettiğim bir kaç konu var. Yanıtlar mısınız bilmiyorum. Ama Erhan bey'in belki fikirleri olabilir bu konuda.
1- F8 diyaframın tartışmaya açık olduğunu düşünüyorum. Biliyoruz ki F8 sert ışıkta iyi sonuç vermeyen ve alan derinliğini yani detayları fazla açığa çıkarmayan bir diyafram değeri. Bunu sadece kendi sayısız deneyimlerime dayanarak söylemiyorum pek çok yerde de belirtildiğine şahit oldum. Benim gibi aynı lensi kullanan arkadaşlarımın deneyimleri keza böyle.
2- Odak uzaklığının 190 mm olması tam bir muamma.
Sigma 70-300'de makro mod yalnızca 200 mm'den sonra aktif oluyor.. Teknik bilgilerimle alakası bir bilgi eksikliğimi var çok düşündüm, yanlışım varsa lütfen düzeltin.
3- Harici flaş kullanıldığınıza neredeyse yüzde yüz eminim. Yine de yanılıyor olabilirim.
Beni yanlış anlamayacağınızı umut ediyorum ve ders çıkarmamı sağlayacağınızı umut ediyorum.
Saygı ve selamlarımla...
01.07.2007 00:20 tarihinde yazılmış
yellowraven
Erhan Dayı
Merhaba Sevgili Onur bey. Uzun süre önce yazmış olduğunuz bu soruları maalesef yeni farkettim. Kendi payıma düşen kısmını paylaşmak isterim.
1- f8 diyafram değeri, makroda özellikle de kelebek benzeri hacmi az olan ve kağıt gibi düzlemsel bir geometriye sahip olan varlıkların çekimleri için en ideal değerdir. Sizin bahsettiğiniz detayların ortaya çıkarılamaması meselesi netlik düzleminin yani çok sığ bir alan olan net alanın bir miktar dahi olsa net gösterilmek istenen konunun ötesine ya da gerisine düşmesinden kaynaklanır. Tripodla bu konuda kesin sonuçlar alabilirsiniz. Tabii burada büyütme oranının da önemli bir etkisi vardır. Yukarıdaki gibi büyütme oranınını 1/2 ve aşağısı olduğu durumlarda ışık koşulları yeterli olduğu sürece f8 idealdir. Zira hem oldukça iyi enstantane değerleri verir, hem arka planı yeterince öldürür hem de kelebek gibi konular için yeterli alan derinliği sağlar. Benim şahsi deneyimlerim ve başka fotoğrafçıların fotoğraflarını izleyerek edindiğim deneyim bu yönde.
2- "Odak uzaklığının 190 mm olması tam bir muamma" Muhtemelen İnanç bey 70-300'ün stebil olmayan makro düğmesini kullanma yerine kaliteli bir close-up filtre ile bu dertten kurtulamayı tercih ediyor. Böylece hem gerekli gereksiz makro moda geçmekten kurtuluyor hem de daha esnek zum oranlarına kavuşuyor. Ya da uzunluğu fazla olmayan bir "auto extension tube" (uzatma tüpü kullanıyor)
3- Benim gördüğüm kadarı ile İnanç bey fotoğraflarında hiçbir yapay ışıklandırma kullanmıyor. Bunun yerine güneşin etkili olduğu saatlerde yüksek iso değerleri ile elde çekim yapılmasına olanak tanayacak kadar yüksek enstantane değerlerine ulaşmayı tercih ediyor. Flaş kullansa idi bu kadar aydınlık arka fonlar göremezdik. Konu ile arka fon arasında stop farkı olduğu durumlarda belki yansıtıcıların yardımı olabilir. Exif bilgileri de flaş kullanılmadığı yönünde.
Benim düşüncelerim bunlar. Tabi eksiğim, yanlışım varsa İnanç Bey'in düzeltmesini/hoş görmesini rica ederim.
11.07.2007 19:11 tarihinde yazılmış
OnurY
Erhan bey detaylı bilgilendirmeniz için çok teşekkür ederim. Açıkçası bugüne kadar farklı yönlendirilmiş olduğumu fark ettim. Israrla F11 ve üzeri telkinleri ile makro çekiyorum. Geçenlerde F8 gibi değerlerle çalıştım ama bilgisayarımda o kadar çok fotoğraf var ki değerlendirme şansım olmadı. Bir ara yeni denemeler yapıp sonuçları test edeceğim. İnanç bey eksik olmasın bana detaylı bilgi içeren bir mail de gönderdi. Kusura bakmaz ise 190 m haricinde hepsi ikna ediciydi ve güzel bilgilerdi. Ben 190 mm konusunda ikna olmadım, makro ile yoğun ilgilenen başka pek çok kişiye de danıştım bugüne dek exif bilgilerinin yanlış sonuç verdiğine hiç çahit olmamışlar. Aynı şey 1.5 senedir kullandığım aynı lensle benim içinde geçerli.
Sizin yazdığınız close up ya da uzatma tüpü konusunda İnanç bey bir açıklama yapacaktır eminim. İlgi alanıma girmesine ve çok emek vermeme rağmen makro çekimlere bundan sonra fazla yoğunlaşmayacağım ama zaman buldukça da çekim yapacağım. Bunun iki sebebi var. İlki takipçilerimin benim çok çok daha iyi olduğum başka bir tarza yönelmemi istemeleri diğeri de Sigma 105 ve Sigma 150 mm lens kullanan arkadaşlarla yarışıyor olmaktan yorulmuş olmam. Geçen ay uzatma tüpü aldım, 50 mm ile 5-10 cm arasında keyifli sonuçlar aldım ama sigma 70-300 ile son derece rahatsız ve memnun kalmadığım sonuçlar aldım. Makinanın dahili flaşı her seferinde yetersiz kaldı. hem de 40 derece sıcağın altında :))) Uzatma tüpünün ringleri zaten ayrı alem, bununla ilgili bir forum başlığı açtım bir iki yorum geldi, onların da hiç bir yararı olmadı.
Defalarca kez yazdım, bir kez daha yazayım: Sigma 105 ve Sigma 150 mm ile makro kolay bence. Bende o lens olsa inanın çok başarılı makrolara imza atarım çünkü kullanıcının işini fazlasıyla kolaylaştıran lensler. Biz Sigma 70-300'cüler net alan derinliği son derece sığ bir lens ile mucizeler yaratmaya çalışıyor. Tamam çabalarımız takdire değer ama bunu takdir eden -bence- oldukça az hem de resmen helak oluyoruz.
O kadar emek verip bir şeyler ürettiğim makroların 15-16 eleştiride kalmaması lazım. İnanç bey bu konuda biraz daha şanslı. Hem müthiş bir teknik geiştirmiş hem de sağlam bir izleyici kitlesi oluşturmuş. Ama yine de ben Fotokritik'te makroların yeterli ilgi görmediğini düşünüyorum. Sebebi de malum makro çekmemiş insanların makronun zorluğundan tamamen habersiz olmaları...
Sizlere de rahatsızlık verdim.
11.07.2007 23:08 tarihinde yazılmış
enginaktan
Engin Aktan
Konuyu yakından takip ediyorum yazılanların hepsini merakla okudum zira İnanç arkadaşımızın tekniğine hayran kalıyorum çektiği fotoğrafları seyretmek zevk veriyor insana,buraya kadar herşey tamam peki ölçüm modu nedir acaba Yani Spot mu Matrix mi ? tabiki Canon ile Nikon arasında fark olması çok normal ama bu değer İnanç beyin fotoğraflarında nedir acaba ? Yada hangisi daha verimli sonuç verir açıkcası F8 bana yinede kısıtlı gelen bir değer özellikle 300mm de alan derinliğini yinede çok düşürüyor.Gün ışığında bile flash kullanıp f18 gibi değerlere çıkıyorumki buda şahsen bana ancak yetiyor.
Peki sizce ne olmaslı tamamen şahsi yorumlar önemli deneyerek ne sonuçlar elde edildi ?
12.07.2007 10:01 tarihinde yazılmış
litoriachloris
inanç sevim
Erhan bey öncelikle açıklamalarınız için teşekkür ederim. Ben de elimden geldiğince Onur beye ayrıntılı bir açıklama yazdım ancak bu cevap kutucuğunun karakter sayısı yetmediği için mail olarak gönderdim. Tabi siz bu cevabı göremediniz.
Onur bey,
190mm açıklamamın inandırıcı olmadığını yazmışsınız. Bir sürü zaman ayırıp oldukça ayrıntılı bir açıklama yaptım karşılığında beni birşeyler saklamak ve yalancılıkla itham etmişsiniz. Açıkçası bu hiç hoş değil. Ama yine şanslısınız ki "yeteneksizsen ben ne yapayım" gibi seviyesiz bir cevap vermeden açıklama yapmaya çalışıyorum yine. Erhan beyin de bilgilenmesi için son kez açıklıyorum;
Gövde ve lens dışında hiçbir aparat kullanmıyorum. UV filtrem bile yok. Daha uzatma tüpünü görmedim hayatımda, bırakın kullanmayı. Fotoğraflarımın neredeyse tamamı doğal ışıkta aynen Erhan beyin anlattığı gibi çekildi. Flaş kullandıysam (rebel'in kendi flaşı) ya belirtmişimdir ya da 1/200 enstatntaneden belli olur zaten.
190mm olayı da aynen dediğim gibidir. Makro modun izin verdiği en kısa odak uzaklığı exifte böyle gözüküyor. Yani iyi makronun sırrı 190mm de değil...
Bir de Onur bey size tavsiyem bu işi hırsla değil severek yapmanız. Hep iyi bir lens ile neler yapabileceğinizden bahsetmiş, bu lense sahip olanlarla yarışmaktan yorulduğunuzu söylemiş ve makroya küsmüşsünüz. Belki de asıl sorun buradadadır.
Selamlar...
12.07.2007 10:10 tarihinde yazılmış
litoriachloris
inanç sevim
Engin bey merhaba. Fotoğraflarımı beğenmeniz beni mutlu etti. Ölçüm modu olarak merkez ağırlıklı gibi bir mod var rebel'de onu kullanıyorum. Malesef spot yok bu gövdede. F8 aynen erhan beyin dediği gibi benim için son derece optimum bir değer. Hem yeterince perde hızı kazanıyorum hem de makul bir alan derinliği yakalıyorum.
Selamlar...
12.07.2007 10:14 tarihinde yazılmış
OnurY
İnnç bey açıkçası bu kadar sert bir tepki beklemiyordum. Sizi kıracak bir açıklama yapmamaya gayret etmiştim ama yine de kırıldıysanız özür dilerim.
Yeteneksizlik konusunda geçen gün Erdal Kınacı'nın harika bir yorumu vardı. Bulabilsem buraya alıntı yapardım.
Değindiğiniz konuda haklı olabileceğinizi düşünüyorum, yani zaten düşünmekteydim, yani makro konusunda.
Yazdıklarınıza hiç kırılmadan bence öncelikle bu konu üzerinde düşünmem lazım. "Ben makroda başarılı olabilecek yetkinliğe sahip miyim?" sorusunu makroya gönül vermiş herkesin kendisine sorması lazım.
Detaylı cevabınızı saklıyorum, çok da değerli bir yazı.
Engin bey çok yakın arkadaşım olduğu için o yazınızı ona da göndereceğim, sakıncası yoktur sanıyorum.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
12.07.2007 11:02 tarihinde yazılmış
litoriachloris
inanç sevim
Onur bey kırıldığım şey 190mm konusunda verdiğim ayrıntılı bilginin sizi tatmin etmediği ve böyle olamayacağını arkadaşlarınızı da örnek göstererek karşılık vermeniz. Bu bende, birşeyler sakladığımı ve yalan söylediğimi ima etmeniz gibi bir kanı oluşturdu doğal olarak. Ama kırgınlık geçici merak etmeyin ;)
Konuyu bizim dışında iki kişinin de takip ettiğini düşünerek size yazdığım maili buraya iki kutuya bölerek aktarıyorum.
Onur bey merhaba.
>
> Öncelikle ilginiz için teşekkür ederim. Daha önce yazdığınız eleştiriyi mail adresimde okumuştum ama cevıbını beklemeden silmenizin sebebini anlayamamıştım. O arkadaşınız beni tanıyor mu acaba cevap alamazsınız demiş ;) İsteyenin bir yüzü vermeyenin ikiyüzü ;)
>
> Erhan beyin söylediklerine katılmadığınızı söylemişsiniz ve "Çalışmanızın başarısına dair hiç bir bilginin yer almaması bu işe hevesli olanlara pek bir ders vermiyor" demişsiniz. Çalışmalarımın tamamına yakınında exif bilgileri mevcut. Zaten bu bilgiler bile başlı başına ciddi bir fikir verir izleyene. Fotoğrafın açıklama kısmına da çektiğim fotoğrafla ilgili bilgileri koyuyorum gerektiğinde. Exif silip bir de şiir patlatsaydım eleştirinizde haklı olabilirdiniz. Zaten Erhan bey "sizden ders alması gerekiyor" derken ekipman kalitesinin sonuca etkisiin abartıldığı kadar büyük olmadığından bahsediyor.
>
> Neredeyse her gün 70-300 ile ilgili mail alıyorum fotokritik kullanıcılarından. Elimden geldiğince de yardımcı olmaya çalışıyorum. Ama nedense insanlarda "bu adam bu lens ile nasıl bu fotoğrafları çekiyor, kesin bize söylemediği özel birşeyler yapıyordur. Bende de aynı lensten var ama böyle fotoğraflar çekemiyorum" gibi bir kanı var. UV filtrem bile yok değil harici flaş olsun. Çıplak gövde ve lens ile elde çekiyorum fotoğrafları.
>
> İyi makro çekmek için belli bazı kurallar var. Bu kurallar forum sayfalarında sayfalarca ve defalarca kez tekrar ediliyor. Makro fotoğraflarla ilgili eleştiri yaparken de bu kuralları bilgim doğrultusunda hatırlatmaya ve paylaşmaya çalışıyorum. Fotoğrafıma yapılan bir eleştiride sorulan her soruya ayrıntılı bilgi vermeye çalışıyorum. Örnekleri vardır bir çok cevabımda. Ama genel olarak bu lens ile bu fotoğrafları nasıl çekiyorsunuz gibi bir soruya verilecek yanıt çok zor ve uzun. Her bir fotoğrafımın "Makro Öğreniyorum" gibi bir misyon taşıması imkansız. Sizin fotoğrafla birlikte ne gibi açıklamalar beklediğinizi öğrenebilir miyim?
>
> Fotoğraf çekmemdeki en büyük motivasyon işim doğrultusunda gördüğüm türleri en iyi şekilde belgelemek ve bu canlıları insanlara tanıtıp etrafımızdaki yaşamın farkında olmalarını elimden geldiğince sağlamak ve duyarlılık oluşturmak. Fotoğrafın sanat kısmı önceliklerimden biri değil.
12.07.2007 14:23 tarihinde yazılmış
litoriachloris
inanç sevim
Devamı....
Sorduğunuz sorulara yanıt vermeye çalışayım;
>
> 1- F8 diyafram değeri 200mm ’de iyi ışık altında 1/1000 ile 1/2500 arasında bir değer veriyor yaklaşık olarak çekilen objenin rengine bağlı olarak. Bu da Çanakkale gibi yılın 300 günü rüzgarlı bir yer ve benim gibi elde fotoğraf çeken biri için son derece uygun. Daha kısık diyafram değerleri istenilen perde hızını sağlamıyor. Dediğim gibi Çanakkale makro düşmanı bir şehir ;) Yani ben sizin ve birçok insanın aksine memnunum bu değerden.
>
> 2- Küçük böceklerde 230 kuşlarda da 260 gibi bir değer kullanıyorum fotoğraf çekerken. 300 performansının çok kötü olduğunu defalarca kez belirttim fotoğraflarımda ve yorumlarımda. Hatta kuşçu arkadaşlar takıldılar bile bana "bize 400, 500 yetmiyor sen 300’ü kısıyorsun" diye. Yeterince büyük canılarda ise makro modun izin verdiği en kısık odak uzaklığında kullanıyorum lensi. İlk başlarda 213mm gibi bir değer veriyordu, son zamanlarda 190mm gözüküyor. Sanırım lens ile makine arasındaki bir iletişim sorunu. Yani iyi makronun sırrı 190mm’de değil ;)
>
> 3-Harici flaşım yok ;) 2-3 fotoğrafım dışında hepsi doğal ışık.
>
> İyi makro için öncelikle temel fotoğraf kurallarını ve ardından makro kurallarını öğrenmek şart. Fark yaratabilmek içinse bu işi hırsla değil sevgi ve emekle yapmak, zaman ayırmak (bazı böcekler için 2-3 saat harcadığımı biliyorum) ve elbette yetenek gerekli.
>
> Umarım sorularınıza verdiğim bilgiler tatmin edici olmuştur. Selam ve sevgiler...
12.07.2007 14:30 tarihinde yazılmış
OnurY
Şimdi Erhan bey de gıyabında yazdıklarımı okumuş oldu. :)))
Neyse, sonuçta bu olaydan da kendi adımıza bir şeyler öğrenmiş oldum. Makro çekimlerde sevgi duygusunun ne kadar önemli olduğunu, hırs ile bu işin olmayacağını öğrenmiş oldum.
Ancak tabi beni bu aşamaya getiren bazı konular var. Engin bey gayet iyi biliyor. Daha önce başka bir sitede sergiye kabul edilmiş bir makro çalışmam yüzünden başıma gelenler var. Sergiye kabul edilmiş çok beğenilmiş bir makro fotoğrafımın çeşitli ayak oyunları ile sergi dışına çıkarılması ve akabinde benim yerime kabul edilen Sigma 105 mm kullanan şahsiyetin gelip benim sigma 70-300'ümü aşağılaması olayı var.
Neyse konular uzar. Uzun zamandır fotoğrafla keyifle ve azimle uğraşıyorum. Ama bu bahsettiğim olaydan sonra makro konusunda çok hırslı ve çok ilginç karakterli insanlarla karşılaşınca doğal olarak ben de bir mücadele içine girdim. Tabi o hesap kapanmadı.
Keşke ben de daha fazla sevgi ve arzu ile sizin gibi makro fotoğraflar çekebilsem. Ama dediğim gibi benim önceliğim değil. Sizin önceliğinizin sanat kısmı olmaması ve mesleğiniz ile ilntili olması nedeniyle bunu bu boyuta taşımışsınız. Vaktim olunca Erdal Kınacı'nın o yazısını bulup paylaşacağım. Orada gayet güzel ifade etmiş.
Umarım şimdi Erhan bey ile de papaz olmayız.
Konu benim için kapandı zira.... :))
12.07.2007 14:35 tarihinde yazılmış
enginaktan
Engin Aktan
Yazılanları okudum, olayı büyütmek yada alevlendirmek istemiyorum hatta cevap hakki belki banada düşmüyor ama şunu belirtmek isterimki, kendi makinalarımızda (Onur beyle bende aynı ekipman mevcut) 190mm de makro modda çekim yapmadığı bunun 200mm ve üstünde aktif olduğunu bu yüzdende sizin 190mm değerinizin bize inandırıcı gelmediği ve bunu düşünerekte başka bir ekipman kullanamış olabileceğiniz fikri aklıma geliyordu.Belkide bu durum yanlış düşünmeme sebep olmuştur.
Sonuçta ortada inkar edilemez bir gerçek varki oda çektiğiniz fotoğrafların kalitesi,sıradan bir ekipmanla neler yapılabileceğinin en güzel kanıtı sizsiniz,sigma size sponsor olmalı bence 70-300mm imajını kurtarıyorsunuz :)))))))))))) Selamlar Saygılar............
12.07.2007 14:50 tarihinde yazılmış
OnurY
Yukarıda bahsettiğim konuya ilaveten söz konusu fotoğrafın linkini buraya yazıyorum. Bugüne dek Sigma 70-300 ile çektiğim en başarılı çalışma bu oldu. Bir daha asla bu kaliteyi yakalayamadım. Ve en önemlisi de bu fotoğrafın NEDEN bu kadar kaliteli çıktığının nedenini de bir türlü çözemedim :)))
http://www.fotofanclub.com/Gallery/ExhibitionImage.aspx?ExhibitionID=1&ID=40836
Engin bey'in yazdığına ek olarak; sanıyorum sigma 70-300'ün 200 mm civarlarında ve "makro moduna geçilmişken" bir şekilde yanılıp 190 mm sonucunu vermesi söz konusu. Acaba 220-230 mm'nin üzerinde de yanılma yapıyor mu? Sınır değerlerinde yanılmanın söz konusu olduğunu düşünüyorum kendi adıma ve bu da makul bir durum.
12.07.2007 15:15 tarihinde yazılmış
yellowraven
Erhan Dayı
:) Oldukça ilginç bir fotoğraf altı olmuş. İşin aslı bunun oldukça faydalı bir bilgi paylaşımı olduğunu düşünüyorum her ne kadar fotoğraf altını bu kadar işgal etmesine üzülsem de. İnanç beyin hoşgörüsüne sığınarak son kez bir şeyler daha söylemek isterim.
Makro fotoğraflar fk dahil pek çok sitede yaratıcılık yoksunu yavan ve sıradan fotoğraflar olarak nitelendirilir. Oysa Makro fotoğrafçılıkta en önemli unsur başarılı karelere giden yolun arkasındaki özgün tekniktir. Makroda başarılı her fotoğrafçının tekniğinde muhakkak kendine özgü bir ya da birçok özellik vardır. Makro konusunda bilgilerimin çok sığ olduğu zamanlarda sevgili Naki abiden bir yardım talebim sonucu aldığım cevaptaki ilginç yöntemler bana çok sıradıiı gelmişti o zamanlar. Ve bu yöntemleri bu kadar yaratıcı bir şekilde kullanan ustanın maharetine hayran kalmıştım. Ve o gün anlamıştım ki bu işte iyi olmanın yolu durmadan denemek, araştırmak, pes etmemek ve doğru bildiği yolu hatalarını da görerek takip etmek ve de zorluklar karşısında pratik çözümler üretmek.
Herkesin kendine has bir tekniği var ve doğrular bir değil. Ancak etrafta bunu anlamayan daha da kötüsü anlayanlara da karşı çıkan pek çok insan var. DSLR ye geçtiğim zaman uzun süreli takipler ve gözlemler sonucu kendim için geliştireceğim tekniğe en uygun lensin sigma 105 olacağına karar vermiştim. Tercihim bu yönde oldu. Ancak bir gün arkadaşımın Canon 100 makrosunu inceleyip deneme fırsatım oldu. USM denen teknolojinin ne harika bir şey oluğunu o gün anladım. Şayet daha önceden forumlarda behsedilen şeylerle de dolduruşa gelmiş olsaydım herhalde o gün sigma 105 den sonsuza dek soğurdum. Oysa ben hayatımda gördüğüm en kaliteli makroların bu lens ile çekildiğine şahit oldum. Yani beni hiç etkilemedi. Çünkü Makroda esas olan tekniktir. Çok severek izlediğim amerikalı bir makrocunun bana göre gördüğüm en güzel makroları çekerken makro lens dahi kullanmadığını biliyorum. Pek çoklarının aklına hiç yatmayan yöntemler bir başka kişide mucizeler yaratabilir. Size için işe yarayan ne ise en iyi yöntem o dur. Sizin için işe yarayan lens hangisi ise en iyi lens de odur. İstatistiklerin ve optik kıyaslamalar yapan çizelgelerin vs. kaliteli fotoğraf ile bir alakası yoktur. Ancak bu söylediğimi yukarıda bahsettiklerim bağlamında değerlendirmek gerekir.
Sizi üzen bir olaya yaşamışsınız ve etik olmayan bir muameleye maruz kalmışsınız. Bence boşverin onları da işinize bakın. Çünkü bu onların ayıbı ve bırakın onlar fotoğrafçılık ve iyi fotoğraf adına kendilerini kandırmaya devam etsinler. Çok zorlarlarsa sevgili İnanç'ın fotoğraflarını gösterirsiniz susarlar :))
Sevgi ve saygılarımla.
12.07.2007 17:24 tarihinde yazılmış
OnurY
Erdal Kınacı'nın yazısını uzun aramalardan sonra buldum :)) Erhan bey'in yazdıkları ile ilintisi de var.
Bence her alanda oldugu gibi fotografta da kategoriler-siniflamalar olmali. Makro fotografi iyi ceken adam o konu uzerine yogunlasmali, ihtisas sahibi olmali. Bunu bu kadar emin soyluyorum cunku yasadim.
Biliyorsun Anamur'da Naki isminde bir arkadasim var fotografci...
İlk zamanlar benim gibi sagi-solu yolu-arabayi denizi filan cekiyordu. Sonra "yahu ben bunlari amacsizca cekiyorum, bir ise yaramadigi gibi iyi fotograflar da uretemiyorum" diyerek makroya yoneldi.
İddia ediyorum simdi Naki Turkiye'nin en iyi makrocusu , en iyi bocek fotografcisi. Kendi kendine aletler, lensler uretiyor , o minicik boceklerle devasa fotograflar cikariyor ve bunlara anlamlar yukluyor.
Naki benim gibi sagi solu cekmeye devam etseydi belki on tane manzara fotografi ,20 tane konu komsu fotografi olacakti, ancak en iyi makrocu olamayacakti.
13.07.2007 10:20 tarihinde yazılmış