Timsah
ALSANCAK - İZMİR
Eleştiri ve Yorumlar
hche
Hakan Çapar
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
4 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.3 |
Merhaba Birol bey...
Çalışmanıza Ümran hanımın verdiği link sonucunda ulaştım... Aslında üzerinde durduğumuz konu fotoğraftaki kimi görüntülerin kesilmesiydi... Szin çalışmanızı görünce, kendimce daha farklı bir anlam yükledim.. "timsah gözyaşı sendromu".... Kimi cerrahi müdahalelerde malpraktis sonucu yanyana seyreden gözyaşı ve tükrük bezi siniri birbiri yerine dikilebiliniyor ve kişi yemek yerken gözünden yaş gelmeye başlıyor..Yalancı gözyaşları... Bu çağrışım, bana Yeats'in dizelerinden birini hatırlattı... "dünyada tahmin ettiğimizden daha fazla dökülecek gözyaşı var"....
İşte çalışmanızın bendeki yankıları....
Gözünüze sağlık...Esen kalın...
11.07.2007 22:59 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sevgili Hakan, elbette bunlar anlatım biçimleri. Vizörden baktığında o an bir karar veriyorsun ve konuyu kadrajlıyorsun. Neden öyle kadrajlıyorsun da başka türlü kadrajlamıyorsun! Kesilmiş olan timsah kesilmeseydi ne olurdu? Kesildi ne oldu? Asıl vurgu zaten yerdeki ayağı kesik adamda. Tentedeki lakos yazısında. Dolayısıyla timsah simgesiyle yerdeki adam arasında hemen bir bağ kurulabiliyor. Şu da varki statükocu fotoğrafçılara göre belkide bu hatalı kadraj sınıfına girer. Magnum fotoğrafçılarını incelediğimizde adamların artık böyle bir dertlerinin olmadığını görüyoruz.
Dediğiniz gibi dünyada hala gözyaşları dökülmeye devam ediyor. En yakınımızdaki ülkelerde devam ediyor ve insanlık tribünden olan biteni seyrediyor.
Tekrar bu güzel fotoğraf altı sohbetine vesile olan Ümran'a teşekkür eder sizede sevgi ve dostluk selamlarımı yollarım.
12.07.2007 00:40 tarihinde yazılmış
yukselendeniz
merhabalar,
site içinde yaklaşık dört aydır bulunmama rağmen sizle yeni tanışma fırsatı buldum.
fotoğraflarınızın hepsi hayat kokuyor.
onbinlerce görüntü çöplüğü içinde benim için ne kadar değerli olduklarını tahmin edemezsiniz.
bu fotoğrafınız bana oda kule de çektiğim 'perişan hakkı' yı hatırlattı.kendisi hemşeriniz olup yıllar önce göç ettiği istanbul da hala ayakta kalmaya çalışmaktadır .
sözüm vardı hakkı ya zonguldak fotoğrafı gönderecektim.fırsat bulmadım lanet olası istanbul koşturmacasında.
sevgi, ve saygılarımı gönderiyorum izmir e.
http://www.fotokritik.com/412534
07.06.2007 13:02 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sevgili Çağdaş, çok teşekkürler. Perişan Hakkı gibi o kadar çok insan yaşıyor ki sokaklarda! Hepsinin ayrı bir hikayesi var.
Bu vesileyle de tanışmış olduk. İlerki fotoğraflarda görüşmek üzere.
Dostluk selamlarımla.
08.06.2007 12:50 tarihinde yazılmış
Osmanli
Kıvanç Pürtelaş
Merhaba Birol bey.
Hayatın gerçeklerini sunmuşsunuz bize.Görmek istemediğimiz,reddettiğimiz ve kafamızı çevirdiğimiz bir gerçek.
Düşük ışık altında iso 1600'de çekmek zorunda kaldığınız için kumlanma,fotoğrafın boyutları küçük olmasına rağmen hissediliyor fakat burada yansıttığınız anlam sebebiyle fotoğrafı teknik açıdan değerlemdirmek gereksiz olur.
Tek eleştirim LACOSTE markasının fotoğrafta gösterilmesi olacaktır.
Düşüncenizi destekliyor olabilir marka,ama bu fotoğrafta sanki marka kötülenmek istenmiş gibi bir izlenim de uyanmıyor değil.
Birol bey sizin burada o amacı gütmediğinizi tahmin ediyorum fakat keşke başka türlü bir anlatım yoluna gitseydiniz.
Saygılar.
12.02.2007 19:25 tarihinde yazılmış
pobedata
Canan Karakurt
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
nasıl anlatmalı?
ne demeli?
yazılan tüm eleştriler tamamlamışken aslında içimdekileri..
yine de sol yanımda bir ağrı,
beynimde anlaşılmaz bi sancı,
yazmalısın diyor..
bedenim emek siperinde
sömürü karşıtı cephede
her daim insanlığa amade
ama o nerede ki?
karizma pantolonlarda, marka ayakkabılarda mı
yoksa satılan o pahalı kazakları üreten işçiye emeğinin karşılığını vermeyen firmaların,
beni bana yabancılaştıran süslü camekanlarında mı
aynılaşıyoruz, olağanlaşıyoruz, durağanlaşıyoruz..
ve yabancılaşırken olan bitene,
bir oluyoruz adi kurgulu dizilerin onca para içinde yüzen ama yüzü birtürlü gülmeyen karakterleriyle
sabahları buğulu aynaların bulanık yansımasında karşılaşıyoruz kendimizle
avuç içiyle şöyle bir silip görüntü netleşince, herşey düzeldi sanıyoruz..
oysa ki emeğin, yaşamın, mücadelenin değeri bilinmeli
seslenmeli, tarihi bilinci silikleştirmeye, değersizleştirmeye çalışanlara;
onlar öncedenmiş, 70li 80li kuşaklarda kaldı dedikleri 'hayalet' işte burada,
yazılan eleştrilerin satır aralarında kol geziyor!
yüreğimin ince teli titredi Birol hocam, acımaktan değil, hınçtan öfkeden
insanlara bu sosyal uçurumları kanıksatanlara
daralları timsah edenlere, gergedanlara karşı..
..saygılarımla.
12.02.2007 16:08 tarihinde yazılmış
d_o_g_u
y.Doğu KOÇ
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
4 |
| Kompozisyon |
4 |
| Estetik |
4 |
| Teknik |
4 |
| Ortalama |
4.0 |
izmirde istanbulda ve ankarada bu tarz çalışmaları ne kadar çok görür olduk değil mi hocam !...
ve insanlarımız bu tarz fotoğraflara o kadar alıştıklarını utanmadan ve fotoğrafçıyı yerercesine nasıl aşağılıyorlar değil mi?
yok duygu sömürüsü yok alıştık yok bilmem ne diye !..
sosyal içeriği ile toplumsal yaklaşımıyla ve siyasal bakış açısıyla çok etkili bir çalışma
tebrikler
12.02.2007 14:08 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sana gönderdiğim bu linkte http://www.milliyet.com.tr/2007/02/09/son/sonyas20.asp
2006 dünya basın fotoğrafları ödülleri var.
Dünyanın bu saygın ödülünü veren jürinin açıklamasına göre, "Getty Images" ajansında çalışan Spencer Platt, Beyrut’ta İsrail tarafından bombalanmış bir sokağın fotoğrafıyla ödüle layık görüldü.
Fotoğraf, 15.08.2006 tarihinde ilk ateşkesin ardından Beyrut’ta karmaşa ve savaş yıkıntısı arasında üstü açık bir otomobilde pahalı giysiler içindeki gençleri gösteriyor.
Jüri üyesi Michele McNally, "Fotoğrafa bakmaya doyamazsınız. Kaos ortamında gerçek hayatın çelişki ve karmaşıklığını çok güzel yansıtıyor" demiş. Bu fotoğraf ile o fotoğrf arasındaki temel bakış açısı aynı.Her yerde bu geçerli aslında.Tüm dünyanın belası bu yabancılaşmak ve kanıksamak. Tusunami de de olmuştu hatırlarsan. Yapılcak tek şey duyarlı insan sayısını arttırmak.
Sevgilerimle.
12.02.2007 14:47 tarihinde yazılmış
d_o_g_u
y.Doğu KOÇ
linki açmadan zaten açıklamanızdan hangi fotoğraftan bahsettiğinizi biliyordum hocam.. ama link vermeniz biçok kesime iyi örnek olmuştur umarım.. ve yine umarım ki bu tarz fotoğrafları yerenler üşenmezde bu linke bakar..
tekrardan tebrikler
selam ve saygılar
12.02.2007 16:45 tarihinde yazılmış
tanura_arsima
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
2 |
| Kompozisyon |
4 |
| Estetik |
2 |
| Teknik |
4 |
| Ortalama |
3.0 |
Çok iyi bir kompozisyon..
Fazla söze gerek yok anlatmış fotoğraf anlatmak isteiğini..!
Yaşadığımız toplumun içindeki çelişkiler ve bizlerin içimizde büyttüğümüz...
Gerçek ve gerçekler...
Tebrik edrim
Sevgiler...
12.02.2007 11:40 tarihinde yazılmış
OnurY
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
4 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.3 |
Son zamanlarda FK'da gördüğüm en iyi kompozisyonlardan birisi. Çok etkileyici...
Hani belki logonun tam dahil olmasını istese de gönül buna gerek yokmuş.
Tonlaması ve kadraj tasnifiyle başarılı ve en önemlisi "akılda kalıcı" bir çalışma.
Samimi tebrikler.
12.02.2007 10:12 tarihinde yazılmış
hopeforbetterdays
Muserref Turkmen
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
Surunmenin iki zit ucu diyebilir miyiz?
12.02.2007 03:15 tarihinde yazılmış
SINA
Sina Demiral
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
2 |
| Ortalama |
2.8 |
Noluyo dedim bir anda? Bir kazak tam 837 ytl olabiliyor.
Tam yatacakken uykum kaçtı şimdi. Sarsıyor bu kompozisyon insanı...
Ama kesinlikle sömürü hissettirmiyor. Şahsen ben tarz çekimlerde çok hassasımdır. Kendim çekmediğim gibi çekenleri de aslında eleştiresim gelir. Lakin bu gerçek bir sokak fotoğrafı.
Hani izledin mi bilmiyorum Birol abi, Babam ve Oğlum filmini? Herkesi ağlattı diğer nice Türk filmleri gibi...
Lakin arada bir fark vardı. Babam ve Oğlum'da her sahne sıradan ve samimi bir kurguya sahne, olabildiğince duygu sömürüsünden uzak hayattan bir kesitti. Tıpkı bu kare gibi...
Tekniğe ve çekim açısına hiç girmeyeceğim. Onunla uğraşırken fotoğrafın asıl anlamı kaçıyor gibi...
Sevgiler
12.02.2007 02:03 tarihinde yazılmış
Cdinc
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
Sevgili Birol seni nekadar takdir ettiğimi, fotoğraflarından bazılarına ise tutkuyla bağlandığımı söylemeye herhalde gerek yok. Yine can alıcı, vurucu gücü yüksek bir kare çekmişsin.
Ama ben timsah logosunun kadrajda olmasını tercih ederdim. Her ne kadar Lacoste timsah çağrışmasını yaptırsa bile. Bu fotoğrafa Anadolunun Lacoste markası ile tanışmadığı bir ücra köşesinde seyredildiğini bir düşün mesela.
Eline sağlık.
10.02.2007 19:16 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sevgili Cengiz, çok teşekkürler. Birbirimizden pozitif enerji yayıldığı için güzelleşiyordur. Zaten kala kala avuç için kadar kaldık.
Anadoluda olsaydı hemen yardım ederlerdi.Kafalarını çevirip dönüp geçip gitmezlerdi.En azından orada insanlık henüz ayaklar altında ezilmiyor.
Bu akşam Alsancak ta bu magazanın önünden geçiyorduk. Aynı kişi yine bu mağazanın önünde dileniyordu. Bir Tülün e baktım birde tavandaki logoya. Kamerada yanımdaydı. Timsahlısını çekeyim mi! dedim. Sonra vazgeçtim.
İzmirden sevgilerimle.
10.02.2007 23:33 tarihinde yazılmış
Cdinc
Sağol Birol. Logoyu kasten kesmiş olduğunun mesajı alınmıştır.
10.02.2007 23:37 tarihinde yazılmış
jelya
Ümran Davran
Merhaba sevgili Cengiz.
Ben şahsen bu tarz eleştirel yorumlar almayı cidden çok isterim ki fotografımı anlatacak fırsatlar olsun.
Logonun o şekilde kesilmesi hadisesi sanatın her dalında bilerek isteyerek kullanılan bir dil. Sinemada örneğin, süre olarak ve/veya kadrajda objenin bir kısmını vererek (kesmek) ilgili konuya farklı farklı yaklaşımlar yüklüyor. Konu kadınsa örneğin, sadece ayağını-ya da başka bir uzvunu- göstererek izleyicinin hayalindeki kadını düşlemesine neden oluyor. Büsbütün kadını göstermekten daha etkili değil mi?
Veya yerde yatan yanmış cesedini anlatacaksa yanmış bir eli sunarak miyonlarca farklı insanın adedi kadar düşsel anlamlar ortaya çıkartıyor. Cesedi olduğu gibi verseydi sıradan ve tek renkli bir anlam olurdu ve bence daha az etkili olurdu.
Görsel sanatlarda bazı objelerin boyunu küçülttükçe üzerine ilgi daha da artar; kesmek gibi.
Birol orada logoyu keserek aşağılamış, cezalandırmış, parçalamak istemiş diye düşündüm ben. Ki bu da bildik ve etkili bir dil. Dostum Cengiz kıyılarda yaşayan insanların analayamayacağını düşünmüşsün ama sanatın dili ile halkın dili arasında çok ince bir sınır var cidden. Tümüyle onun dilini kullanmak mı yoksa elit entellektüel dil mi? Benim bu yönde düşüncem şöyle. Bu örnekte o logo izleyici kitlenin en az %50 si tarafından biliniyor. Öyle ise bilmeyen kesime öğretme sorumluluğu sadece Birol’un değil diğer bilenlerindir de… Birol öğretecek diye sanatın dilinden tümüyle ödün vermemeliyiz. Sanatçının logoyu ve ardındaki anlayışı cezalandırma hakkı da olmalı diye düşünüyorum.
11.02.2007 01:18 tarihinde yazılmış
jelya
Ümran Davran
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
Mehmet Çağçağ' ın çizgisiyle 10 küsur yıl önce, farklı görünme derdinde olan gençliği anlattığı "timsah" geldi aklıma fotoğrafını görünce.
Daral ve Timsah!
Babasının zenginliği ve kendisine sağladığı uçsuz bucaksız olanaklardan sıkılmış, hayatın anlamını çözmeye çalışan Daral ile eğitim almamış, bir baltaya sap olmamış, dünya yansa bir kalbur samanı olmayan, çalışmadan para kazanma derdinde olan, bunun için de her yolu mübah gören berduş Timsah!
"Toplum için ölenlerin devri geçti. Kendi için ‘Daral’anlarınki de...
Çağımız Timsah çağı"
Mehmet Çağçağ'ın yarattığı bu iki karakter, 10 yıl içinde yaşlanmak bir yana birer kahramana dönüştüler. Tişörtleri, posterleri, kupa üzerinde resimleri oldu. Gençler Timsah gibi konuşmaya, onun gibi davranmaya koyuldu.
"Peki neydi bu iki gencin bu kadar ilgi görmesinin nedeni?
Çağçağ'a göre yeni kuşak, toplum için kendini feda eden 70'ler gençliğinden sonra, hayata dair arayışlar içindeki 80'lerin Daral’larını da aşmış ve Timsah'ı kendisine örnek almıştı.
BBG evi Timsahlarla doluydu artık...
Pop Star yarışması da...
Zaman, Daral'ların karşısında Timsah'ların lehine işlemiş ve sonunda onları iktidara getirmişti."
Fotoğrafın 1980' lerden beri toplumsal kaygıları unutup nasıl da "timsah" laştığımızın belgesi niteliğinde...
Birilerinin gözü aydın;amaçlarına ulaştılar!
Gönlüne sağlık.
09.02.2007 13:28 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sevgili Ümran, yazdıkların bana yıllar önce İstanbul Devlet Tiyatrosunda izlediğim
Eugene Ionesco'nun Nazi Almanyası’nı anlattığı Gergedan adlı oyununu aklıma getirdi.
Gergedan, yazarın modern dünyaya ve bu dünyada farklı suretlerle karşımıza çıkan totaliterliğe getirdiği belki de en sert eleştirilerden birini barındırıyordu. Buradaki eleştiri, yazarın burjuva yaşamını yansıttığı diğer oyunlarından daha keskin, daha dolaysız, daha politikti. Modern dünyadaki baskıcı rejim süreci, gündelik hayattaki gizil pratiklerin deşifre edilmesiyle değil, totaliter toplum düşüncesini canlı biçimde çağrıştıran "gergedan" imgesinin sürekli kullanımıyla sağlanır. Kahraman Berenger, etrafındaki tüm insanların aşama aşama "gergedanlaştığı" bir dünyada ayakta kalmaya çalışan bir "insan"dır. Ne var ki söz konusu toplu dönüşümün gerçekleştiği bu dünyada, onun sergilediği tutum da açık bir muhalefet ya da başkaldırıdan çok, çaresizliktir. Öyle ki, Berenger'nin "gergedanlaşmaması", bir noktada ona acı veren bir olgu olur. Berenger büyük bir kahraman olduğu için değil, bir türlü gergedanlaşamadığı için "insan" kalmayı seçer, dolayısıyla da oyunun sonunda boyun eğmeyip insan kalmayı seçmesi, ironik bir etki yaratır. Söz konusu dönüşümün çaresi kendi kurtuluşunu örgütleyen birey değildir kısacası. Ancak yazar bunun karşısına farklı bir muhalefet alternatifini koymaz ve oyunu, bir absürd oyun yazarına yakışır biçimde, çözümsüzlükle sonlandırır.
Ionesco Gergedanlar’da geçen söz konusu dönüşümden duyduğu kaygı için şunları söyler: “... birden bire ortaya çıkan bir düşüncenin bulaşıcı bir hastalık gibi yayılması. Yeni bir din, bir öğreti, bir fanatizm e sürükleyiveriyor insanları... Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi, insanlar sizin düşüncelerinizi artık paylaşmıyorsa, sanki canavarlarla karşı karşıyaymışsınız duygusu uyanıyor insanda. Örneğin gergedanlarla. Gergedanların saflığı, aynı zamanda acımasızlığı var onlarda. Onlar gibi düşünmüyorsanız göz kırpmadan öldürebilirler sizleri.”
Sevgili Ümran, etrafımıza şöyle bir baktığımızda ne görüyoruz! Her yanımızı gergedanlar sarmış, çevremizdeki insanlar önce yavaştan sonra giderek artan bir hızla gergedana dönüşmüyor mu! Bu gelişmeyi dehşetle izleyenler, ona karşı çıkanlar da, zamanla değişime ayak uydurmaya, gergedanların erdemlerinden söz etmeye başlamakta.
Gergedanlaşma süreci başlamış, hızla çevreyi sarmaktadır. İnsanlar, insanlıktan gergedanlığa, toplum, topluluktan sürülüğe dönüşmektedir.
Eugene Ionesco çağımızın başyapıtlarından, Gergedan adlı oyununda, günümüzün savaşlar kadar, belki de ondan da daha tehlikeli olan illetini dile getirir, hem de küreselleşmenin daha esamesinin okunmadığı bir dönemde.
Neyse ki kedilerimiz daha ölmedi:-))
09.02.2007 14:40 tarihinde yazılmış
jelya
Ümran Davran
Kedileri sevmem işte tastamam bundandır!
Timsaha da, gergedana da, köpeğe de,hiç bir hayvana benzemiyorlar...Yüzyıllar önce nasılsalar gene aynılar. Gene özgürler, gene karnını doyurdu diye kimseye yalakalık yapmıyorlar, gene verilmezse hakkını almayı biliyorlar ve gene kendi istediği zaman sevdiriyor kendini...
Asıl filmi yapılası onlar aslında...
10.02.2007 15:34 tarihinde yazılmış
ErdoGanALPAY
Değerli Ümran DAVRAN Bir GIRGIR Militanı seni ve acını ne kadar iyi anlıyor bilemezsin...
Sorgulayıp sıkıştırdığım 80 liler en çok boş boş bakıp... 'SORUN NEDİR' dediklerinde çok kötü hissediyorum kendimi...
Sağlıkla...
12.02.2007 01:01 tarihinde yazılmış
SINA
Sina Demiral
Ne de güzel yazmışsın Ümran, hala zevkle okurum Leman'da :)
ve ne gariptirki, seçim yapmadı yeni nesil. Değişimi seçmek zorunda bırakıldı. Bu açıdan pek de suçlayamıyorum kendimi ve neslimi :)))
sevgiler iyi geceler
12.02.2007 01:56 tarihinde yazılmış
jelya
Ümran Davran
Anlayana selam olsun sevgili Erdoğan Alpay!
12.02.2007 07:56 tarihinde yazılmış
jelya
Ümran Davran
Haklısın sevgili Sina; ne yazık ki, senin de dediğin gibi seçmek zorunda bırakıldı!
İzninle-Birol' un da izniyle bir öykümden kısa bir alıntı yapmak istiyorum; aklıma getirdin!
______________
-Sahi, bana anlatmadığın neydi? dedim kabanın kollarının altından görünen kazağımın kollarını uzatıp ellerimi örtmeye çalışırken.
-Benim hanımın oy kullanma hikayesini... Benim hangi partiye oy verdiğim malum; biliyorsun..
Tam seçim günü kalkmış bana demez mi; babamın arkadaşı falanca partiden adaymış oyumu ona vereceğim. Şimdi kalkıp da; hayır oyunu o partiye veremezsin demek bize yakışmaz. Demokrasi ve özgürlükten yana bir vatandaş olarak, bu kararından, fikirlerimden ödün vermeden vazgeçirmeliydim onu.
-Eeee, nasıl yaptın bunu? Ben de merak ettim şimdi, dedim..
-Demokrasilerde özgür insanların önüne seçenekler konur; bilirsin. Biz de diktatör olmadığımızdan önüne seçenekler koyduk hanımın. Öyle olsak zaten, masaya vurduğumuz gibi yumruğu lafı ağzına tıkardık.. Ülkemizdeki her özgür vatandaşın olduğu kadar onun da seçme ve seçilme hakkı vardı ne de olsa.
-Ya sadede gel, meraktan öldüm. Seçenekler ne?
Kaykıldığı sandalyesinde doğruldu; arkasına yaslandı ve derin bir nefes alarak:
-Aslında fazla seçenek yoktu. Olabilirdi ama vakit dardı... Sadece iki seçenek...
Lanet olsun, nerden elimi uzatmıştım çay fincanına sanki. Ne vardı lafını bitirmesini beklemeden çaydan bi yudum almaya kalkacak. Mehmet'in açıklamasını duyunca aniden gelen gülme istemim çayın soluk boruma kaçmasına neden olmuş; önce nefes almaya çalışmış, güç bela bunu başardıktan sonra da boğulurcasına bir öksürük krizine girmiştim. Bundan da Mehmet'in yardımıyla kurtuldum; sırtımın ortasına yediğim yumrukla.
-Geçmiş olsun, dedi ve sanki hiçbirşey olmamış gibi kaldığı yerden anlatmaya devam etti... Evet seçenekler azdı gerçi ama seçenek vardı sonuçta. Birinci seçenek: Ya benim oy verdiğim partiye vereceksin oyunu...
İkinci seçenek de: Ya da dayağı yedikten sonra yine benim oy verdiğim partiye vereceksin oyunu....
Allahtan akıllanmıştım da çaya uzatmamıştım elimi bu defa. Yoksa cümlesi bitmeden tutan gülme krizim daha vahim sonuçlara yol açabilirdi. Az önce gözlerimden öksürükten boşanan yaşlar, bu sefer gülmekten akmaya başlamıştı yanaklarımdan.
-Peki, hangi maddeyi seçti, dedim kesik kesik.Hala gülmem geçmemişti.
-Birinci maddeyi tabi ki. Ayrıca neden bu kadar güldüğünü de anlamış değilim. Demokrasi ne? Güçlü olanın egemen olduğu yönetim biçimi değil mi? Bu maddi güç olabilir, silah gücü olabilir, makam gücü olabilir... Bunların hiçbirine sahip değilsen beden gücü de olabilir.
Doğruydu, haklıydı Mehmet... Olması gereken bu değildi ama olan buydu. Gülmemin dudaklarımda donduğunu ve yanaklarıma süzülen yaşların yüzümü üşüttüğünü hissettim birden.
Daldım; uzaklara... Çok uzaklara... Devletin doğduğu zamanlara.
.................
Sevgiyle...
12.02.2007 08:10 tarihinde yazılmış
LadyLuxor
elif yılmaz
+
12.02.2007 14:50 tarihinde yazılmış
yeson
Yeşim Onay
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
4 |
| Kompozisyon |
4 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.5 |
Sevgili Birol bey,
çokk ustaca bir anlatımla kendini ifade eden bir fotoğraf.
Ne söylenebilirki bunun üstüne,hiç istemesekte dünyanın düzeni bu maalesef.
EMEĞİNİZE VE YÜREĞİNİZE SAĞLIK.
Sevgiler..
09.02.2007 11:20 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Çok teşekkür ederim.
Sevgi ve dostlukla.
10.02.2007 23:35 tarihinde yazılmış
tolgatomac
M.Tolga Tomaç
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
4 |
| Kompozisyon |
4 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.5 |
"Yaprak döker biryanımız,
Bir yanımız bahar bahçe"
diyesim geldi.
Timsah gözyaşları döküp hiçbirşey yapmayanlara yapamayanlara iyi bir belge.
Teşekkürler Birol ağabey.Selamlar saygılar.
08.02.2007 19:39 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Dostum dostum güzel dostum:-)
Trabzona sevgilerimle.
10.02.2007 23:34 tarihinde yazılmış
arinna67
seher basoğul
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
merhaba birol bey
fotografın kendisi konusuyor zaten
iki farklı dünyayı aynı karede birleştirerek anı cok ustaca degerlendirmişsiniz
tebrik ederim
07.02.2007 10:18 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Çok teşekkürler Seher.
Dostluk selamlarımla.
07.02.2007 17:09 tarihinde yazılmış
slmsevki
Selim Şevkioğlu
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
Evet ! timsah Birol bey,
bazen o timsahın ağladığını dahi görüyoruz.. ve biz buna timsahın gözyaşları adını veriyoruz.
Sosyal ve hatta biraz da siyasi içeriğiyle vasat bir kare olacakken, ifadeyi kuvvetlendiren timsah istiaresinin dişlerini etlerimizde hissediveriyoruz. Malumu temsil eden bu mağazanın önünden geçenler dahi, dünya düzenini ve bu düzenin insan ve kültür üzerindeki etkilerini anlatmaya yetiyor. Kısacası bu fotograf bana dünya düzenini anlattı ve bu dünya düzeninin adını yukarıdaki tabelada buldum.
Selam ve segilerimle..
07.02.2007 05:08 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sevgili Selim, bu düzen kurulmuş ta bizim haberimiz yok. Hafta sonu gazetelerinde bir inşaat firmasının reklamı yayınlandı boy boy . Reklamda şöyle bir başlık var: "İstanbul’da Yeni Dünya Düzeni" Diyor ki ilanda. Avcılar Ispartakulede Türkiye’nin en büyük şehircilik projesi gerçekleşiyor 200 bin kişi için yeni bir dünya kuruluyor."
Hepimize hayırlı uğurlu olsun.
Timur Selçuk un bir şarkısı geldi aklıma:
Bu düzen böylemi gidecek,pireler develeri yutacak...
Dostluk selamlarımla.
07.02.2007 16:55 tarihinde yazılmış
bekirtugcu
Bekir Tuğcu
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
çokiyi ve çok etkili bir portre,
grenlerin yakıştığı kuvvetli anlatımı olan sosyal içerikli birfotoğraf
tebrikler ve emeğine sağlık...
06.02.2007 20:27 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Çok teşekürler.
Dostluk selamlarımla.
07.02.2007 16:55 tarihinde yazılmış
hONoUR16
Onur Battal
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
4 |
| Kompozisyon |
4 |
| Estetik |
4 |
| Teknik |
4 |
| Ortalama |
4.0 |
:( üzücü... düşündürücü.... ama gerçek.... duyarsızlık her yerde... bazen görüp şükrediyorum halime bu karelerin benzerlerinde... bazen görmezden geliyorum bazende birşeyler yapmaya çalışıyorum.... ruh halime göre değişiyor....
cicek böcek fotograflarından ziyade bu kareleri biraz daha fazla mı göz önüne getirmek gerekiyor acaba duyarlılığı artırak icn..... bunu kendim icin de söylüyorum...
o magazadan alınacak 1 adet t-shirt o yerdeki adamın belkide 1 ay boyunca karnını tok tutabilecek yiyecek parasına eşit....
off....
06.02.2007 01:11 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Offf ki ne offf... of ki ne offf...
Kalın sağlıcakla.
07.02.2007 17:09 tarihinde yazılmış
Birader
Mehmet Oğuz
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
2 |
| Teknik |
2 |
| Ortalama |
2.5 |
Merhaba Birol bey,
Yaşamdan beklentilerimiz, yaşama bakış açılarımız ne kadar da farklı değil mi? Kimimiz yerlerde sürüklenirken kimilerimiz de kendi sığ yaşamlarımızda etrafımızda olup bitenlere kayıtsız yaşamıyor muyuz bu dünyada? Tıpkı geçip giden iki genç kız gibi.
Acıdır böyle anları fotoğraflamak...
Paylaşımınız için teşekkürler..
Bu arada Ayhan beyle beraber takibimizdesiniz.
05.02.2007 21:32 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sevgili Mehmet, benim vermek istediğim mesajı çok iyi algılamışsın. Zıtlıklar ve çelişkilerle dolu bir yaşam. Yerde ayakları kesik bir adam. Timsah logolu magaza. Yoldan kayıtsızca yürüyüp giden insanlar. Bir şeylerin farkına ne zaman varacağız!
Selamlar sevgiler ikinizede.
05.02.2007 22:11 tarihinde yazılmış
Telli_Turna
H. Bahadır Laçin
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
4 |
| Kompozisyon |
4 |
| Estetik |
4 |
| Teknik |
4 |
| Ortalama |
4.0 |
Kategori seçimi çok doğru. Bir fotoğraf sanatçısı aynı zamanda çağının görsel tarihçisidir. Yaşamın içerisinde var olan ve fakat herkesin bakıp geçtiği çelişkileri, uygun zamanda deklanşöre basarak tarihe not düşmek de bir fotoğraf sanatçısına düşer. Bu çelişkiyi gören gözlere, deklanşöre basan ellere sağlık. Bu fotoğraf bana göre kadraj, netlik, teknik gibi fotoğraf terimlerinden bağımsızdır. Tebrikler...
05.02.2007 19:33 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sevgili Haşmet bey, övgü dolu sözleriniz için teşekkürler. İnsanlara verilen genelde siz görmeyin biz size gününüzü gösteririz, siz düşünmeyin biz sizin yerinize düşünürüz mantığı. Görmezden geliyoruz herşeyi seyirci olduk hepimiz seyredip duruyoruz. Bizlere düşen görev görünmeyeni göstermek olmalı. Yoksa ne işe yarar bunca çaba.
Dostluk selamlarmla.
05.02.2007 22:17 tarihinde yazılmış
bulentdoruk
bulent doruk
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
4 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
2 |
| Ortalama |
3.0 |
hergün herkes buna benzer şeyler görüyor ama malesef yüzünü bile çevirmiyor eline sağlık.
Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
Cevap:
açılır kara kaplı kitap:
zindan..
Kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik
kan.
Hani şimdi bizim soframıza
haftada bir et gelir.
Ve
çocuklarımız işten eve
sapsarı iskelet gelir..
05.02.2007 16:13 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sevgili Bülent, çünkü kanıksadık. Öyle bir hale geldi ki artık kimsenin kimseye güveni kalmadı. Yolda ölsen dönüp te kimse bakmaz. Böyle kimsenin kimseye güvenmediği bir ortam Çevremizde her şey bize yabancılaşıyor. Uçurumlar giderek büyüyor. Bugünkü gazetelerde tam sayfa bir reklam vardı. Başlığı şöyle: "İstanbul'da Yeni Dünya Düzeni" Bu nasıl bir yeni dünya düzeni ben anlıyamadım. Ya da kurulmuş da bizim haberimiz yok! İlerde vizeyle girilecek bir dünya düzenine hazırlık bu olsa gerek. Diyor ki ilanda. Avcılar Ispartakulede Türkiye'nin en büyük şehircilik projesi gerçekleşiyor 200 bin kişi için yeni bir dünya kuruluyor. Kulelerin maketini basmışlar. Ayrıcalıklı 200 bin kişinin içinde ben yokum . Kim var peki? Allah sonumuzu hayır etsin.
Babil’e ne oldu?
“Ve sonunda Babil yıkıldı. Çünkü artık şeytanların kol gezdiği bir yer olmuştu. O büyük şehir ki bir saat içinde senin gazabına yenik düştü ve orada artık tek bir ilahi ışık bile parlamayacak.” Tekvin 18. Vahi. Şeytanın Avukatı filminden bir replik!
Dostluk selamlarımla.
05.02.2007 17:31 tarihinde yazılmış
bulentdoruk
bulent doruk
Okumuş Bir İşçi Soruyor
Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim?
Kitaplar yalnız kralların adını yazar.
Yoksa kayaları taşıyan krallar mı?
Bir de Babil varmış boyuna yıkılan,
kim yapmış Babil'i her seferinde?
Yapı işçileri hangi evinde oturmuşlar
altınlar içinde yüzen Lima'nın?
Ne oldular dersin duvarcılar
Çin Seddi bitince?
Yüce Roma'da zafer anıtı ne kadar çok!
Kimlerdir acaba bu anıtları dikenler?
Sezar kimleri yendi de kazandı bu zaferleri?
Yok muydu saraylardan başka oturacak yer
dillere destan olmuş koca Bizans'ta?
Atlantik'te, o masallar ülkesinde bile,
boğulurken insanlar
uluyan denizde bir gece yarısı,
bağırıp imdat istedilerdi kölelerinden.
Hindistan'ı nasıl aldıydı tüysüz İskender?
Tek başına mı aldıydı orayı?
Nasıl yendiydi Galyalılar'ı Sezar?
E bir aşçı olsun yok muydu yanında?
İspanyalı Filip ağladı derler
batınca tekmil filosu.
Ondan başkası ağlamadı mı?
Yediyıl Savaşı'nı 2. Frederik kazanmış?
Yok muydu ondan başka kazanan?
Kitapların her sayfasında bir zafer yazılı.
Ama pişiren kim zafer aşını?
Her adımda fırt demiş fırlamış bir büyük adam.
ama ödeyen kimler harcanan paraları?
İşte bir sürü olay sana
Ve bir sürü soru.
08.02.2007 13:07 tarihinde yazılmış
bulentdoruk
bulent doruk
merhaba bugün simurgphotos taki fotoğraflara ilk kez baktım hepsi harika özelliklede topluluğunuzun yola çıkış amacı. dün magnum un usta fotoğrafçılarının istanbuldaki karma sergisini gezdim ve bir kez daha belgesele olan heyecanın arttı. sitenizdeki fotoğrafları da görünce böyle insanların çok uzaklarda olamdığını gördüm. aklıma hemen kendini bilmez bir şekilde bende onalr gibi olabilir miyim geldi. kafamda çok şey var hemde çok ama daha kimbilir kaç fırın ekmek yemem gerekiyor bilmiyorum. sizler gibi belgeselciler bizim gibi öğrencilerden hiç uzak olmayın...
23.02.2007 16:28 tarihinde yazılmış
Paradiselost
Birol Üzmez
Sevgili Bülent, İstanbulda olman ne büyük bir şans. Biz İzmirden bu sergiye gelmenin yollarını ararken sen izlemişsin bile:-) Ehh bari yapmışken tam olsun Leica Galerideki Salgado sergisini de gör bizim için.
Sevgili kardeşim her şey istemekle olur. İstedikten sonra hayatta hallolmıcak şey yok. Bizlerde el yordamıyla buralara geldik. Ustalarımızın bize öğrettiği ilkelerden bugüne kadar taviz vermediğimiz için bozulmadan ayakta kalabildik. Sitemizde gördüğün arkadaşlardan bir kaçı henüz bir yıllık fotoğrafçı.Ama tercih ettikleri yol doğru bir yoldu. İlerde o isimleri çok sık duyacak fotoğraf dünyası.
Sen de bunlardan biri neden olmayasın!
Dostluk selamlarımla.
23.02.2007 16:54 tarihinde yazılmış
bulentdoruk
bulent doruk
vakit ayırıp cevap yazdığın için terşekkürler birol ağabey. ben malesef bahsettiğin sergiyi gezemeden konyaya döndüm okul başladığı için. istemekten bahsetmişsin umarım isteklerimi gerçekleştireceğim. önümdeki dönemde daha çok çalışmaya başlayacağım tavsiyelerin için teşekkür ederim. yeni fotoğraflarınızın bekliyorum. konyaya yolunuz düşerse tanışmak isterim. hoşçakalın.
25.02.2007 07:37 tarihinde yazılmış
Eleştiri yazmak, puan vermek ve kendi fotoğraflarınızı paylaşmak için üye olun
|
Fotoğraf Sahibi
Paradiselost
Birol Üzmez
Foto Künye
|