Özelleştirilip yabancılara satılmasını istemiyoruz.
Bakımsız bırakılıp sonrada insanların "özelleşsin bari de kurtulsun" demelerini istemiyoruz.
Haydarpaşa Garı bir kültür başkentine yakışır özenle tamir edilsin, restore edilsin ve hep Tren Garı olarak kalsın istiyoruz.
Çünkü böyle önemli, anlamlı, derin hatıralarla yüklü bir değerin ülkemizi global sermayeye teslim etmemek adına bir kale gibi önemli olduğunu düşünüyoruz.
Katılımınızı bekleriz:
http://www.fotokritik.com/gruplar/grup.php?id=3803
Saygılar, dost sevgiler.
Ercan KURTARIR
Ortadoğu'nun en büyük gar binasının bulunduğu yer mesire yeriydi...
Anadolu-Bağdat Demiryolları'nın yapımına karar verildiği zaman, başlangıç noktası alarak Haydarpaşa seçildi ve Haydarpaşa Çayırı'nın şiirsel sessizliği, 24 Ağustos 1871 günü başlayan çalışmalarla bozuldu. Önce geçici olarak bugünkü Haydarpaşa Köprüsü'nün bulunduğu yere küçük bir istasyon binası yapıldı. Bir yandan da Haydarpaşa-İzmit Demiryolu'nun yapımı sürüyordu. Hattın ilk bölümü 1872 yılında hizmete açılırken, o görkemli gar binasından en ufak bir iz bile yoktu.
İlk trenin çalışmaya başlamasından yıllar sonra, 20 Yüzyıl'ın başlarında gündeme geldi. Bu amaçla hazırlanan projeler arasında Alman mimarlar Otto Ritter ve Helmuth Conu'nun eseri beğenildi ve birkaç küçük değişiklikle uygulamaya konuldu. 30 Mayıs 1906 günü başlanan ve Alman Holzman Firması'nın yürüttüğü inşaatın en güç safhalarından biri, denize kazık çakılması işlemiydi. Bina, denizdeki bu kazıklar üstünde yükselecekti.
Aylar süren çalışma sonucu her biri 21 metre uzunluğunda ve suya karşı yalıtılmış bin 700 kazık denize çakıldı. Mimarisi Alman 'Yeni Rönesans' üslubunda gerçekleştirilen binanın planı bir tarafı uzun 'U' şeklindeydi ve planın ortasında geniş koridorların iki tarafında geniş ve yüksek tavanlı odalar sıralanıyordu. Odaların tavanları tek tek kalem işi nakışlarla süslenmiş, tavanların dört köşesine de o zamanlar demiryollarının amblemi olan kanatlı tekerlekler resmedilmişti
Binanın temelinde Hereke'den getirilen pembe granitler kullanıldı
Dış yüzünde ise Lefke-Osmaneli'den getirilen açık nefti renkli taşlar kullanılmıştı. Bu taşların özelliği orta sertlikte, kolay işlenebilmesi ve her türlü hava koşuluna dayanıklı olmasıydı. Binanın yapımı için İtalya'dan özel olarak taş ustaları getirilmiş, göz alıcı vitraylar ise O.Linneman tarafından özenle hazırlanmıştı.
Binanın çatısı Alman mimarisinde çok kullanılan 'dik çatı' üslubunda ve ahşap olarak yapılmış, kaplamasında da arduaz çatı örtüsü kullanılmıştı. Ön cephesinin şatafatlı ve görkemli görünüşüne karşılık, peronlara bakan bölümüne sadelik hakimdi.
Gar Binası'nın açılışı, 19 Ağustos 1908 günü yapıldı
Ama inşaat sürüyordu. Binanın tümüyle bitirilmesi, 1909 yılının Kasım ayını buldu. Gar binasının hizmete girmesinden sonra artık ihtiyacı karşılayamaz hale gelen küçük iskele binası yıkıldı, yerine mimar Vedat (Tek) Bey tarafından yeni bir bina yapıldı.
tebrıkler ercan bey
ben de kucuk bılgıyle katkım olsun ıstedım
sevgıyle
Merhaba ;
Kompozisyon, renk uyumu, netlik ve kadrajı güzel, kutlarım, emeklerinize sağlık.
Saygılarımla,
1cevap verilmiş