FotoKritik

Amatör ve profesyonel fotoğraf tutkunlarının paylaşma alanı

Fotoğrafların tam boylarını görmek için üye olun


..piano piano bacaksız..

"...Böylece dünya yedinci gezegen oldu..
Dünya öyle sıradan bir gezegen değildir. Orada yüzonbir kral, yedibin coğrafyacı, dokuzyüzbin iş adamı, yedibuçuk milyon sarhoş, üçyüzonbir milyon kendini beğenmiş.. yani, hemen hemen iki milyar insan yaşar.."


"Küçük Prens".. Antoine de Saınt- Exupery


Sev.’e..
..
.

Eleştiri ve Yorumlar

just_man Engin Çakır
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 4
Estetik 3
Teknik 2
Ortalama 3.0

Kadrajlama ve kompozisyonu çok beğendim. İyi bir anlatım gücüne ulaşmış. Ancak kontrastlığın yoğunluğu tekne üstünde doku kaybı yaratmış. İyi bir çalışma. elinize sağlık. Sevgilerimle.. İyi çalışmalar...

13.04.2006 22:02 tarihinde yazılmış
Paradiselost Birol Üzmez
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0


Küçük Prens

Karlı soğuk bir kış günü sıkıca giyinmiş tam dışarı çıkıyordum ki, gökyüzünde bir şeyin salındığını gördüm. Gagasında bir paket taşıyan bir martıydı bu. Paketi ayaklarımın dibine bırakıp hızla uzaklaştı. Paketi alıp hemen açtım. Bu bir kitaptı. Dışarı çıkmaktan vazgeçip hemen geri içeri girdim. Kitabın üzerinde Küçük Prens yazıyordu.Yazan Antoıne De Saınt-Exupery. Bizim Antoıne idi bu. Heyacanla okumaya başladım."

1907 yılında Lyon'da Rhone ırmağının kıyısında bir çocuk, ırmağın yeşil sularına bakıyor. Ellerini askılı pantolonunun ceplerine sokmuş. Dudaklarını sımsıkı kapamış, gözlerini kısmış. Dağınık saçlarının gölgelediği yüzünde büyük bir ciddiyet var. Belli ki çok önemli şeyler düşünüyor. Ne düşünüyor acaba? Siz de merak ediyorsunuz değil mi? Ben onun martılarla dost olduğunu, sırlarını onlarla paylaştığını biliyorum. Dur bakalım işte şuradaki martı onun en sıkı fıkı olduğu dostu değil mi? Tabii o. Daha birkaç gün önce ipi kopup kaybolan uçurtmamı bulması için onu görevlendirmişti. O da bulup getirmişti uçurtmamı. Çok sevinmiş çok sevinmiştim de hemen bir balık sözü vermiştim martıya. İşte şimdi ona soracağım Antoine'nın ne düşündüğünü. Antonıe kim mi. Irmağın kıyısındaki çocuk canım. İşte o gün uçurtmam kaybolduğunda tanışmıştık.

"Merhaba martı kardeş. Şey.. Sana bir balık sözüm vardı. Biliyor musun ben verdiğim sözü tutarım. Şimdi bir balığım yok ama olacak. Hem sözümü tutmakta geciktiğim için bunu sana iki balık vererek telafi edeceğim. "Bu ikinci balık sözünü ondan Antoine'ın ne düşündüğünü öğrenebilmek için verdim."Antoine öyle ırmağın kıyısına durmuş ne düşünüyor "Cevap vermeyecek işte. Daha dün tanıştığın birine uzun zamandır dost olduğu biri gibi pat diye soru sorulur mu? Baksana beni hiç duymamış gibi davranıyor. "Düşündüm de sana söz verdiğim balıkları belki öğleden sonra verebilirim" Bu yaptığımın doğru olmadığını biliyorum. Bal gibi rüşvet, ama ne yapalım. Durun durun konuşacak. Nereden mi anladım. Bunda ne var canım. Bir martı gagasını havaya kaldırıyorsa konuşacak demektir. Bunu büyükler bile bilir. Neyse susun da dinleyelim. "Şey Antoine mı, babası bütün ırmak ve nehirlerin denize aktığını söylemiş o da o zaman denizler niçin taşmıyor diye düşünüyor. "Biz tam bunları konuşurken ipek yüklü bir el arabası ırmağın kıyısındaki yoldan geçiyor. Antoine'a hafifçe çarpıyor. Aman antoine ırmağa düşecek... Oh neyse iyi giyimli bir bay kolundan tutup kurtarıyor onu. Bu bay ipek tüccarı, Mösyö Pierre. "Dikkat etsene çocuğum. Bak ırmağa düşüyordun. Hem ırmağa biraz uzaktan bakamaz mısın... Gördün mü sende çok korktun.. Adın ne senin. Antoine mı? Hım.. güzel isim. Sen zeki bir çocuğa benziyorsun. "Bak sana bir soru soracağım" Mösyö Pierre elini cebine sokup yarım bir teklik çıkarıyor .Tekliği iki parmağının arasında Antoine' nn yüzüne tutarak "Söyle bakalım bir kilo pamuk mu yoksa bir kilo ipek mi daha ağır." Hiç tereddüt etmeden cevaplıyor Antoıne."Bir kilo demir daha ağır." Ve mösyö Pierre'in şaşkın bakışlarını arkasında bırakıp hızla kayboluyor.

Ah Antoine, bunu bilmeyecek ne vardı ki. İkiside eşit deseydin ya. Yarım teklik senin olur, çeyreğini de bana ödünç verir bende onunla martının balıklarını alırdım.

O günden sonra Antoine'ı hiç görmedim. Pilot olmuş diye duydum. Karlı soğuk bir kış günü sıkıca giyinmiş tam dışarı çıkıyordum ki, gökyüzünde bir şeyin salındığını gördüm. Gagasında bir paket taşıyan bir martıydı bu. Paketi ayaklarımın dibine bırakıp hızla uzaklaştı. Paketi alıp hemen açtım. Bu bir kitaptı. Dışarı çıkmaktan vazgeçip hemen geri içeri girdim. Kitabın üzerinde Küçük Prens yazıyordu.Yazan Antoıne De Saınt-Exupery. Bizim Antoıne idi bu. Heyacanla okumaya başladım.

Kitap insanların doğayla birlikte nasıl kendi kendilerine kayıtsız kaldıklarını anlatıyordu. Onlar için önemli tek şey paraydı. Çünkü her şeyi parayla alıp satıyorlardı. Bunun en önemli nedeniyse çocuksu merak duygusu ve hayal kurma yetilerini kaybetmiş olmalarıydı. Antoine bütün bu gelişmeleri uçağının arızalanmasıyla inmek zorunda kaldığı bir yerde karşılaştığı küçük prensin öyküleriyle anlatıyor. Mini minicik bedeninde kocaman düşler taşıyan küçük prens, insanlarda ki düş yoksunluğuna şaşıp kalıyor. "Pembe kiremitten bir ev gördüm. Penceresinde sardunyalar, damında güvercinler vardı dediğimde bu evi gözlerinde canlandıramıyorlar; yüz bin marklık bir ev gördüm desem gözleri parlıyor. Bunu anlayamıyorum." diyordu. Yalnızca bunu değil büyüklerin daha bir sürü hallerini anlayamayıp küçücük kalbiyle isyan ediyordu. Bütün bir hayatı kurallara dönüştürmüşlerdi. Esnemenin bile bir kuralı vardı. Soru sormanın, oturmanın, kalkmanın. Hayatın kurallardan daha büyük olduğunu bir türlü göremiyorlardı. Bu kurallar öylesine kutsaldı ki, bunlardan herhangi birini çiğnemeniz halinde çok ağır cezalara çarptırılabilirdiniz.

Kendilerini doğanın bir parçası değil de efendisi gibi görüyorlardı. Çok da kötü efendilerdi. Doğayı temiz tutmak için hiçbir çaba göstermedikleri gibi, hep onu nasıl pazarlayacaklarını düşünüyorlardı. Hatta aralarında yıldızları bile satmak isteyenler vardı. Hani insan bedeninin bütün sırlarını bu bedenin neresine vurursak daha fazla acı çektiririz diye öğrenen orta çağ işkencecileri var ya, işte büyükler de doğanın sırlarını sanki ona acı vermek için öğreniyorlardı.

Küçük Prensin en çok şaşırdığı şeylerden biri de büyüklerin yalnızca sahip oldukları şeyi sevmeleriydi. Örneğin çiçeğinden çay yapıp içmedikleri ya da başka bir şekilde kullanmadıkları bir çiçeğin adını bile öğrenmiyorlardı. Bu merak etmeme haliyle çocukları da pek sevmiyorlardı. Çünkü çocuklar çok meraklıydı. Hiç durmadan bu ne, ne oluyor niye oluyor diye sorup, büyükleri kafalarını kullanmaya zorluyorlardı. Büyüklerin alışkanlık ve kurallarının sıcak yatağında hep uykuda olan düşünceleri de bu sorulardan rahatsız oluyorlardı tabii. Kısaca bu büyükler çok tuhaftı.

Kitabı okuyup bitirdiğimde; Rhone ırmağının kıyısındaki olay geldi aklıma.

Şimdi anlıyordum Antoine'ı. Yüreği, hafif bir esintide bile dalgalanacak kadar narin olan ipeği bir kilo demire dönüştürmeye razı olmamıştı.

Yazar: Antoine De Saint-Exupery



06.02.2006 15:56 tarihinde yazılmış
Curious
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

canim benim.. ben bu fotografi cok sevdim ama....!
ne de tatli, cici cici dururmus!
ah yerim ben onu...
sevgilerimi gonderiyorum burdan, cok guzel bir calisma.. siyah beyaz da guzel olmus tabiki.. :)
sevgilerimle

28.01.2006 19:21 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
kyalie Aytül keskin
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

birilerinin aklına esmiş milli egitimin çocuklar ve gençler için önerdigi 100 temel eserden çıkarılacakmış 2 eser ilk akla gelen küçük prens olmuş ...
ne tuhaf degil mi?
çıkarsınlar bakalım bu haber bana çocukluguma ve geride boşa geçmiş 5 yıl olsa da ilk aşkıma dokundugu için çok acı geldi canımı fena halde sıktı...
yazdıkların ve göndermelerin bu sitede küçük bi kitleye hitap ediyor gibi dursada kocaman kitlelere hitap ettigini düşünmekte ve senin gibilere ihtiyaç fazlalıgını bu tarz adamlar çıktıkça piyasaya daha da hissetmekteyim.eminim samed behrengi de sevmişsindir zamanında ...haaa fotograf mı adı yeter :))
sevgilerimle nazan
aytül

28.01.2006 02:50 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 3 cevap yazılmış
Magnum soner yaman
Değerlendirme
Yaratıcılık 4
Kompozisyon 4
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.5

merhabalar nazan kayıkla ve denizle ilgili fotograflarda hep,
balıkçılar kullanılır ya da kurgusal olarak v eya doğal olarak aşıklar ayrıca nedense
çoğunlukla renklidir,kareler,siyah-beyaz ve çocuk yakışmış bu kareye gerçekten de...Tebrik ederim,çok hoş,sevgilerimle,sağlıcakla ve dostça kal,sevgi ve muhabbetlerimle...

14.01.2006 12:02 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
su_
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

ben çok sevdim bu bacaksızı Nazancım...başka bir isim bu kadar yakışmazdı herhalde:)) sb yi daha bi seviyorum ben bu kareye de çok yakıştırdım...ellerine sağlık...devamını bekliyorum:)

29.12.2005 22:45 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
DrDinazor YIGIT SARAC
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

Merhaba Nazan hanım,
leke dagılımının dengeli ve dikkat çekici olduğu çok hoş bir syah beyaz fotoğraf.
Kadraj kullanımı ve kompozisyon çok iyi. Duygu aktarımı üst düzeyde. Tebrik ederim,

Saygılar.

23.12.2005 15:21 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
nahide nahide köroğlu
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 4
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.3

merhaba nazan,
nasılda kaçırmışım çalışmanı,isimlendirme çok güzel....kompozisyondaki çocuk ve yerleştirme gerçekten güzel.... eline sağlık

23.12.2005 13:29 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
fatihsonmez a.fatih sönmez
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

selam
Benim favori fotoğrafçıma da böyle sade,yalın ve anlamlı kareler yakışır tabi ki:).Çocuğun gülümsemesi senin onu çektiğini bilmesiden mi kaynaklı?,öyle de olsa başarılı buldum.Selamlar..

11.12.2005 18:56 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
deyf
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

merhaba
sayılan kadar iyilerde var,
olmasaydı koca binalar temelsiz nasıl ayakta dururlardı...
bir küçük yürek
ufkuna katmış deryaları, masumca gülücükle
umut veriyor biz paslanmışlara
dünya bu
içinde bin bir yaşam saklı...
her gelen kendi ektiğiyle gidiyor
aynı mekanlardan ayrı mekanlara yol alınıyor...
fotoğrafınız ve anlattıkları yürekten sözlere kapı aralarcasına
sizi kutluyorum
selam ve muhabbetlerimle

09.12.2005 16:59 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
SARI Çağrıl Sarı
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

Ben aslında dün gördümdü bu fotografı. Yada önceki gün.. Yalan olmasın.:))
iki kelime iliştirip gitmeye gönlüm rıza gelmedi, bende aklıma iliştirdim, bu piyano yok pardon bacaksız, aman dilim sürçtü seni gidi piyano piyano bacaksızı..
hatta eleştiri kutusuna kadar bile geldimdi..
Kısmet dünden sonraki bugüneymiş. Dünden sonraki diyorum ya sen hemen yanıbaşımızdaki dün anlama cok.. Yanıbasımızdan uzak olan dünü* kastediyorum ben...

Cok güzel bir fotoğraf..
Teknik; ah! anlarım bir gün belki benimde olur bir evim içinde teknik alet edavat, 12-13 anahtarı ver ordan... Işık poz vesaire bozuksa, 24 saat acığız ayrıca... Alo fotograf tamir tesisat yada ufaktan bir eleştiri.. insallah bir gün..

Demem o ki, sizi de düne götürmüş bu kare mutlak.. Çektiğiniz göl** kenarından belli..Kayığa yaslanırken cocugun gülmesinden bir de..
Yanılmıyorumdur insallah...:)

Eline sağlık..


*Eski bir zaman...
**ya da bir Deniz...

08.12.2005 18:52 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
Yansimalar murat korkmaz
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

Nazan merhaba..
bence güzel bir siyah beyaz..
aşırı poz-ışık farkı olmasına rağmen, rahatsız edici bir patlama
ya da karanlıkta kalan kısım olmaması pozlamanın başarısını gösteriyor.
ışıkta kalan tekneye inat, çocuğun gölgede kalmış olması da, ilginç bir ayrıntı..
anlamlı bir tezat yakaladığını düşünüyorum..
kadraj konusunda farklı yorumlar, tavsiyeler verilmiş.. farklı kadrajlar denenebilirdi elbette
ama bence genel manada derinlik yeterli, derinlik arayışı bakımından yeni bir kadraj arayışına gerek olmadığını düşünüyorum bu kare için..
belki kompozisyon babında..
ben yine de en cok karanlıktaki çocuk, aydınlıktaki tekneye takıldım.. güzel olmuş gerçek..
sağlıcakla kal, sevgiyle..

07.12.2005 08:31 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
prolog
Değerlendirme
Yaratıcılık 2
Kompozisyon 2
Estetik 1
Teknik 1
Ortalama 1.5

Merhaba,
Fotografinizi begendim. cocugun durusu sandalin konumu cok hos. fakat bana göre isikta problem var ve etkiyi azaltiyor.
Saglicakla kalin...

07.12.2005 02:13 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
afroblue
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 2
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 2.8

merhaba,

başarılı bir çalışma, tebrik ederim. bir kaç önemim olacak kendime göre.
çocuğun bakışı yönünde boşluk bırakmışsınız, güzel, ancak sol taraftaki objeler çok ağır basmış. ayrıca çocuğun bakışının yönlendirdiği yerde bir obje olmaması sıkıntılı. sağ tarafta çocuğun önünde çok az alan bırakacak şekilde bir kadraj deneyin derim. ozaman kayık ve çocuk arasındaki bağ kuvvetlenecek, dikkat dağılmayacaktır. (ben şöyle elimle kapattım, ve beğendim:). Sandal büyük, çocuk küçük, güzel bir denge oluyor fotoğrafta öyle. sırt sırta vermeleri de daha ön plana çıkıyor. ayrıca ışığın dağılımı da öyle daha iyi oluyor sanki. çok yazdım dimi:).

bu arada ilk bakışta daha alçaktan çekmek bana da mantıklı gelmişti (malım çocuk varya hemen öyle düşündüm), ancak ozaman da sandalın içi kaybolacak ve fotoğrafın derinliği giecekti. yani siz doğrusunu yapmışsınız kanımca.

tebrikler iyi çalışmalar, kadrajı deneyin mutlaka:)

07.12.2005 01:11 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
dpalut dursun palut
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 2
Teknik 2
Ortalama 2.5

olumsuz ışık şartlarına rağmen güzel bir kare çıkartmışsınız.ellerinize sağlık.ışıkla kalın...

06.12.2005 23:00 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
memo_Mehmet Mehmet Gören
Değerlendirme
Yaratıcılık 2
Kompozisyon 2
Estetik 2
Teknik 2
Ortalama 2.0

Merhaba Nazan hanım, daha alçaktan bir bakış açısı daha iyi bir kompozisyon verebilirdi. çocugun yuzundeki gulumseme fotonun renk tercihine,havasına pek uymamış gibi. genel olarak iyi bir çalışma. selamlar..

06.12.2005 22:49 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
Eyi Hakan Eyi
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

en çok fotoğraflanan objelerden biri tekne, ve konulardan bir çocuk... Ama ikisi bir araya gelince yeni bir şey olmuş. Ben sevdim karenizi. Bence ışık ve kontrast da hiç fena değil... Yerleştirmede sağda birazcık daha az, solda birazcık daha fazla yer bırakılabilirmiş...

06.12.2005 22:49 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
tolgatomac M.Tolga Tomaç
Değerlendirme
Yaratıcılık 3
Kompozisyon 3
Estetik 3
Teknik 3
Ortalama 3.0

Nazan hanım ellerinize sağlık.Güzel bir fotoğraf olmuş.Siyah beyazda iyi oturmuş fotoğrafınıza.İleriki çalışmalarınızda başarılar dilerim.

06.12.2005 22:48 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
CARAAZUL Ebru Baraz
Değerlendirme
Yaratıcılık 1
Kompozisyon 2
Estetik 2
Teknik 2
Ortalama 1.8

Nazan Hn merhaba, kompozisyon olarak hoş.. ışık biraz sertmiş, kayığın ön tarafından belli.. birşeyler eksik ama bulamadım :)) sevgiler..

06.12.2005 22:45 tarihinde yazılmış
Bu eleştiriye 1 cevap yazılmış
Kırmızı ile yazılan puanlar hesaba katılmayan puanlardır.

Eleştiri yazmak, puan vermek ve kendi fotoğraflarınızı paylaşmak için üye olun

Fotoğraf Sahibi
nazza nazan turhan
Foto Künye
7.7
Puan
138 görüntülenme 19 adet eleştiri
2 kişi favorilerine eklemiş
06 Aralık 2005 tarihinde yüklenmiş
Portfolyo: Benim Şehrim, Çocuk Kalbim..
Kategoriler: Diğer   İnsan  
Ekipman Teknik Bilgi
Orj. Format:Renkli Pozitif
Diğer Bilgiler (EXIF)
Benim Şehrim, Çocuk Kalbim.. portfolyosundaki diğer fotoğrafları
Diğer kategorisindeki diğer fotolar
İnsan kategorisindeki diğer fotolar

FotoKritik
Hakkımızda
Reklam ve Sponsorluk
İletişim
Ekran Kalibrasyonu
Yardım
Kurallar
Kullanma Kılavuzu
Sık Sorulan Sorular
Tüm Yardım Konuları
© 2004-2008 Nokta Internet Teknolojileri. Fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu fotoğraf sahiplerine aittir.
Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.