.: giza :.
eh artık bir ara vermem gerekti Mısır serisine, ismimiz mıırlı fatih'e çıktığına göre :)
uzunca bir aradan sonra devam edecek...
Eleştiri ve Yorumlar
OnurY
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
2 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
2.8 |
Atın kadrajda fazla yer tuttuğu görüşüne katılıyorum. Fotografı açar açmaz dikkati çeken bir unsur.
Buna sebep veren durum elbette ki kare kadraj tercihi. Kare kadraj çok çekindiğim bir format. Zira daha çekim aşamasında kurgulanması gereken bir unsur. Portre çalışmalarında harika bir format, uygulaması kolay, dikdörtgen kadrajlarda modeli sağa ve sola alma zorunluluğu varken kare formatta modeli ortaya alıp çekimi rahatça yapma kolaylığı var. Üstüne üstlük dikdörtgen kadrajda sağ ve solda temiz boşluk çoğunlukla tercih edilen bir şey (duvar yazısı ya da modeli destekleyen unsurlar haricinde tabi).
Burada kare kadrajı neden tercih ettin bilemedim. Son dönemde popülerliğine mi kapıldın, eğer öyleyse üzücü bir yanılgı olmuş. Yok, sağda ya da solda bozucu etkenler varsa (ki öyle olduğunu sanıyorum) onları göze almaya değermiş. Özellikle de kadrajın solu muhakkak dahil edilmeliymiş. Yalnızca atın kadrajdaki hacmi azaltılmayacakmış aynı zamanda piramitin kenarının devamının sürekliliği de sağlanacakmış.
Bunların haricinde atın biz bakıyor olması, kafasıyla piramit arasındaki geometrik benzerlikler hoş.
Evet söz savunma makamında... :))
3 ay önce yazılmış
smeagol
fatih çam
şimdi ben bu aralar steve mcCurry'nin ufuk çizgisi + diyagonal leke dağılımına taktım ya kafayı, işte o yüzden bu fotoğrafı beğendim galiba.
yazık ki deikey çekmiştim. aslında atın ayaklarını almak yerine de gökyüzüne fazlaca yer vermiştim. hani dikey paylaşsam bu kadar da iyi olmayacaktı...
ama yatay çekeydim çok iyi olurdu dediğin gibi. böylece dikdörtgen kadraj imdadıma yetişirdi. bahsettiğin gibi kare kadrajda portre çekmediğin sü, rece leke dağılımını kontrol etmek kolay değil. hem altın oranlar gibi kılavuzlara da sahip olamıyorsun, ve üreteceğin görüntüyü eğitilmiş bir göz yadırgıyor.
at kadrajda fazla yer alamlıydı bence, o konuda sıkıntı olduğunu düşünmüyorum; zira asıl konukm attı ve bu aslında piramidin fon olarak kullanıldığı bir portreydi. konunun sağ alt köşeden başlayıp piramitte bitmesi önemliydi benim için. atın kameraya bakması fotoğrafı tebessüm ettirebilen bir sıcaklığa taşımıştı... zaten at bana poz vermese paylaşmazdım bunu.
ama biliyorsun kronik dikey kadraj hastalığım var. burada fotoğraf makinem otomatikman dikey durmaya başlamasa çok daha iyi bir fotoğraf çıkabilirmiş. hatta şu "zamanda yolculuk" fotoğrafım kadar iyi bir giza fotoğrafı çıkabilirmiş (biliyorsun çok seviyorum o çalışmamı)
bunun için yatay tutulan kameranın birazcık sola çevrilmesi, piramidin sıkışmaması ve atın sağ tarafının da görülmesi yeterli olurmuş.
yalnız işin tuhaf tarafı, bana yazdığın onca eleştiriye rağmen bu fotoğrafta böyle bir sorun olduğunu yine sen yazana kadar far edemedim. kendi fotoğraflarımı okuma ve kendi çalışmalarımın editörü olabilme konusunda kendimi geliştirmem lazım.
bir de bi şey söyleyeyim mi... piramit hiç olmasa da orası ufuk çizgisi olsa, ben de piramidi kadraja yerleştirmek zorunda hissetmediğimden yukarıdan bir miktar kessem; ufuk çizgisinin altındaki doku ve atın renk tonu ile çok daha iyi bir fotoğraf olurmuş...
neyse, öğrenmeye devam :)
yardımın için hep teşekkürler...
3 ay önce yazılmış
smeagol
fatih çam
eh, o fotoğrafta bisiklet var bi kere :)
şaka bir yana hakikaten ışğın yanında gölgenin ayrı bir unsur olarak kullanılması bakımından şahane fotoğrafmış. bahsettiğin kadar sağlam çalışmaları var gerçekten.
ben haftasonu afsad'ın "belgesel fotoğraf" sempozyumundaydım. orada bir gösteri vardı; aids ile ilgili bir seri. kerim bıra adında bir türk fotoğrafçı, kare kadraj siyah beyazlar çekmiş. www.kerimbora.com da portfolyosunu muhakkak görmen lazım. seride, her bir fotoğraftaki kişinin hikayesi de anlatılıyordu. tarzı tamamen phil borges'a benziyor elemanın.
yine altan bal'ın belgesellerini de çok beğeniyorum ben. onu da altanbal.com da bulursun, yahut fotoroportaj.org'da.
sempozyumda fk'dan özgür çakır'la, soner yaman'la, birol üzmez'le, feryal uludağ'la, figen aydoğdu ile, Ergün Karadağ ile, Adnan Küçğksağır ile tanıştım. Ergun bey sağolsun senin gibi paylaşımcı birisi. Özgür Çakır keyifli, candan biriyimiş; sen tanıyorsun zaten. Bişrol hoca müthiş mütevazı, ve Soner Yaman mütavazı filan değil, adam iyi fotoğrafçı olduğunun farkında değil gibi bir acemi heyecanına sahip :)
ayrıca ayak üstü de olsa Altan Bal ile, Cengiz Oğuz Gümrükçü ile, Ali Öz'le, Nilgün Yuradalan ile sohbet etme şansım oldu.
ilk gün çıkışta AFSAD'dan Kenan Sever hoca ile birlikte Merter Oral segisine gittik, ben ve arkadşaım Volkan (Shiva). orada da AFSAD'dan pek çok kişi ile sohbet ettik. Feryal Uludağ ile de orada tanıştık zaten. sonra Mehmet Özer hoca geldi ve onunla belgesel atölyesini konuştuk, adam heyecanlı biri odluğundan hemen muhabbete daldı.
derken Özcan Yurdalan'ı yakaldım, şahane kitabı için bizzat teşekkür etmek istediğimi söyledim. o da çok sıcak davrandı ve yine belgesel fotoğraf üzerine konuştuk biraz. derken Özcan Yurdalan kolumuzdan tuttu ve "çok güzel bir şey yapıyoruz, gelin" diyerek bizi bir odaya çekti.
masanın etrafında eski kuşak fotoğrafçılar... tam bir sohbet meclisi olmuş, rakılar, meyve suları içiliyor; türküler söyleniyor. merter oral'ın sevdiği türküleri söyleyerek anıyorlarmış onu. biz de Özcan hoca'nın yanındaki sandalyeye oturduk :) benim için rüya gibiydi, tahmin edersin...
etresi gün de tuvaletten çıkınca yandaki lavaboda Coşkun Aral'ı görünce heyecandan "meraba abi" demişim :) sonra onun konuşması sırasında okkalı bir soru sorup kendisiyle birebir konuşma fırsatı da buldum.
özetle, bu fotoğraf sempozyumu çok iyi, verimli geçti benim için. dahası; fotoroporatj.org ve belgeselfotograf.com 'un kurucuları ile tanışmam, ilerisi için bazı kapıları açabilir. yine bazı fotoğraf gösterilerindeki kimi fotoğrafları "çok da iyi" bulmamış olmam da, kendi fotoğrafım adına biraz daha ümitlenmemi de sağladı :)
unutmadan, şu fotoğrafı; senin deviantart'ta gösterdiğin bir galeriye özenip çektim:
http://img91.imageshack.us/img91/4489/img8150cr3.jpg
selamlar.
2 ay önce yazılmış
OnurY
Erdal Kınacıya yazdığın yazının (çok güzel bir yazıydı bu arada) hemen altında çok değer verdiğim mehmet Oğuz'un bir cümlesine takıldım:
Fotoğrafın, aslında çekenin içini şeffaflaştıran bir yöntem olduğunu kabul edersek; biçimi içeriğe tercih etmeyen, öznesini konusunun önüne katmayan, gerçekliği kurgulamaktan sakınan gözlerin vizörün arkasından bakarken ortak kaygıları taşıdığını bilmek rahatlatıcı en azından
Buradan şuraya varmak istiyorum esasında: gerçek anlamda bizi yansıtması gerekiyor çektiğimiz fotoğrafların. Zaman zaman başkalarına özenerek çekimler yapıyoruz, ben bunu özellikle DeviantARTte çok yapıyorum. Burada fotokritikte genel anlamda benim tarzımı yansıtan çalışmalar sunmaya gayret ediyorum. Gerçek şu ki artık alıştığımız, tarzını benimsediğimiz fotoğrafçıların farklı, bambaşka alanlardan çıkardığı kareler ne kadar güzel olursa olsun ısınamıyoruz onlara. Aynen benim bu sitede makro çalışmalarımın ilgi görmemesi gibi :))
Linkteki fotoğraf çok güzel ama asla seni, senin içini senin tarzını yansıtmıyor. Bu fotoğrafın sahibi olmadan gösterseler bana sonra da beş şıklı isim verseler en son sana ait olduğunu söylerdim kesin :))
Bence gerçek anlamda kendimizi yansıtan çalışmalara yönelmeliyiz... Haksız mıyım?
Ama tabi ki zaman zaman farklı tarzlardan çeşitlemeler olacak ama bunları iddialı şekilde sunmadan elbette...
:)
2 ay önce yazılmış
smeagol
fatih çam
o fotoğrafı deneme amaçlı çektim zaten Onur abi. öyle bir tarza istesem de yönelemem çünkü o şekilde göremiyor ve fotoğrafları da okuaymıyorum. o fotoğrafı sırf gösterdiğin fotoğrafçıalra benzer bir görüntü yakalayabiliyor muyum diye denemek için çektim.
:: başıma geleni görmüşsündür. feci bir tecrübe... iki gün önce Özcan Yurdalan'ın akşam bana yaşattığı rüya sonrası her şeyi altüst eden bi olay oldu biliyorsun.
belgesel konuşan iki müthiş belgeselcinin arasında kaldım. başta kendimce ortamı yumuşatayım istedim heyecanlanıp. sonra Erdal Kınacı da kendisine yazdığım özel mesajı değerli buldu ve "bunu köşe'ye de yaz, herkes Özcan bey'e yükleniyor; senin yazın ilaç gibi gelir "dedi.
ben de o alttaki yorumlarda Özcan Yurdalan hakkında oluşan tepkiyi yumuşatmak için Erdal abi'nin de ricası ile yazıyı paylaştım. kelimeleri doğru seçememişim...
Özcan Yurdalan'ın cevabında benim yazıya referanslar oldupunu görünce utandım. "geleneksel belgeselciler deyip rahatlamış arkadaş" dediğini görünce de feci şekilde yanlış anlaşıldığımı gördüm ve çok gücüme gitti bu.
öğleden beri moralim çöktü anlayacağın. fotokritik genelde böyle temel tartışmaların çok ciddiyetle yapıldığı bir yer değildir ya hani, ben de orada panel bildirisi gibi bir cevap veremedim haliyle. haddimi bilmem lazımdı Onur abi, müthiş hayranlık duyduğum iki fotoğrafçının tartışması zoruma gidince "ben kimim" diye sormadan atlayıverdim :(
2 ay önce yazılmış
gul2008
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
3 |
| Kompozisyon |
3 |
| Estetik |
3 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
3.0 |
selam mısırlı fatih bey...........:))
bence lütfen bizi mısır sız bırakmayın...kendimi suçlu hissederim.
oysa ben büyük bir keyifle, sizin bilgi aşkıyla dolu ve güzel karelerinizle yüklü mısır serinizi izliyorum.
yazma sevginiz ve ifadenizde güçlü.umarım bu yeteneğinizide bu satırlarda bırakmazsınız..
ee bende yazmayı seviyormuşum hani...sizden mi geçti ne..fotoğraf altı olmadı , mektup oldu...:)
emeğinize sağlık.nice paylaşımlara.
3 ay önce yazılmış
smeagol
fatih çam
Gülnur hanım,
mısır fotoğrafı epeyce var elimde. belki kahire ve güney mısır olmaz da kuzeydeki şahane sahiller olur paylaşaklarım. ama bu tonlara biraz ara vermek gerek artık :) izleyenler sıkılmadıysa ben sıkılmaya başladım :)
ilginiz için tekrar teşekkürler.
3 ay önce yazılmış
Depeche
Murat Öz
Değerlendirme
| Yaratıcılık |
1 |
| Kompozisyon |
1 |
| Estetik |
1 |
| Teknik |
3 |
| Ortalama |
1.5 |
fatih selam,
uzunca bir surede ben yazamadim fotograflarina.
tonlamalarin yine guzel bence. teknik olrak kadjdaki objelerin yerlseimleri dogru yerlerde. Ancak at bence fotografda fazla yer tutuyor. sanki esas obje at gibi. fotograf ismi ile bence ortusmuyor. Ayrica atin oan fotografciya bakmasi ilginc olmus :)
at arkadaki -bence esas on plana cikmasi gereken - piramiti kapatiyor. dolayisi ile fotograf bence anlatmak istedigi konuyu anlatamiyor.
umarim kirici olmamisimdir..
sevgiler..
3 ay önce yazılmış
gul2008
selamlar bana göre, ana temanın , diğer obje ile kucaklaşması önemli.her farklı göz, farklı çekim ve kadraj sanatçının kimliğinin oluşmasıdır..esprili bir kare.en önemlisi farklı.sadece piramiti tüm gezginler çekebilir değil mi.
3 ay önce yazılmış
smeagol
fatih çam
estağfirullah, kırıcı olmak ne demek...
bu fotoğrafta aslında piramidi vurgulamak istememiştim. benim için bana poz veren at başroldeydi. ama isim verme konusundaki beceriksizliğim nüksetti ve yüklerken isim kısmına "giza" yazıverdim :)
ilgin için teşekkürler.
3 ay önce yazılmış
Depeche
Murat Öz
sozlerinizde haklisiniz. Her fotografcinin kendine has bir uslubu vardir ve olmalidir.
Ancak ilk bakisda fotograf ismi ile at i ben acikcasi ortusduremedim. fotografci fotografina verdigi isim ile izleyeni guduluyor. bende dogalolrak giza ismi ile ati degil piramiti on plana aldim. Hah isim verilmeseydi ozaman isler elbette degisecekti.En azindan benim icin.
yapici elestiriniz icin tesekkurler saygilar..
3 ay önce yazılmış
Eleştiri yazmak, puan vermek ve kendi fotoğraflarınızı paylaşmak için üye olun
|
Fotoğraf Sahibi
smeagol
fatih çam
Foto Künye
36 görüntülenme
3 adet eleştiri
Ekipman
Teknik Bilgi
Hayvan kategorisindeki diğer fotolar
Gezi kategorisindeki diğer fotolar
|